ecotopianetwork

Ekolojik Bir Topluma Doğru – Murray Bookchin


İnsan, çevresi ile birlikte insandır. Tek başına var olması ve varlığını sürdürmesi beklenemez. Hiç kimse yoktur ki çevresine –hem fiziksel, hem de zihinsel- duyarsız kalarak yaşayabilmiş olsun. Aynı şey, yalnız insanlar için değil canlı cansız tüm varlıklar için de geçerlidir. İşte çevrebilim (ekoloji), bu ortak yaşanacak olan “çevre”nin bilinçle değerlendirilmesi, dengesidir.

İnsan, belki doğasında bulunan belki sonradan kazandığı bir yeti ile tahakküm ve zorlamayı sever ve kendinden zayıf olana hükmetme arzusunu içinde taşır. Bu yüzden mücadele eder ve bu yüzden hayatta kalma savaşı verir. “doğayı tahakküm altına alma” fikri de buradan doğmuştur denebilir. İnsanlık, hayatını kolaylaştıran tüm doğa kaynaklı etkenleri bir kenara bırakmış ve doğanın gücünü zorlama yoluna gitmiştir. Günümüz toplumlarının içinde bulunduğu kapitalizmin de en büyük vurgusu bunun üzerinedir: doğayı kontrol et, hayatını kolaylaştır.

Modern insana aşılanan bu duygu, insani değerleri körelterek hassasiyetleri ortadan yavaş yavaş kaldırmaktadır. Bunun en önemli ayağını da kendinin dışında kimseyi, hiçbir canlıyı ve cansızı düşünmeden bencilce yaşaması oluşturur. Bu bencillik sebebiyle de doğal dengeyi sarsacak, düzenleri bozacak hareketlerden geri durmamıştır.

Ekoloji, salt bir çevre hareketi değil, bir toplum ve bilim felsefesi, anti-hiyerarşik ve anti-otoriter bir toplum projesi, bir eylem ve yaşam tarzıdır.

Bu uzun girişten sonra kitabın içeriğinden bahsedebiliriz. Kitabın özü: bugün yüz yüze olduğumuz çevreyle ilgili sorunların özünü yakalama çabasıdır: yani toplumsal ilişkilerde tahakküm ve ekonomik ilişkilerde rekabet. Bu çok önemli iki etken, bize dünyanın hor kullanılmasını açıklayan en kısa ve anlamlı ifadelerdir. Genel tema olarak bu tespitlerin yanında, esas hedefin konuya, tutarlı, özgürlükçü ve diyalektik bir bakış açısıyla bakmaya duyulan ihtiyaç olduğu söylenebilir. Zira ekoloji, çoğu kez dillerde sakız olmuş bir kavram olagelmiş, gerçek anlamının ötesinde hatta tam tersine doğanın kullanımını kolaylaştırdığı önyargısından kurtarılmalıdır.

20. yüzyılın ikinci yarısı yani düşünsel arayışların ve yeni toplumsal hareketlerin ortaya çıkışına tanık oldu. Sınıf, cinsiyet, ırk, milliyet ve düşünce ayrımlarını sorgulayan bu hareketler arasında en büyük etkiyi ise ekoloji hareketi yaptı. Artık özgürlük ve bilinçte temellene bir ekolojik toplumsal felsefeyle bir ekolojik doğa felsefesini birleştirmenin zamanı gelmiştir.

Ekoloji hareketi, insanın zorlanıp doğaya teslim olması savunusu değildir. Ekolojik dengenin insanın lehte ya da aleyhte görünen her türlü korunumu aslında insan da dahil tüm canlıların lehinedir. Teknoloji ve bilim elbette var olacak ve elbette insanlığın gelişimi için çabalayacaktır. Ancak görevimiz, teknolojinin vaatlerini, yani yaratıcı potansiyelini, onun tahrip kapasitesinden ayırmaktır. Böyle yapınca, sorun olarak gördüğümüz birçok mesele kendiliğinden hallolmuş olur. Yani insanın gerek duyduğu şey ileri teknolojileri toptan devre dışı bırakmak değil teknolojiyi yeni çevre dengesine sahip dünyanın ahengine katılacak şekilde düzenlemek ve geliştirmektir.

Devrim yalnız kurumları ve ekonomik ilişkileri değil, canlı ya da cansız tüm evrenle girdiğimiz ilişkileri, bilinci, yaşamı yorumlayışımızı, arzularımızı da kucaklamalıdır. Bunun için yalnız ataerkil aileye değil, tüm toplumsal sınıflara ve mülkiyet biçimlerine karşı olan özgürlükçü bir bilinç ve eylem tarzı geliştirmelidir.

Toplumla ekolojinin ilişkilerini iyi okumak ve bu ilişkinin seyrine doğru, anlamlı yönlendirmelerde bulunmak gerekir. Modern toplum, kendine has kültürel birikimi sayesinde, insanın doğayla kavgasını endüstri öncesi toplumlardan kızıştırmaya yatkındır. İnsanlık, ekolojiye müdahale etmekten hiçbir zaman geri durmamıştır ancak endüstri devrimi sonrasındaki zamanlarda çevrenin üzerindeki baskı, doğal görünmeye ve dolayısıyla rahatsızlık vermemeye başlamıştır. Teknik, doğru yer ve zamanda yerince ve yeterince kullanılmalıdır. “teknoloji insanlığın bir uzantısı olmaktan çıkar; insanlık teknolojinin uzantısı halinde gelir” (sh.46)

Elbette çevreye karşı bu acımasız yaklaşımın kaynağı ihtiyaç ambalajına saklanıyordur. Buna karşı biz, yeni bir ihtiyaç anlayışı geliştirmeliyiz. Bu, medyanın dikte ettiği “ihtiyaçlar”a değil, sağlıklı bir yaşamı destekleyen ve bireysel isteklerimizin ifadesi olan ihtiyaçlara dair bir anlayış olmalıdır. (sh.47)

Ekolojik hareketin hedefleri bellidir; hareket bugün bazı bakımlardan gemi azıya almış çevre tahribatına karşı geciktirme eylemi yürütmektedir. Diğer taraftan ekolojinin aslında hayatın neresinde olduğunu diğer insanlara da anlatan, çevreci bilim ve teknolojiyi savunarak insanın doğayla ilişkilerini devrimci bir yaklaşımla yeniden yaratıcı bir hareketin içindedir.

Doğal dünyanın, zenginliğini ve potansiyellerini ortaya serip gerçekleştirebilmesi için, belli bir oranda kendiliğinden bir gelişmenin dümen suyuna girmesine izin verilmelidir; elbette, doğanın öz bilinçli ve öz etkin kıldığı insan bilincinin ve yönetiminin bilgisi ışığında.

Toplum ile doğa ilişkisini değerlendirirken dikkat edilmesi gereken şey, doğaya hükmetmenin insanın insan üzerindeki tahakkümünden kaynaklandığını, doğal dünya ile ahenkli bir ilişki kurma yolunun toplumsal dünyanın ahenkli kılınmasından geçtiğini görmemiz gerek.

Ekoloji, yalnız boş kırları, ormanları değil daha çok ve daha yoğun şehirleri ilgilendirir. Ve şehrin doğa içindeki yerinin bilinmesi, aslında çevre bilincinin yaygınlaşması açısından olağanüstü önem taşır. İdealle gerçek arasında sıkışan kent planlaması, bir mit olarak ortaya çıkmaktadır. Söz konusu mit, bu görünüşteki disiplinin kendine yakıştırdığı soy ağacı ve adlandırma sisteminden, bizzat “kent planlama” teriminden kaynaklanır. Planlama sözcüğü, kaba bir ihlal eylemini anlatır yalnızca. Modern zihniyet için “planlama” düzensizliğe düzen getiren, tesadüf ve olumsallığı insanca anlamlı tasarım içinde örgütleyen rasyonalite ve kavramsal amaçlılık demektir. Bu durumda doğallığı istenen ve ekolojinin önemli faktörü olan kent nerede kaldı?

Ekoloji konusunda Marksizm de kapitalizmden aşağı kalır bir tahribata sebep olmamıştır. Marksizm sınıflar, ekonomi ve iktidar eksenine hapsolarak bir kapitalizm (devlet kapitalizmi) haline gelmiştir. Bir bütün olan hiyerarşi ve tahakküme imkân veren temellere inmesi ve bunların ortadan kaldırılması gerekir.

Bunun için de doğrudan eyleme, özyönetime ve eko-cemaatlere ihtiyaç vardır. Doğrudan eylem, özgür yurttaşlardan oluşan cemaatler yoluyla kamusal alanı doğrudan yönlendirebilen aktif öncelik amaçlar; aynı zamanda kendisi de böyle bir sürecin sonucudur. Tahakküm ve hiyerarşi ilişkilerinin yerini özyönetimin alması yeni bir tür yurttaş öznenin, yani özgür ve kendi kaderini belirleyen yurttaşın sahneye çıkması, devlete karşı yurttaş örgütlerinin ve halk meclislerinin oluşturulması anlamına gelir.

İkinci dünya savaşı ve sonrası kuşağı biyosfere kendinden önceki tğm kuşakların verdiği toplam zarardan daha fazlasını vermiştir. Radyoaktif/kimyasal atıklar, zehirli katkı maddeleri, tıkanan yollar, yaşanmaz hale gelen kentler… Her alanda ekolojik bir tahribat almış başını gidiyor ve artık toplumun ve doğanın seslerine kulak vermek zorundayız. Çünkü bu çark, devrilirken herkesi içinde götürüp öğütecektir. Zaman dolmadan ve her şey yitip gitmeden, nesilleri eğitmeyi ve uyanık kalmayı da ihmal etmeden gerçek ve köklü ekolojik hareketin sesini yükseltmesi, halk ve burjuvanın yeterli ve dengeli düzeyde bu konuda bizzat bulunması gereklidir.

Yazar: Murray Bookchin / Çeviren: Abdullah Yılmaz / Ayrıntı Yayınları–1996

http://yasinramazan.wordpress.com/2008/07/09/ekolojik-bir-topluma-dogru/

December 14, 2009 - Posted by | anti-kapitalizm, sistem karsitligi, somuru / tahakkum

No comments yet.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: