ecotopianetwork

ALDIRMAYANLARIN UMURSAMASINI SAĞLAYACAK SİHİRLİ KELİMELERİM YOK

ALDIRMAYANLARIN UMURSAMASINI SAĞLAYACAK SİHİRLİ KELİMELERİM YOK

Camille Marino
negotiationisover.com

İnsan davranışını lekesiz lensler aracılığıyla görüyorum. Belki de insanları diğer hissetme yeteneği olan canlıların da saygı ve şefkati hakettiğine ikna etmeye bu kadar az önem vermemin sebebi budur. Hayvan haklarının ahlaki gerekliliğini anlıyorum. Ve temellere saldırarak bu hedefi büyütmem gerekiyor: dayandıkları iğrenç sömürü biçimlerini sürdürebilmek için nüfusumuzun umursamazlığına yaslanan kapitalist yapıya yani. Bu gezegen üzerinde sınırlı sayıda senem kaldı. Bu seneleri bencilliklerinden, umursamazlıklarından ve cehaletlerinden tiksinmemden alınan gangster mentalitesine pezevenlik yaparak geçirmeyi reddediyorum. Bu dünyadan ayrıldığımda, çetelerin saçma sapan öfkesine rağmen değişimi etkilemiş olacağım. Ben umursamaya başladığımdan beri insanlar değişmediler. Ve yakında da değişmelerini beklemiyorum.

Geceleri okula gidiyorum. Her gün gün boyunca çalışıyorum ve sınıfa zamanında gidebilmek için Manhattan’dan geçiyorum. Sosyoekonomik sınıfların Grand Central İstasyonu’na boşalıp hemen küçük gruplara ayrılmasını izliyorum. İşçiler, ofis çalışanları yer altına iniyor ve oradan da kasabalarına gidebilmek için pislik dolu metroya biniyorlar. Orta sınıf asalaklar ve bir dirhem bir çekirdek giyinmiş kapitalistlerin hızla aceleyle yürüdüğünü, kendinden alt sınıfta bulunanlarla göz kontağı kurmaktan kaçındığını görüyorum. Bu insanlarla elbette başka yörelere gidiyorlar… genelde Connecticut ve New Jersey’e. Başka bazı insanlar da şehrin içkısımlarına doğru gözden kayboluyorlar. Bunlar iş çıkış saatinde oluyor.

Sınıflarım akşam 9 -11 arasında, tabii bir gecede kaç ders sıkıştırabileceğime bağlı bu. Ben de böylece Brooklyn’e gitmek için Grand Central İstasyonu’na doğru yol alıyorum. Ve bana öyle göründü ki koca New York şehrinde evsiz insanlardan, hem aç hem pislik içinde terminal boyunca pis yerlerde sağa sola sıkışmış yatan bu insanlardan rahatsız olan bir tek bendim galiba. İş çıkış saatlerinde evsizlerle evlerine gidenler arasındaki zıtlık gerçekten rahatsız ediciydi; ama daha az trafik olan saatlerde insanlar arasındaki kopukluk göz alıyordu gerçekten. Gülünç derecede pahalı eğitimimi nasıl ödeyeceğimle alakalı kendi problemlerim vardı (kapitalistler öğrenmenin fiyatının yüksek tutuyor) ama birkaç dolarım olsaydı (resmen 2 dolarım vardı), bu parayı evsizlerden birisine verecektim. Fark eden tek kişi ben miydim? Neden benden para olarak daha iyi durumda olan birisi farketmiyordu? Bir sonuca ulaşmak için parlak bir zihin sahibi olmaya gerek yok:

Her gün yüzyüze geldiği hatta en az günde 2 kez gördüğü insanların acılarına dikkat etmemek daha kolaydı. Evsiz insanlar tıpkı uğruna mücadele ettiğim hayvanlar gibi toplumun haklarından mahrum bırakılmış ve “daha az” üyeleriydiler. İnsanlar farketseydiler harekete geçmeleri gerekirdi, en azından umursamaları gerekirdi.

Milyonlarca hayvan barınaklarda ızdırap çekip ölürken neden kapitalist pisliklerin çıkar amacıyla kedi ve köpekleri üremeye zorlamasına izin veriyoruz? Çünkü cahil insanlar bir talep yaratıyorlar. Neden fabrika çiftçiliğinin dehşeti sosyal bilinçten uzak tutuluyor? Çünkü cehalet olmasa, insanlar hayvanların etlerini ve salgılarını böyle zevkle yiyemezlerdi. Neden milyonlarca hayvan kafeslerde esir tutulup en korkunç işkencelere maruz bırakılıyor? Çünkü insanlar cahil kalmayı tercih ediyorlar. Bir çok insan hayvanlara yapılan işkence denemeleri bittiğinde insan deneylerinin başlayacağını bilmiyor. Ancak kapitalist sistem toplumun derin cehaletinden güç alıyor. Koca sistemin işlevini yerine getirmesi için sadece bir tek ortak özellik var: umursamazlık.

Hayvan soykırımının en dolaysız sonuçlarından birisi insanın davranışını değiştirmek zorunda olduğudur. Eğer insanlar bir bütün olarak kendi türlerinden üyeler acı çekerken gözlerini başka tarafa çevirmeyi daha kolay buluyorsa, kafeslerden, bölmelerden, zincirlerden, kan damlayan parçalanmış vücutlardan, korku ve acı çeken bu canlılardan gelen çığlıkları görmeleri için bu insanlara ne söyleyeceğimi ya da yapabileceğimi bilemiyorum. İnsanlara bu suçlardaki suç ortaklıklarını anlamalarını sağlayacak sihirli kelimelerim yok.

Gurula bir uçta duruyorum-katliama devam etmeyi reddeden uçtayım. Ve davranışlarını küçümsediğim insanlar ise diğer uçta duruyorlar-işkence ve soykırımda suç ortakları onlar. Ve taviz vermek yok. Eğer burada ya da orada, bir yerde birisinin fikrini değiştirebilirsem, harika! Ama pazarlık söz konusu olamaz.

Bu yüzden ben de ortada yatana saldırmaya odaklanmayı seçtim. Paralarını toplumun zerre kadar değeri olmayan üyelerini sömürerek kazananlar. Davranışlarını etkileyebileceklerimiz işte bu insanlar. Şiddetten kazanç sağlanmayacağına ikna etmemiz gerekenler işte bu insanlar. Sadistler rahat bir şekilde para kazanamadığında hayvanlar hayatla alakalı haklarına sahip olabilecekler. Onların ifşa edilmesi gerekiyor. Onların durdurulması gerekiyor. Sistemin çözülmesi ve hiyerarşinin çökertilmesi gerekiyor.

Çeviri: CemC

http://www.hayvanozgurlugu.com/news.php?extend.415

October 27, 2009 - Posted by | sistem karsitligi, somuru / tahakkum, türcülük, doğa / hayvan özgürlüğü

No comments yet.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: