ecotopianetwork

Sosyal Ekonomi ve Yeni Kooperatifçilik Hareketi – Dr. Hasan Güventürk

GİRİŞ

Demokrasinin temel kuralı, herkesin toplum içinde vatandaşlık hakkını kullanabilmesidir. Her birey bir işe sahip olma hakkına sahiptir. Türkiye Anayasası her vatandaşın yaşına ve cinsiyetine bakılmaksızın eşit haklara sahip olduğunu söyler. Maalesef bu eşit haklar dezavantajlı vatandaşlara iş sağlamada yetersiz kalmaktadır. Sorun sadece Türkiye’de değildir, bütün toplumlarda dezavantajlı vatandaşlar aynı sorunla karşı karşıyadır.

SOSYAL EKONOMİ

İlk elde sosyal amaçları olan, demokratik değer yargıları üzerine kurulmuş ve resmi sektörden bağımsız faaliyetlerdir. Organizasyon yapıları; dernek, vakıf veya kooperatif olabilir. Topluma veya üyelerine yönelik çalışan, asıl amaçları kar gütmek olamayan faaliyetlerdir.

Sosyal ekonomi endüstriyel gelişimle ortaya çıkan bir ekonomik modeldir. Avrupa’da endüstri devrimi ile toplumda bazı sıkıntılar doğmuştur. Bu sıkıntıların çözüm arayışları sosyal ekonomiyi doğurmuştur. 18. yüzyıl başlarında Katolik kilisesinin harmonisi ile çözümler üretilmeye çalışılmıştır. Ancak 18. yy sonlarında bu harmoni çözüm üretemez duruma geldi. Sosyal ekonomi terimi ilk başlarda tutucu çevreler tarafından kullanılmaktaydı (sosyal tutucular). Bu dönemde toplumdaki sosyal patlamaları ve devrimleri önlemek için sosyal ekonomi terimi ortaya atıldı. Ancak sosyal ekonominin gelişmesi 19. yy.da gerçekleşti. Sosyal ekonomi terimini ilk kullanan kişi Frederich Le Playdir.

Sosyal muhafazakarlar toplumsal barışı devam ettirmek için bu modeli kullanmışlardır. Ancak sosyalistler sosyal ekonomi terimini kendi yorumlarını katarak kullandılar. Dönemin anarşistleri de bu terimi kullanmıştır (Bu terimi en çok kullanan kişi Kropotkin). Ortaya çıkma nedeni sermaye-insan çelişkisine barışçı bir çözüm bulma arayışıdır. Sonuçta 3 farklı yorum gelişmiştir:

1. Sosyal Muhafazakarlar
2. Ütopik sosyalistler
3. Liberallerin yorumları.

19. yy.da muhafazakarlar ve sosyalistlerin yorumladığı sosyal ekonomi halen Avrupa’da her iki akım tarafından yorumlanmaktadır. Şimdilerde muhafazakarlar Avrupa’daki aile yapısını koruduğunu düşündüğü için bu yapıyı desteklemektedir. Şu anda bu iki yapı en çok İtalya’da mevcut.

1. Kilise’nin önderliğindeki muhafazakarlar
2. İtalyan Komünist Partisi’nin yorumu.

Sosyal ekonomi aslında ekonomiyi yeniden örgütleme şeklidir. Sosyal ekonominin gelişmesi topluma yeniden bakışı ve sosyal bilimleri de geliştirmiştir. Tüm bu sermaye-insan çelişkisi sosyoloji ile birlikte gitmektedir.
Sosyal ekonomi ülkeden ülkeye de farklı yorumlanmaktadır. Bu farklılık ülkelerin ihtiyaçlarındaki farklılıktan kaynaklanmaktadır. Örneğin İtalya’da hem Komünist Parti’nin hem de Kilisenin kooperatiflerinde hiyerarşik bir yapı mevcut. İsveç’te ise kooperatifler oldukça demokratik yapılar. İtalya’da kooperatifler devletin hizmet vermediği alanlarda gelişmiştir. Ancak İsveç’te devletin hizmet verdiği alanlarda verilen hizmete eleştirel olarak gelişmiştir.

1844 yılı Avrupa’da sosyal ekonomi’nin gelişmesi için önemli bir tarihtir. Bu yıl İngiltere Menchester’da dokumacılar tarafından ilk kooperatif olan Rochdale Kooperatifi kurulmuştur. O dönemde işverenler çalışan işçilere çok yüksek ücretle yemek satarak işçilere ödedikleri ücretleri geri alıyorlardı. İşçiler bunun önüne geçebilmek için yiyecek kooperatifi kurdular.

Aynı dönemlerde (1825) bir fabrika sahibi olan Robert Owen işçi hakları için çalışmış ve adaletin olduğu ütopik bir toplum kurmaya çalışmıştır. Daha sonra fabrikasını işçilere satmıştır. İşte bu iki olay sosyal ekonominin tartışılmasına yol açmıştır.

Rochdale ve Robert Owen işçi ve işveren arasında orta noktada yer aldığından her iki grup ta birbirine şüphe ile yaklaşmıştır. 1845 yılında Marks’ın Kominist Manifesto’yu yayınladı ve sistemin tamamen değişmesi gerektiğini söyledi. Ancak Rochdale ve Robert Owen sistemin bu tampon yöntemlerle kontrol edilebileceğini savundu. Bu nedenle işçiler sosyal ekonomiye şüphe ile karşılaştı. Halen bu şüpheli yaklaşım devam etmektedir.

O dönemde işçilerin sahip olduğu çok az kooperatif görülüyor. Bunun nedeni sosyal demokratların kooperatiflere özel sektör gibi yaklaşmalarıdır. Ancak yine de çeşitli sosyal kooperatifler görülüyor. 19. yy sonlarında karşılıklı sigorta şirketleri , işsizlik kasaları sosyal ekonomi olarak gelişti. Ancak bu döneme sosyal demokratların şüpheciliği damgasını vurdu. Bu nedenle işsizlik kasası ve sosyal sigorta devlet kasasına alındı. Kooperatif olarak kurulanlar da zamanla devlet içine alındı. Sosyal demokratların devletçi yapıları vardı ve toplumu bu şekilde örgütledi. Kooperatifler ise bağımsız örgütlerdi ve kontrol etmek imkansızdı. Demokratlar herkese eşit hizmet vermek istiyorlardı. Kooperatifler ise bağımsızdı ve özel kişilere hizmet veriyorlardı. Bu sorun halen karşımıza çıkmaktadır.

1890’larda kurulan kooperatifler sermaye ile birlikte kurulmuştur. Bunlar geleneksel kooperatifler olarak adlandırılmaktadır. 20. yy başında hiç işçi sınıfının kurduğu kooperatif görülmüyor. İşverenlerin kurduğu bu kooperatiflere geleneksel kooperatifler denmektedir. Ancak kooperatifler büyüdükçe demokratik yapılarını kaybetmiştir. Post endüstriyel dönemde daha az insan çalışarak daha fazla ürün alınmaya başlamıştır. Bugün İsveç’te toplam nüfusun %2’si tarımla uğraşmaktadır ancak eskiye oranla daha fazla ürün alınmaktadır. Avrupa’da post endüstriyel dönemin soysal ekonomiyi güçlendireceği ve giderek ülke bütçesinin büyük bir bölümünü oluşturacağı düşünülmektedir. Post endüstriyel dönemin başlamasıyla yeni kooperatifçilik anlayışını geliştirmek için kooperatif geliştirme merkezleri kurulmuştur.

İsveç’te 1940-50-60’larda sosyal ekonomiden hiç bahsedilmiyor, çünkü devlet refah devleti olarak toplumu örgütlemiş ve her konuda topluma servis sağlamıştır. 1980’lerden itibaren aynı türden çelişkiler ortaya çıkmaya başladığından sosyal ekonomi tekrar tartışılmaya başlanmıştır. Küreselleşme ve sosyal devletin zayıflaması birlikte etki yaparak sosyal ekonominin gelişimini sağlamıştır. Şu anda İsveç’te tüm partiler sosyal ekonomiye ılımlı bakmaktadır.

• Liberaller ekonomiyi özelleştiren kişiler olarak bakıyor,
• Muhafazakarlar aileye önem veren yapılar olarak görüyor,
• Yeşiller ve sol partiler toplumun yeniden örgütlenmesi ve sosyal adaletin sağlanması olarak görüyor.

Şu anda İsveç’te sosyal ekonomi içerisindeki en önemli gelişme sosyal şirketler (sosyal iş kooperatifleri) alanında görülüyor. Bunun nedeni bu kooperatiflerin iş piyasası dışına itilmiş geliştirdiği yapılar olması. Son yıllarda İsveç’te sosyal ekonomiye ilgi çok artmıştır. Hükümet İş Piyasası ve Teknik Gelişme Merkezi aracılığıyla sosyal işletmeler konusunda araştırmalar yapmakta ve bu işletmelerin verimliliği analiz edilmektedir. Ayrıca tüm belediyeler sosyal işletme geliştirme programları başlatmıştır.

A) Geleneksel Organizasyonlar
● Küçük organizasyonlar,
● Esnaf Kefalet Kooperatifleri,
● Geleneksel kooperatifçilik
● Yeni kooperatifçilik
B) Gönüllü Organizasyonları
• Halk örgütlenmeleri,
• Alkol karşı örgütlenmeler,
• STK’lar,
• Yetişkin organizasyonları,
• İlgi organizasyonları,
• Romatizma dernekleri,
• Spor dernekleri,
• Sağlık dernekleri,
• Vakıflar.

YEREL KALKINMADA SOSYAL EKONOMİNİN ROLÜ

Amaç yerel ekonominin kalkınmasıdır. İsveç’te yerel kalkınmanın gerçekleşmesi için öncelikle kırsal kesim üzerinde çalışılmıştır. Özellikle insanlarının göç etmesi engellenmeye çalışılmıştır. 1980 ve 90 yıllarda köylerdeki okullar göç nedeniyle kapanmış ve köylerde yaşayan yaşlıların bakımı sağlanamamaya başlanmış. Sosyal kooperatifçilik anlayışı böylelikle kırsal kesimde gelişmeye başlamış, şehirlerde ise işsizliğin çözümü için sosyal kooperatifçilik uygulanmaya başlanmıştır. Kuzey İsveç’teki işsizliği önleyebilmek için bu bölgede çok sayıda turizm kooperatifi kurulmuş, banliyölerdeki işsizliği önleyebilmek için de özellikle göçmenler için yeni sosyal kooperatifler kurulmuştur. Bu bölgelerde özellikle evlerde hizmet kooperatifleri açılmıştır.
Bu alanlarda kurulan kooperatifler;

• Ceatiring
• Cafe
• Meyve satışı
• Fuarlar
• Mum üretimi
• Halıcılık
• Elbise üretimi

SOSYAL İŞ KOOPERATİFLERİ VE SOSYAL FİRMALAR

Sosyal iş kooperatifleri ve sosyal firmaların amacı, iş hayatına giremeyen insanlara iş ortamı sağlamaktır. Sosyal firmaların amacı kâr etmek değil, sosyal gelişime katkı sunmak ve katılımcılığı artırmaktır.
Sosyal işletmelerin temelinde;

1. Empowerment: Kişinin kendi hakkında kara verme gücü
2. Entegrasyon: Toplumun kişiye duyduğu ihtiyacı hissetme isteği
3. Demokrasi açılımı: İnsanların karar verme süreçlerine katılımı
4. Ticari zihniyet: İş yapmaya yönelik düşünce bulunmaktadır.

Kooperatifçilik, toplumu iş hayatına karşı örgütlemektir.

Yeni Kooperatifçilik Geleneksel kooperatiflerden farklı olarak durumlarından memnun olmayan dezavantajlı grupların geliştirdiği, temel amacı sosyal bir sorunu çözmek olan ve üyelerine istihdam olanağı sağlayan kuruluşlardır. Yeni Kooperatifçilik, kişinin kendi sorunlarına, devlet veya belediye tarafından çözüm bulamadığı zaman kurulan demokratik kuruluşlardır.

Yeni Kooperatifçilik Avrupa Birliği ülkelerinde ve özellikle İsveç’te dezavantajlı grupların istihdam sorunlarının çözümünde yaygın olarak kullanılmaktadır. Her birey kendi günlük yaşantısı hakkında karar verme hakkına sahiptir. Bu temel anlayıştan yola çıkarak geliştirilmiş olan yeni kooperatifçilik hareketi üyelerine;

• Kendi günlük yaşantısı üzerinde karar verme hakkı,
• İşi üzerinde söz sahibi olma hakkı,
• Her üyeye öneri verme hakkı,
• Dinleme yeteneği
• Çalışabilme hakkı,
• Örgütlenme hakkı
• Takım ruhu ve
• Özgüven kazandırır.

İsveç’te kooperatif geliştirme merkezleri ilk olarak 20 yıl önce kurulmuştur. Geleneksel kooperatifler ise 1800’lü yılların sonralında kurulmaya başlanmıştır. İlk geleneksel kooperatifler gıda alanında açılmıştır. Bu kooperatifleri; konut amaçlı kooperatifler, sigorta kooperatifleri ve cenaze kooperatifleri izlemiştir. 1987 yılında refah devletinin krize girmesiyle devlet işsizlik sorununun çözümünü kooperatif geliştirme merkezlerine yüklemiştir.
Bu hareketin gelişiminin temel nedenleri;

• Yeni türden işsizliğe çözüm üretmek,
• Anne ve babalara yeni olanaklar sağlamaktır.

Yeni kooperatifçilikte yedi prensip vardır.

• İş konsepti, piyasa araştırması,
• Müşteri,
• Para,
• Yardım,
• Bütçe,
• Rehber, Koç
• Öneriler.

Kooperatif açarken temel amaçlar;

1. Bireyin güçlenmesi:

Bireyin kendine güvenmesi: Özellikle zihinsel engelliler açısından önemli bir başlıktır. Çünkü; toplum ve aile bu bireylerden ağırlıklı olarak hiçbir beklenti içinde değildir. Emporwerment: Kişinin hayatı hakkında karar verme gücüdür. Bu tanım kooperatifin temel düşüncesini oluşturmaktadır.

2. Grubun Gelişmesi:

İnsanların birbirini tanıması: Düşüncelerini açık bir şekilde birbirlerine aktarabilmeleri ve bunu yaparken de gurubun ön yargısızca karşı tarafı kabullenmesi .Gurup gelişimi içerisinde İnsanlar; mecburi bağımlılıktan ,bağımsızlığa ve ardından da gönüllü bağlılığa geçer. Böylelikle kişi kendine olan güveni sayesinde; “Ben her şeyin üstesinden gelebilirim” diyebilir.

Mecburi bağımlılık Bağımsızlık Gönüllü bağlılık
Karşılıklı Bağlılık
İstekli Bağlılık

İSVEÇ’TEN SAYISAL VERİLER

İsveç’te hükümet ülke ve il bazında yıllık planlama yapar.
İsveç’te 20.000 kooperatif bulunmaktadır.
15.000 idari dernek bulunmaktadır.
20.000 ile 50.000 arası vakıf bulunmaktadır.
40.000 sosyal şirket bulunmaktadır.
Avrupa da 250.000 firma kooperatifi, 150 milyon üye, 6 milyon çalışan ,2 milyon dernek, 10 milyon dernek çalışanı bulunmaktadır ve Avrupa ekonomisinin %10’nu bu faaliyetle oluşturmaktadır.

http://www.yesilvesol.org/belgeler/yesilvesolkitapcik.doc

October 15, 2009 - Posted by | anti-endustriyalizm, kooperatifler vb modeller, ozyonetim, sistem karsitligi

No comments yet.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: