ecotopianetwork

Gizemli Dogu Gerçekçi Batı – Emet Degirmenci

Günümüzün endüstriyel toplumunda insanlar kendilerini dengelemek için çeşitli yollar arıyorlar. Kimileri var olan tüketim toplumu çarklarına kapılıp kendini daha çok tüketmeye verirken kimileri de eski kültürlerin yaşam biçimlerini keşfetmeye çalışıyorlar. Yakınımızda olan Avustralya Aborijinleri ve Yeni Zelanda Maorilerinin kültürlerinde hala güncelliğini koruyan ögeler var ve biz onlardan öğrenmeye devam ediyoruz.

Çoğumuz Avustralya gibi batılı bir toplum içinde yaşarken iki kültürü sürekli kıyaslarız. Her ne kadar kapitalist küreselleşme dünyanın her yerinde kendi değerlerini dayatıyorsa da hala Doğu Batı arasındaki farklılıklar barizdir. İçinden geldiğimiz doğu toplumunun gizemli değerlerinin derinliği vardır. Batı toplumunun değerleri ise var olanı hızlı algılayıp yaşamda hızlı hareket etmeye yöneliktir. Batılılar yaşam yolunda akıl yoluyla ilerleyip yaşamı kolaylaştırmaya çalıştıklarını vurgularlar. Biz ise yaşamda derinlik bulmazsak tatminsizlik duyuyoruz. Kısacası yaşama birbirinden epey farklı pencerelerden bakıp farklı yorumlar getiriyoruz. Örneğin, batılılar insanın evrendeki yeri ve gelecek yaşam üzerine (doğum tarihine ve doğum saati verilerine göre) astrolojik verilere dayanarak yorum getirirler. Eski Çin kültüründe ise insan evrenin bir parçası olarak evrensel bir bütünlük içinde kavranıyor. Çin kozmolojisindeki beş birim (ağac, ateş, toprak, metal ve su) doğa kanunları ve evrensel ilkelere dayanılarak açıklanır.

Bilim insanlarına göre herşeyin ilk oluşumu “Big Bang” denilen büyük patlamayla açıklanır. Darwin’in evrim teorisiyle canlıların vücudundaki yapı taşları DNA lardaki değişim acıklanmaya çalışılır. Çinliler ise evrende herşeyin “ying-yang” kavramıyla açıklarlar. Ying-yang ise bibirini tamamlayan iki zıt kutbun bir araya gelip bütünü oluşturması demektir.

Diyalektik düşüncede konu edilen zıtların birliği yaşamın ta kendisidir. Ying-Yang, yaşamın zaten birbirini tamamlayan siyah ve beyaz renkleridir, kadın ve erkekdir, acı ve mutluluktur … Hatta bilgisayar dili olan sıfır ve bir sayılarından oluşan ikili (binary) sistemin de ying-yang anlayışına dayandığı söylenir.

Oysa günümüzün post-modern toplumunda eski kültürlere ait materyallerin satışına yönelik bir endüstri de geliştiriliyor. Birçok yoga çeşidi bir çok doğal tedavi yöntemi bulabilirsiniz. Mevlana felsefesini, Sufı müziği batılıların pazarladığını görüyoruz. Batılıların bunları keşfetmesi elbette küçümsenemez. Ama bir kültürün özümsenmesi, iki ay Hindistan’a giderek yoga öğrenip, bir ay Turkiye’de kalıp Sufı müzik eğitimi almaktan öte birşey olsa gerek. Feng Shiu anlayışına göre evinin mobilyalarını düzenlemek, Perulu yerlilerin bitki köklerinden elde ettikleri doğal hapı almakla Transandantal Meditasyon yapmakla endüstriyel toplumun ağırlığından bir parça kurtulabiliriz belki. Fakat kendi kafamızı ve toplumu değiştirmedikçe bu iyileşmelerin hepsi geçici olacaktır.

Avustralya’da ve dünyanın çeşitli yerlerinde çok kültürlülük, Doğunun gizemiyle ve Batının rasyonelliğinin bir arada yaşayabilmesi olmalı. Belki böylece insanlar kendilerini içinde yaşadıkları topluma daha az yabancı hissederler. Belki böylece doğal tedavi yöntemleri daha kalıcı olur. Böylece toplumlar da kendini iyileştirme adı altında daha kalıcı adımlar atılabilir. Kendini iyileştirme (healing) de nasıl kendi içimizdeki enerji akışını engelleyen seylere karşı bir çaba içinde oluyorsak toplumdaki enerjiyi tıkayan anlayışları aşmak gerekiyor.

November 20, 2009 - Posted by | antropoloji, arkeoloji, yerli - yerel halklar

No comments yet.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: