ecotopianetwork

Gezegenin Savunulmasında Kitle Seferberliği

Frank Joseph Smecker
Değişim için hareket

Tüm gezegen tehlikedeyken, en önemli kararlar alınırken neden kimse kenarda durup seyretmek istesin ki? 2009 yılı gecikmesi öncesinde, dünyanın en etkili ve güçlü bireyleri birden fazla kez tüm gezegenin ekonomik ve ekolojik geleceğini tartışmak için toplanacak.<a

24- 25 Eylül boyunca, G-20 Zirvesi Pittsburgh, Pennsylvania’da gerçekleştirilecek. Yirmi en güçlü sanayi ülkesinden dünyanın en güçlü oyuncuları, "çevreci mühendislik örneği" David L. Lawrence Convention Center’da son mali çöküşün yanı sıra küreselleşmede iklim değişikliğinin ekonomik sonuçlarını görüşmek üzere toplanıyor olacaklar.

Daha sonra, bu yıl, 7- 18 Aralık’ta, aynı güçlü oyuncular küresel ısınma ve iklim değişikliğini görüşmek üzere Kopenhag’a akın edecekler. Küresel elitlerin, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı (COP15 – Oldukça uygun kısaltmış soyadı), iklim değişikliğine çözüm bulmak yanında, 2012 yılında sona erecek beyhude Kyoto Protokolü'nün yerini alacak yeni anlaşma mekanizmaları kurmak konusunda toplantısı ilgi çekici olacaktır.

Suçluluk, dünyanın seçkin omuzlarına düşüyor.

Küreselleşmenin, post-sömürgecilik ve erken imparatorluk inşasının modern uzantısı olduğu uzun zamandır anlaşıldı. Her hareket, dünya üzerinde yerlilere yapılan soykırımın arkasında olmuştur. İnsan ve insan olmayan yaşamlar pahasına servetin bir iktidar elit azınlığın elinde merkezleşmesini kolaylaştırmıştır. Bu, ne kadar retoriksel olarak bükülmüş olsa da demokratik değildir. Çoğu durumda, küreselleşmeyi övenler doğrudan yararlananlardır. Gerçekler gerçektir: 1960’da ABD şirket CEO'ları ortalama işçi maaşının "kırk katını alıyordu; bugün ortalama işçinin aldıklarından üç yüz kere daha fazla alıyorlar. 1983 ve 1995 arası ABD’de, yüzde kırklık alt düzey hane halkı zenginliğinin yüzde seksenini kaybetti; yüzde birlik kısım ise artık tüm servetin yüzde kırklık bölümüne sahiptir". (1) Haddi zatında çoğu ABD’li borç içinde. ABD’li yüzde onluk bir kısım, tüm gayrimenkul, şirket hisse senedi ve tahvillerin üçte dördüne sahip. Başka bir rapor, benzer verileri bulur: "% 2’lik, dünyanın en zengin insanları, dünya zenginliğinin% 50'sinden fazlasına sahipken %50’lik yoksullar %1’ine sahip. Ve dünyanın en zengin 225 kişisinin geliri en yoksul 2.7 milyarın [toplu servetine] eşittir. "[2] Küresel ekonomik ilişkiler konusunda, küresel ticaret fazlalaştıkça, Üçüncü Dünya borcu yükseliyor. Birinci ve Üçüncü Dünya arasındaki zenginlik farkı ABD’dekinden çok daha devasa .

Küreselleşme genellikle serbest ticaret gibi bir yaklaşımla desteklenir. Ama hepimiz, serbest ticaretin, “serbest” kelimesinin temsil ettiği gibi tehlikesizliğin yanından yöresinden geçmediğini biliyoruz. Özgürlük (serbestlik çn) zenginliğin dengesiz dağılımına hizmet etmez; özellikle servet gücün açık bir ifadesi olunca. Özgürlük, bu dünyanın en büyük finans kuruluşları ile işbirliği yapmayı reddeden ülkeler üzerine zorunlu yaptırımlara hizmet etmez. Özgürlük, siyah giyinmiş dişlerine kadar zırhlı, plastik mermi, biber spreyi, cop ve sapık vahşetin diğer silahlarıyla kuşanmış polis tarafından korunan herhangi bir özel kapalı görüşmeye hizmet etmez.

Birçoğumuz artık serbest ticaretin bir edebikelâm olduğunu, hükümetlerle iş birliği halindeki sınır ötesi şirketler tarafından dünyanın önemli finans kuruluşlarının banknot tomarlarıyla yapılan birçok hırsızlık ve cinayetlerin üstünün örttüğünün farkındayız. Küresel ticaretin kaynaklarının üzerinde yükseldiği alanın keşfedilmek üzere bekleyen boş bir alan olduğuna gerçekten inanan kimse var mı? Bu topraklar gönüllü olarak sadece Nike ve Kola karşılığında mı teslim edildi?
Pittsburgh’un G 20 delegelerini muhalif çetelerden koruyan aşırı tedbirler alması bir sürpriz mi? Çelik şehre ABD’de üç nehri koruyan sahil koruma da dahil binlerce ek polis kuvveti geliyor. Wall Street Journal’da bir makale, "Bu şehirde 900’de az polis memuru var ama 1.000 devlet-polis memurları da dahil olmak üzere toplam olarak geçici 3.100 polis memuru alıyor. Devletin Ulusal Muhafız olan 2.000 askeri bulunan yakındaki bir tugay, uyarı geldiğinde harekete geçmeye hazır bekliyor." Tüm bu ekstra güvenlik maliyeti, belediye başkanı ofisine göre 19.5 milyon doları bulabilir. Hükümet 10 milyon dolar, Pennsyvania 4.3 milyon dolar veriyor. Beklenen maliyeti 2 milyon dolar tüm polis memurları için kişisel-mali sorumluluk sigortası ve 1.2 milyon dolar yiyecek ve su buna dahil. "[3]

Bu açıkça, hükümetin emperyal kaslarını devreye sokarken, finansal kurumlar ve onların uluslararası işbirlikçi sülalelerinin kârı özelleştirip maliyeti yansıttığını, yani çaldığını göstermektedir. Her zaman olduğu gibi, kimsenin sınırları aşmaması, sanayi ve üretimin popüler talep tarafından engellenmesinin önlenmesi için devletin rolü terör tiyatrosunu yönetmektir.

Dünyanın Seçkinlerinin Hayata Karşı Suçla Mesul Tutulması

Elitist üçlü yönetim sadece ücret, toprağın ve kaynakların hırsızlığından değil aynı zamanda insan türünün yok olmasından da sorumlu. Küresel ısınma ve iklim değişikliği çağımızın en ürkütücü tehdidi belki de. Ama küresel ısınma olmasa bile, sanayi kültürü gezegeni hala öldürüyor olacaktı. Daha önce hiç görülmemiş bir ölçekte gerçekleşen türlerin yok olması hala gerçekleşebilirdi. Okyanuslardan giden büyük balıklar ve yüzde 95'i kesilmiş orijinal bitki örtülü ormanlarıyla, gezegenin çeşitliliğinin sürdürülebilirliği tartışmalı bir noktaya gelmiştir. ABD’deki her nehir, akarsu ve dere kanserojen madde ile karışmış, içme suyu dudaklarımızdan gittikçe daha uzaklara itilmiştir. Ve hatta eğer kömürü "temiz" yakmak için karbon, kükürt dioksit ve cıvayı ayırsak bile, asla temiz olmayacak: dağlar kömür erişimi için hala yedek ekskavatörler ve amonyum nitrat tarafından parça parça olacaktır. Barajlar somon ve yavrularını öldürüyor. Cep telefonu kuleleri göçmen kuşların uçuş yollarına zarar veriyor. Dioksin her anne sütünü zehirliyor. Uranyum tortusu, mayınlı topraklara zorla gönderilen yerlilere ölüm cezası dağıtıyor. En berbatı, tüm bunların ve daha fazlasının küresel ısınma ile aklın alamayacağı şekilde kötüleşmesi.

Küresel ısınma ve bütün bu umutsuz koşulların ortak noktası endüstriyel üretimin sonuçları olmasıdır. Çevre kirliliğinin yüzde doksan yedisi sanayi kaynaklıdır. Savaş zamanlarında (veya, çılgınca, bazen savaştan kaçınmak için şufa hakkı olarak) kullanılan kitle imha silahları sanayi tarafından sağlandı. İklim değişikliğine yol açan sera gazı emisyonları sanayi tarafından püskürtülüyor. Endüstri kaynaklaı sorunları istediğiniz kadar çoğaltabilirisiniz. Ve daha önemlisi, hükümetler, uluslararası şirketler ve finansal kurumlar tarafından yönetilen sanayi. Yani, G-20 gibi birliktelikler.

Küresel ısınma hâlâ bir gerçek ve sonuçları tek başına bir mezarlıktır. Eğer şimdi sera gazı emisyonlarının daha da durdurmak için hareket etmezsek, buzul ve kutuplardaki buzların erimesi, deniz seviyesinin yükselmesi, seller, kuraklık ve çölleşmenin genişlemesi karşı karşıya kalacağımız gerçeklikler. Geleceğimizin zaten, dünyanın en güçlü ve en zengin insanları tarafından tercih edilen ekonomik davranış tarafından işgal edilmiş olduğunu söylemek abartı olmayacaktır.

Yanlış Çözümlere Hayır Demek

Dünyadaki hükümetlerin, dünyanın sorunlarını çözme konusunda "eski tas eski hamam" yaklaşımın fazla bir şey olmayacak şekilde bazı anlaşmalar yapmak durumunda kalmaları ihtimali oldukça fazla. Zirve sonrasında kendi ülkelerine dönen delegelere piyasa tabanlı çözümlerin küresel topluma iletilen bir ürün olmadığına dair baskı oluşturmak insanların sorumluluğundadır.

Halk boğazına kadar yanlış çözümlere batmış durumda. Biyoyakıt, örneğin, çok tehlikeli bir kurgu. Biyoyakıta ilişkin olarak, ben Wendell Berry’nin Eylül '09 Sonrası adlı son deneme yazısından bir alıntı yapmak istiyorum:

Bazılarının şimdi yaptığı gibi, gıda üretimi yerine "biyoyakıt" üretimi için tarım arazi kullanımının doğru olup olmadığı sorusunu ortaya çıkartıyor. Birçok yiyeceğimiz için olduğu gibi bu yakıt üretildiğinde de arazi, yakın ve sevgi dolu bakım olmadan tükenebilir bir kaynak olur. Biyoyakıt bir tarla ve dünya değiştiren teknoloji ürünü olduğu gibi cehalet ve ahlaki dikkatsizlik ürünüdür de aynı zamanda. [4]

Hükümet tarafından benimsemiş olan başka bir yanlış çözüm, karbon ticareti gibi (salım) üst sınır ve ticaret modeli. Bu yöntem, Avrupa'da oldukça uzun bir yıldır kullanılıyor ve ne oluyor biliyor musunuz? Emisyonda hiçbir azalma olmamıştır. Özetle, karbon ticareti küresel ısınmadan kâr yapmanın bir yoludur – gezegen yandıkça zengin olmak için, tabiri caizse. [5]

Öte yandan, İklim Adaleti için Hareketlilik bazı temel çözümler sunar:

-Karbon ticareti ve telafisine veya nükleer enerji, agrofuels veya "temiz kömür" gibi diğer sahte çözümlere başvurmadan, bu geçişten etkilenenlerin haklarını koruyarak esaslı bir şekilde emisyon azaltmak.

– Fosil yakıtları toprakta bırakmak.

– Yeniden üretim ve tüketimi yerelleştirme, yerel marketler ve kooperatif ekonomilere öncelik vermek.

– Adem-i merkeziyetçi hizmet sistemi ve topluluk kontrollü temiz yenilenebilir enerji

– Yerlilerin toprak haklarını uygulayan kaynak koruma hakkı ve enerji, ormanlar, tohum, toprak ve su üzerinde kurumsal denetimin sonlandırılması.

-Ormanların yok olmasının ve onun altında yatan nedenlerin sonlandırılması, uluslararası yaptırımlar ve ahşap kullanma tarifeleri uygulamasıyla birlikte, öncelikle ormanda yaşayan yerli halklar tarafından yönetilen büyük bir orman restorasyonu.

– Kuzey’de ve elitler tarafından Güney’deki aşırı tüketimin sonlandırılması.

– Kuzey hükümetlerin ekolojik borçlarının ödenmesi ve Küresel Güney'deki halklar için kaynak çıkartan şirketler.

Harekete Geçmek

Gelecek hafta sonu büyük bir şeyin, gezegenin sağlığına kavuşması için mücadelenin başlangıcı olacak. Çünkü, dünyanın en etkili yirmi endüstriyel ulusların iktidar elitleri bir araya geliyor, çünkü sanayinin gezegenin ekolojik altyapısının sistematik bozulmasında su götürmez sorumluluğundan dolayı, gezegenin savunulması için mücedelenin Pittsburgh’da başlaması bir anlam ifade ediyor.

Ardından, 30 Kasım’da Seattle’da, tarihi DTÖ (Dünya Ticaret Örgütü) toplantılarının devre dışı bırakılmasının onuncu yıldönümü dolayısıyla, ABD’de iklim adaleti için pek çok kişi seferber olacak ikinci en önemli başka bir kitle seferberliği ise COP15 (Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı) çerçevesinde düzenlenecek. Herkesin bu olaylardan en az birine girmesi önemlidir. İyi bir başlangıç noktası http://www.actforclimatejustice.org ziyaret etmek olabilir.

her eylemcinin gerçekten şık bir takım elbise giymesi fena olmaz mı? Binlerce kişinin şık ve çevik görünümlü olduğunu hayal edin. Polisin aktivisleri konferansa katılanlardan ayırt etmesi oldukça güçleşir.

Çeviri: Sibel

http://www.hayvanozgurlugu.com/news.php?extend.417

October 16, 2009 - Posted by | eko-savunma, ekoloji, isyan, sistem karsitligi, somuru / tahakkum

No comments yet.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: