ecotopianetwork

YEŞİL YERLEŞİM PLANLAMASI

Prof. Dr. Semih ERYILDIZ e-mail:  eryildiz@metu.edu.tr

Prof. Dr. Demet IRKLI ERYILDIZ e-mail: idemet@metu.edu.tr  

YAKLAŞIM ÇERÇEVESİ 

Çağrısında “Türkiye nasıl yeşillenir” sorusunu soran “Yeşil Ekonomi Konferansı”nda “yeşil çözüm önerileri” için tartışılması istenen başlıklar “yeşil ekonomi, çözüm önerileri, “yeni –yeşil- düzen”, cinsiyet, yoksulluk -için-yeşil perspektifler, permakültür, ve eğitim” olarak sıralanabilir. 

Çağrı metninde çalışmaya başlamak için “Finansal ve Ekolojik Krizlerin Boyutları”na işaret edilmektedir. Yaşadığımız “krizlerin” büyüklüğü, hele çevreyle ilgili krizin öldürücülüğü değerlendirmesinde oydaşlık sağlanabilir. Finans sistemi var olan düzeni yansıttığı gibi, değiştirme ihtimalini içinde barındırır. 

Bu kabulün doğal sonucu olarak“eko krizin,  toplum ve finansla ilgili kurulu düzeninin sonucu olduğu” dur. “Neden-sonuç arasındaki karşılıklı ilişki çözümlemesi”nden de var olan finansal krizin temelinde ekolojik kriz olduğu çıkarılabilir. Bu durumda toplumsal ve finansal krizin aşılması ile ilgili anahtarın çevre ile ilgili planlama ve tasarımda olduğu sonucuna varılabilir.

Sorunun nasıl çözüleceği nedenlerinin analizi ile ortaya cıkabilir. Önyargılarımız, alışkanlıklarımız, sorunları kolaycı ve ucuz yollarla aşma ile sınırlanmıştır. Üretim süreçleri, yapı ve yerleşimler ekolojik krizin temelini oluşturmakta ve ekonomik krizlerin tekrarlanmasına neden olmaktadır. 

“Yeşil Ekonomi Konferansı”na, planlama ve eko-tasarım alanında çalışan bilim insanlarının, akademik birikimleri ile katılma nedeni ise ekonomi ile ekolojik planlamanın örtüşmesidir. 

İnsan Yerleşimleri kaçak ve çarpık yapılaşma, bina kaliteleri ve planlama sorunlarından dolayı karışık ve büyük boyutlarda sorunla karşı karşıya bulunmaktadır.  Bu çok boyutlu, karmaşık ve acil sorunlar karşısında doğaya eskisinden daha az zarar veren, enerji, su, besin ihtiyacını kendi içinde ve çevresinde karşılayan daha sağlıklı tasarlanmış ve malzemeleri seçilmiş yapılaşma, kendi kendilerine yeterlikleri ile afetlerde çevrelerini ve toplumu sürdürebilir. Ekolojik anlayışla tasarlanan yerleşimler daha konforlu ve sağlıklı yaşam kadar, afet güvenliği de sağladığı için daha verimli, üreten, güvenilir olması nedeniyle de daha çok arzu ve talep edilen çevrelerdir.   

Son krizin “mortagace bunalımı” ile tetiklenmesi rastlantı olarak görülemez. Krizi aşmayı ve yeni yeşil düzeni yaygın ve genel uygulama haline ancak ekonomi düzeni getirebilir.

ÖNERİLER 

EKOPLANLAMA ve TASARIM 

Eko yerleşimlerde enerji ve su depolama, koruma, yeniden kullanma ile hane halkları için yakın çevrede besin üretimi sistemleri planlamanın içselleşmiş ve ayrılmaz bir parçasıdır.  Ekoloji ilkeleriyle tasarlanmış yapılar güvenli, yeniden kullanılabilir ve sağlıklı malzemelerle inşa edilmektedir.   

Planlama ve tasarım çalışmalarımıza edilgen ve etken güneşten yararlanma yöntemlerini ekleyerek enerji gereksinimlerini karşılayabiliriz. Bu alandaki en önemli katkı planlama ve tasarımda eko becerilerin zorunlu uygulamalar haline getirilmesi ile başlayacaktır. Güneş toplayıcılarıyla yapılarda su, ısıtma yanında binanın ısıtılması ve soğutulması ve ısının mekanik enerjiye dönüştürülmesi yoluyla diğer gereksinimlerini karşılayabiliriz. Yapılar elektrik enerjisi gereksinimini kabuğuna, çatısına, duvar, balkon veya yakınlarına yerleştirilecek güneş pilleri ile karşılayabilir, bunlara uygun ortam bulunduğunda güneş, rüzgâr ve jeotermal enerjiden yararlanabilirler. 

MEKAN PALANLAMASINDA YENİ DÜZEN 

Çalışma ve dinlence için üretilen fabrika, atölye, büro, sahil, dağ, kır gibi ikinci, üçüncü konut gibi mekanların üretimi, altyapısı, bakımı, aydınlatılması ve ısıtılması için gerekli maliyet ve çabanın da en aza inmesine katkı sağlamış olmaktadır. Bütün bu yukarıda sayılanlar bir afet halinde kentlinin öz yeterliğini uzun süre sağlamanın en önemli güvencesidir.

İnsanın oturduğu yerde çalışması, çevresinin yeşil ve maviyle donanması dinlence için ayrı mekân gereksinimini de sadece değişiklik gereği ile sınırlamaktadır. Böylece insan üç ayrı alanda bir şeytan üçgeni içinde gidip gelmekle geçen ve hiçbirini kendisi ile özdeş saymamaya başladığı için hepsinden yabancılaştığı mekânlar arasında gidip gelmekten kurtulabilir. Bunun mekânsal ve çevreyle ilgili değerlerinin yanı sıra ekonomik değeri de tartışılmazdır. 

SU TOPLA YERLEŞİM İÇİN 

Yapılarımızın içindeki ve çevresindeki su düzeni ve sıhhi tesisat donanımının çalışma ilkeleri değiştirilerek yapılarımız ve çevresinde yaşayan insanların su gereksinimi karşılanabilir. Yanlış uygulamalar ve önyargılar nedeniyle yoğun kirletici gibi kabul edilmiş bulunan atıklardan ayrılan suları binalarımızda basit fiziksel bir arıtma tertibatından geçirdikten sonra tekrar kullanmak olasıdır.  Öncelikle katı atık ve üremizi ve aşırı deterjanlanmış suları su şebekemizden ayırabiliriz.

Ayrıca ve kompostlayıcı tuvaletler aracılığıyla ayırıp stokladığımız katı atıklarımız öğütücülerin öğüttüğü mutfak organik atıklarıyla birleştirilerek gübre olarak kent çiftliğinin girdisi olmaya gönderilmektedir.

Su kaynakları, göl ve toplama havzalarını böylece korunmaktadır.        

Suları çatı, sarnıç, dere, kuyu ve şehir sularına ekleyerek seyreltebilir, vasfını yükseltebiliriz. Doğadan su harmanlanması denen bu tekniklerin tümünü bir arada kullanarak tasarruf edilmiş su tüketicisi olmaya yönelebiliriz.

Su fazlamızı kent çiftliği için sulamada kullanabilir veya şehir şebekesine satabiliriz.

Yapılarımızın bahçe, çatı, balkon, bodrum, eve bitişik sera ve diğer iç mekânlarımızın bir bölümünde ve parklarımızda, bazı yol kenarlarında topladığımızı suyu, kompostladığımız atıklarımızı ve ailemizin emek ve bilgi gücünü kullanarak besin vb. ihtiyaçlarımızın bir bölümünü karşılayabiliriz.

Kent çiftliği dediğimiz ve dünyada olağanüstü hızla yeniden yaygınlaşan bu tür uygulamalar ülkemiz geçmişine, geleneklerine ve kent dokularına son derece uygundur.

PERMAKÜLTÜR VE EKOPEYZAJ

Günümüzdeki uygulamalar nedeniyle yeşillenmekte zorlanan kentlerimiz yenilenebilir peyzaj diye de adlandırılan bu tür uygulamalarla bağ, bahçe, bostan dokularına kavuşabilir ve hatta bostan dokularına yeniden kavuşarak eski yeşil dokularına kavuşabilir. İşsiz, yaşlı ve çocuklar üretici olur.

Kas gücü ataletlerinin yarattığı psikolojik sorunlar, gevşeme, sağlıksız şişmanlama sorunları azalır. Çocuklar doğayı unutmaz. 

Taze ürün tüketmek olanağı doğar. İnsanların tekdüzeleştirilmiş tarım alanlarına, fabrikalara ve ulaşıma bağımlılığı azaltır. 

Kentliler kendi sebzesini, meyvesini, konservesini, tavuğunu, balığını, mantarını kent içinde etini, sütünü, peynirini ise kent eteklerinde üretebilir. Binlerce yıllık bu alışkanlıkların yeniden keşfi hem insanların atıklarını doğaya dönüştürmekte hem de kentli insanların ihtiyaçlarını en katıksız, bekletilmemiş, taşırken örselenmemiş, bayatlamamış, kimyasallarla kirlenmemiş biçimde dalından koparmasını sağlamaktadır. 

Atıklarımız kaynağa dönüşür. Yapılar ve yapılardan oluşan kentler yeşille ve doğayla barışır. İnsanoğlu şimdiki yağmacı ve tüketici durumu yerine doğada birkaç ağaç gibi yararlı hale dönüşür. 

Günümüzde yapı, çevresi ve kentlerde yeterli besin üretimi hem günümüz koşullarının geri dönülmez bir dayatması olarak gündemdedir hem de otuzlu yılların çözülemeyen kent içi tarım sağlık sorunları artık hiçbir biçimde bahane teşkil etmeyecek bir biçimde çözülmüştür. 

Kentte tarım üretimi artık gerçekleşmesine hiçbir olanak bulunmayan bir düşe dönüşen ‘refah devleti söyleminin tam istihdamına’ bir alternatif olarak gelişmektedir. 

SONUÇ  

Yukarıda sıralanan uygulamaların kent yönetimine yararları ise sadece insanın besin ve diğer tüketim araçlarının taşımasından doğan kaynak tüketimi ve kirlenmenin sınırlandırılmasıyla kalmamaktadır.  

  • Akademik- teknik ve araştırma çalışmaları,
  • Örneklerin ortaya çıkarılması ve tanıtımı,
  • Eko eğitim ile toplum ve birey dimağında yaygınlaşma,

Elbette eko krizin aşılması yolunda bizim yaşamımızı vakfettiğimiz ve çok önemli alanlardır 

Ancak ekolojinin kent planlaması ve tasarımda uygulanmasının temel ilkeleri tam ve mutlak olarak bu ve benzeri ekonomi konferansları çerçevesinde önerilebilir ve uygulanabilir. 

Üretim süreçlerini ve toplumsal yaşamı yönlendiren ekonomik süreçler olduğuna göre eko üretim ve planlama süreçlerine dönüşüm için ekonomik çerçevede devrimci bir değişim zorunludur.

http://www.yesilekonomi.org/images/stories/docs/halilsemiheryildiz.doc

December 9, 2009 - Posted by | ekokoy - permakultur, ekoloji, kent yasami, kir yasami

No comments yet.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: