ecotopianetwork

Ekomünard manifesto


” … insanlar Toprak Ana’yı bozma hakkına sahip değildir, Avrupalı beyninin alabileceğinin çok daha ötesinde olan güçler vardır, insanlar bütün ilişkileri ile uyumlu yaşamak zorundadırlar, ya da [aksi takdirde] ilişkileri nihayetinde uyumsuzluğu ortadan kaldıracaktır. İnsanların yanlı [bir şekilde] insanlara önem vermesi –bütünilgili şeylerin doğasının ötesinde olduklarına düşünen Avrupalı ihmalkârlığının davranış tarzı– sadece toptan bir uyumsuzluğa yol açar; ve ihmalkâr insanoğlunun [sayısını] azaltacak bir yeniden düzenleme, anlayışlarının ve kontrollerinin çok daha ötesindeki bir gerçekliğin tadını onlara verecek, ve uyumu tekrar meydana getirecektir.”
Russell Means, Lakota Konuşmacısı, Black Hills, Güney Dakota, Temmuz 1980.

Toplumumuzun elit kesimleri, politikacılar ve kapitalistler, sizden alimünyum kutuları ve kağıtları tekrar kullanmanızı istiyorlar. Tabii ki bunu yapmalısınız. Ama siz bir kalay levhası (ing. tinfoil) ya da bir bira kutusu için suçlulukla etrafta dolaşırken, kendileri sizin üstünüze koydukları yasaları umarsızca çiğnemeye devam ediyorlar. Çokuluslu şirketler, sizi temsil etmek için seçtiğinize inanmaya yönlendirildiğiniz politikacılar tarafından sağlanan, ve kısa-vadede kendilerine kâr sağlayan şeylerden başka hiç bir şeyle ilgilenmeden, dünya’nın kaynaklarını sömürmekteler. Demek ki, onlar [sizi temsil] etmiyorlar.

Avrupa Birliği’nin halkları giderek daha fazla [bir şekilde] Birliğe güvenmemeye başladılar. Bu nedenle bürokratlar cevap olarak, Birliğin güç tabanını oluşturan yalanlara inandırmak için, büyük miktarlardaki halkın parasını ve kaynaklarını kampanyalara harcamaktadırlar. Ve bu bürokratlar güçlerinden o kadar eminlerki, bu yaptıklarını itiraf etmekten hiç çekinmiyorlar. Kahrolsun, muhtamelen bu düşünce silsilesinde bir hata olabileceğini bile algılayamıyorlar: “Bu toplumun alyapısını idare etmek üzere halk tarafından görevlendirildik. Hizmet etmeye başladığımız [halkın] arzuları eğer amaçlarımızla uyumlu olmazsa, cevabımız gündemimizi değiştirmek değil, halkın arzularını değiştirmek olacaktır.” Modern, temsili demokrasi mitosları günümüz toplumuna derinlemesine işlenmiştir.

Bugün karşılaştığımız sorunlar oldukça büyük, ve hergün daha da kötüye gitmekte. Sıradan bir erkeğin/kadının birkaç lambadan tasarruf yapması ya da [tükettiği/kullandığı] kağıdını yeniden üretime [göndermesi] yeterli değildir. Sadece kendi yaşam biçimimizi değil, tüm toplumunkini değiştirmeliyiz. Siz belki çevreye duyarlı olarak yaşayabilirsiniz, ama siyasi/ekonomik yapılar ve gücün, refahın ve kaynakların eşitsiz dağılımı dokunulmadan kaldıkça, elit kesimler bunu yapmayacaklardır. Siz ve ben onları zorlamadıkça, bunu yapmayacaklardır.

Ekomünardlar, günümüz toplumunun açgözlülüğü ile mücadele etmek, ve Özgürlük, Ekoloji & İnsanlık temelli bir yenisini kurmak için, liberter ve anarşist gelenekleri Derin Ekoloji paradigması ile birleştirirler.

Ekomünardlar bir organizasyon oluşturmazlar. Ağ sistemi, evet. Hareket, belki. Ama bireysel teşebbüs, ve aynı zamanda sorumluluk her zaman Ekomünard ideolojisinin temelini oluşturacaktır. Bugünki toplumun hatalarını tekrar etmeyi reddediyoruz. Peter Kropotkin, “gücün olduğu yerde, özgürlük yoktur” demişti. Temsilciler tarafından yönetilmeyi reddediyoruz. Kendi inançlarımızla hareket edeceğiz, ve elit kesimler bize karşı baskı araçlarını kullandıklarında ise zırlamayacağız. Amacımız onların güç-kaynaklarını yoketmektir. Demokrasiyi sıradan insanların kontrolüne geri vermek; ve karşılıklı yardımlaşma, eşitlik ve saygı temelli toplumun inşasına katılmak amacımızdır. Toplum bireylerden oluşur, kurumlardan değil. Sonrakinin, ilkinin gücünü elinden almasına olanak tanıdıkça, sorumluluk hissi dağılacak ve azalacaktır.

Dünya üstünde ve tarih boyunca, pekçok değişik kültür ve toplum, değişik paradigma kümelerine [sahip olarak] varoldular ve varolmaktadırlar. ABD ve Avrupa önderliğindeki günümüz Batı toplumu, bugünün elit kesimlerinin sizi inandırmak istediklerinin karşı konulamaz “doğal yasalar”ın değil, geçmişteki tercihlerin sonucudur. Seçme hakkına sahipsinizdir, ama önce onu sizden çalanlardan geri alırsanız.

Fransız Devrimi, asıl olarak orta sınıflar ve tüccarlar için Özgürlük, Eşitlik & Kardeşlik talep eden bir burjuva devrimiydi. Refah içindeki elit kesimler İnsanlığın sadece bir parçasıdırlar. Günümüz kuşakları, ataları ve ardılları arasında hareket eden, uzun bir çizgide [çizgi üzerindeki] bir [noktadırlar]. İnsanoğlu ise hayvan türlerinden sadece bir tanesidir. Dünya bize ait değildir. Onu tüm yaşayan canlılarla paylaşıyoruz.

Ekomünardlar, Dünya adına, [Dünya’da yaşayan] türler ve gelecek kuşaklar adına, Özgürlük, Ekoloji & İnsanlık için mücadele etmektedir.

Siz de sorunun bir parçasınız. Çözüme katılmak istiyor musunuz?

Derin Ekoloji

“Derin Ekoloji, ekolojik krizin sebebini, liberal kapitalizm ve Marksizmi de içeren, öndegelen modernlik ideolojilerinin merkezinde olan insan-merkezli (ing. anthropocentric) insanlığın sonucu olarak açıklamaktadır. Modern toplumlar doğayı kontrol ederek insanoğlunu maddi yoksunluktan kurtarmayı umarak, insanların da doğanın bir parçası olduğu gerçeğini gözardı ederler. Bu nedenle, doğayı kontrol etme girişimleri, aynı zamanda özgürlüğünü kısıtlayacak ve “kendini-gerçekleştirmesi”ni engelleyecek şekilde, insan davranışlarının da kontrol altına alınması girişimlerine yol açar. Genel olarak, derin ekolojistler tüm canlılar için kendini-gerçekleştirme kuralı ile yönlendirilen, insan-merkezli insanlıktan eko-merkezliğe doğru gitmeyi talep ederler.

Toplumsal ekoloji ekolojik krizi, genelleşmiş insan-merkezciliğin bir sonucu olarak değil de; en aşırı şekilde kapitalizmde var olmakla beraber, devlet sosyalizminde de varolan otoriter toplumsal yapıların bir sonucu olarak görür. Doğanın ahlaksızca tahribatı, elit kesimlerin doğal kaynakları prestij, kâr ve kontrol için yağma ederken diğer insanlar üzerinde tahakküm kurduğu hiyerarşik sistemlerde, tahrip edilmiş toplumsal ilişkileri yansıtmaktadır. Toplumsal ekolojistler, insanlar doğaca şekillendirilmiş olarak kendinden-bilinçliyken; insan yaşamının dayandığı doğal dünyanın zenginliği ile ayrılmaz şekilde ilişkili olan insanoğlunun zenginliğini dikkate alan, küçük-ölçekli, eşitlikçi, anarşist toplumları talep ederler.

Nihayet, ekofeministler ise ekolojik krizi “tahakküm mantığı”nı takip eden babaerkilliğin bir sonucu olarak açıklarlar. Bu mantığa göre, herhangi bir şeye üstün olarak nitelenen, üstün olanın belirleyeceği şekilde “düşük” olanı kullanma hakkına sahiptir. Babaerkillik adı altında, erkeklik, mantıksallık, ruh, ve kültür üstün olarak kabul edilirken; dişillik, duygu, vücut, ve doğa düşük olarak nitelendirilmişlerdir. Görünürdeki “üstün” cinsin üyeleri, [yani] erkekler, geleneksel olarak sadece kadınları köleleştirmemekte, aynı zamanda doğayı da kötüye kullanmaktadır. Tahakkümün mantığı aynı zamanda “diğerlerini” erkeksi, babaerkil nesnelere uyum sağlamaya da zorlar. Böylece, vahşi doğa, aynen “dikbaşlı” bir kadın gibi ehlileştirilmeli, hizaya getirilmeli ve erkeksi arzulara başeğer kılınmalıdır. Ekofeministlere göre, sadece babaerkilliğin parçalanması ile insan ilişkileri ve doğa, tahakküm mantığının kara sonuçlarından kurtularak özgürleşebilir.

Birkaç içsel anlaşmazlığın varlığına rağmen, tüm radikal ekolojistler, endüstriyel kirlenmeyi azaltmayı ve doğal kaynakların daha akıllıca kullanılmasını amaçlayan, ancak modernite’nin araçsal (ing. instrumentalist) doğa bakışı hakkında hiçbir temel değişikliği talep etmeyen “reformist çevrecilerden” kendilerini ayrı tutmaya özen gösterirler. Bunun aksine radikal ekolojistler, bu ve buna ilişkin bakış açılarında, ve yine bunlarla ilgili olan otoriter politik ve sosyo-ekonomik düzenlemelerde kapsamlı değişiklikler olmadıkça, modernitenin doğa üzerinde teknolojik kontrol kurma aracılığı yolu ile refah ve güvenlik kazanma girişiminin, tüm insanoğlunu ve doğal hayatın büyük bir kısmını yokedebilecek bir ekolojik felaket yaratabileceği konusunda ısrarlıdırlar. Radikal ekolojistlerin yirmi yıl öncenin güncel toplumu tarafından reddedilen bazı iddiaları; ekolojik sorunların, bunu yaratan davranışların ve uygulamaların basitçe bir tamirat ile çözülemeyeceğini kabul eden günümüz bir takım ekonomistleri, bilim adamları ve politikacıları tarafından daha dikkatli incelenmektedir.” [s. 1-3].

Kaynak: DÜNYA’NIN GELECEĞİNE İTİRAZ ETMEK: Radikal Ekoloji ve Postmodernite
Michael E. Zimmerman, 1994,
Kaliforniya Üniversitesi Yayınevi, ISBN 0-520-08477-2

“Piyasa ekonomisi karmaşık organik çevreyi, gerçekte sayısız binyıllar boyunca insanlığı desteklemiş olan biosferi01 görmezlikten gelen, basitleştirilmiş organik olmayan bir çevre ile ikame ediyor [değiştiriyor]. Tüm canlı varlıkların dayandığı karmaşık ekolojik ilişkileri daha ilkel olan ile değiştirirken, kapitalizm biosferi sadece basit yaşam formlarını destekleyebilecek bir aşamaya geriletiyor. … Dünya, insanlığı desteklemekten yoksun olacaktır.”

[Bookchin 1980: 230-1]

Önce Dünya!

Vahşi alanlarımızın ciddi ölçüde kurban edildiğine inanıyormusunuz? Vahşi hayatı korumaktansa kendi imajları konusunda kaygılanan tatlı su çevrecilerinden sıkıldınız mı? Uluslararası bir organizasyona üye olmak sizin için yeterli değil mi? Taviz vermenin kokusundan nefret mi ediyordunuz?

Eğer bu sorulardan herhangi birisine evet diyorsanız, o zaman sizin için Önce Dünya!. Önce Dünya! taviz vermeye inanmaz. Biz Dünya’nın önce geldiğine inananların katı çizgisini öneriyoruz. Zaman zaman duygusal, tutkulu, kızgınız; ve gerisinde ise [geri kalan zamanlarda ise] çoşkuluyuz, ama hiçbir zaman neşemizi kaybetmeyiz.

Önce Dünya! etkilidir. Bizim öncü çizgimiz, yani vahşi hayatı korumakta doğrudan eyleme başvurmak sonuç vermektedir. Diğer çevresel grupların vazgeçtiği durumlarda başarılı olduk, ve doğal dünyayı tehdit eden krizler konusunda kamuoyunun ilgisini çektik.

Önce Dünya! diğer çevresel gruplardan farklıdır. Tabandan örgütlenme ve yasal yolları kullanmaktan, sivil itaatsizliğe ve işi bozmaya [sanırım şiddet kullanarak anlamında -ing. monkeywrench] kadar değişiklik gösteren, alet çantamızdaki tüm aletlerin kullanılmasına inanırız.

Önce Dünya! hakkında aklınızda tutmanız gereken ve Önce Dünya!’da aktif ve etkili olmak için bazı öneriler. Her şeyden önce, Önce Dünya! bir organizasyon değil, harekettir. Önce Dünya!’nın hiçbir üyesi yoktur, sadece Önce Dünya!cılar vardır. Biomerkezci, ya da Derin Ekolojist bir inançtır, ve inançlarımızı eyleme dönüştürme pratiğidir.

Önce Dünya! içinde, hayvan hakları [savunucusu] vejeteryanlardan vahşi hayatta av rehberlerine, iş bozuculardan Gandhi’nin sadık takipçilerine, gürültücü orman adamlarından (ing. backwoods buckaroos) düşünceli filozoflara, insan karşıtlarından hümanistlere kadar uzanan geniş bir farklılık olsa da, bir şey üzerinde bir anlaşma vardır; eyleme geçme gereği!

NOT: Bu bir taslaktır, gözden geçirilmektedir…

ÇEVİRİ: Anarşist Bakış

01Dünyanın kara, deniz ve tatlı sularında hayat belirtilerinin olduğu kısımlar.

Kaynak: “The Ecommunard Manifesto”

http://www.internationala.org/aeforum/index.php?tid=124&printtopic

October 13, 2009 - Posted by | anti-endustriyalizm, ekoloji

No comments yet.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: