ecotopianetwork

MST – Bir Hareket Yaratmak – 9.bölüm KOOPERATİFLER (Marta Harnecker)

 

9. KOOPERATİFLER

Pirituba bölgedeki tek yerleşimdir, ancak geleneksel küçük çiftçilerle ilişki içerisindeyiz ve MST’ye katılmaları için onlarla hem üretimde hem de politik ve ideolojik çalışmada birlikte çalışırız, böylece mücadeleye bizimle katılacaklardır.

1) Bölgesel Kooperatif        

Size anlattığım gibi, burada Pirituba’da çeşitli kooperatif biçimlerimiz vardır: kolektif bir şekilde çalışan Tarım ve Sığır Yetiştirme Üretim Kooperatifleri; kolektif ve bireysel üretimi birleştiren karma kooperatifler; ve kooperatif yolundaki gayri resmi gruplar.

Bu farklı kooperatifler ve gayri resmi gruplar bölgesel bir MST kooperatifine bağlıdır. Bu daha yüksek aşamada örgütün daha geniş yönlerini bölgesel bir seviyede değerlendirir ve işçilerin katılabileceği bir yer olmaya çalışırlar. Ekonomik amaçları pazarlamayı desteklemek ve küçük tarım ve sığır yetiştirme endüstrileri yoluyla ürünlerini geliştirmektir. Bölgesel kooperatifin görevi esas olarak ekonomiktir. Bu nedenle, yerleşik köylülerin yaşamının kültürel, sosyal, sağlık ve eğitimsel yönleri gibi, diğer yönlerine katılmak için daha geniş bir yapıya ihtiyaç duyarlar.

2) Katılımcı İş Gücü

Üretim kooperatiflerinde, çalışma birleşmiş köylüler, özellikle genç olanlar, tarafından gerçekleştirilir. Bu, gençler için yeni çalışma kaynakları açmanın bir yoludur.

Artık ürünlerin dağıtımı konusunda, başlangıçta her bir ailenin çalışma saatlerine ne kadar iştirak ettiğini hesaba katmadan bunları bütün aileler arasında bölüştürdük. Bu yöntem bizde birçok soruna yol açtı: En büyük gayreti gösteren insanları teşvik etmemekle sonuçlandı çünkü her hissedarın farklı çalışma miktarını ödüllendirmedi, daha doğrusu tam olarak üretimi arttırmaya en çok ihtiyaç duyduğumuz bir zamanda civarda aylaklık etmeyi teşvik etti. Daha sonra bu ürünleri çalışılan günlere göre ve en sonunda çalışılan saatlere göre dağıtma formülüne geçtik. Bu formül daha öncekilerden daha iyidir çünkü daha fazla çalışan insanı teşvik eder, ancak yine de mükemmel değildir çünkü her hissedarın üretkenliği aynı değildir: genç ve güçlü bir hissedar bir saatte daha yaşlı ve zayıf bir hissedarın yapabileceğinden çok daha fazla tahıl kaldırabilir. Genç insanlar bundan hoşnut değildir çünkü büyüklerinden daha fazla üretir ancak aynı miktarı alırlar. Kooperatifin her üyesinin çalışmasını ölçmek için en etkili formülü henüz bulamadık. Bu tarım ve sığır yetiştirme hizmetlerinde sanayide olduğundan çok daha güçtür.

Hareket çalışılan saatlere göre ödemenin yanında aynı zamanda çalışma için bir mistik ortaya koyması ve öykünme için farklı yollar bulmak gerektiğini düşünür.

3) Kooperatiflerdeki Sorunlar            

a)      Makineleşme ve iş gücü

Makineleşme hakkında konuşurken, makine yerine kullanılacak iş gücüyle ne yapılacağı üzerine önceden bir plan olmadan onları satma hatasını yaptığımızı hatırlatmak zorundayım. Bizim yerleşimde çok büyük bir alt yapıya sahibizdir: traktörlere, orak makinelerine ve kamyonlara çok yüksek yatırımlar yaptık çünkü tohumlar bizim temel üretimimizdir: Büyük ölçüde makinelere ve çok az iş gücüne dayanan tahıl, fasulyeler ve buğday.  

b)      Modern teknolojiye şiddetli bağımlılık

Çok somut bir sorunumuz var –bu küçük bir problem değildir, bilakis büyük bir sorundur: makinelerimiz, araçlarımız, üretim için tekniklerimiz büyük ölçüde –modern teknoloji olarak adlandırılan- özel makineler, melez tohumlar, zirai gübreler ve herbisit’den[1] oluşan  geleneksel teknoloji paketine dayanır. Kendimizi bu bağımlılıktan kurtarmalıyız, fakat ilk önce bir geçiş döneminden geçeriz, çünkü üretim kooperatiflerimiz bu model üzerinde örgütlenmiştir. Bugün MST içerisinde hem yerleşimde hem de ulusal çapta bu bakış açılarını tartışıyoruz.

c)      Teknolojik pakete bağlanan Krediler

Bu kolay bir hizmet değildir çünkü bize krediler ve teknik yardım bu paket etrafında tahsis edilir. Makineler, çok büyük traktörler ve toprağın büyüklüğüne göre çoğunlukla uygun olmayan araçlar satın almak zorundayız, ve üstelik, bunlar birçok iş gücünü özgür kılar.

Diğer yandan bu büyük ölçüde çok uluslu şirketlere dayanan çok pahalı bir teknolojik pakettir. Bütün işçilerin gelirini yiyip bitirmenin yanı sıra, bu ürünler çevreye ve sağlığımıza zarar verir. Bizim üretimimiz mükemmeldir, bereketlidir, miktara göre eyaletteki en iyilerden biridir, ancak hiçbir gelir getirmez çünkü pahalı bir modele dayanır.

d)     Piyasanın mantığı dayanışmanın mantığına karşı

Kooperatiflerimizde daha ucuz pazarlama ve rekabetçilik için saptadığımız amaçlara kavuşamadık. Bizim sınırımız buraya kadardır, sistem buna müsaade etmez. Günümüzde, kooperatifler geliri ve yerleşimcilerin üretimini arttırmak için kendilerini elle tutulabilir küçük girişimlere adıyor. Bunlar çok farklı olabilir: Sadece bir kaçından bahsetmek gerekirse, küçük tarımsal-sanayilerden bölgesel bir halk piyasası yoluyla doğrudan tüketiciye pazarlamak bunlardan biridir.

Yapması en zor işlerden biri ekonomik olarak yapıcı olmaya çalışırken mevcut kapitalist model içerisinde etkin ve rekabetçi olmaktır. Gerek yerleşimcilerin gelirini gerekse de üretimi çeşitlendirerek, alternatif üretimi teşvik ederek, maliyetleri azaltarak, bu tarımsal-sanayi ürünleri için yerel bir piyasa yaratarak fiyat dalgalanmalarını destekleyecek koşulları geliştirmek için ihtiyacımız olan pratik alternatiflerin nedeni budur.

Bu girişimler bölgesel kooperatifler aracılığıyla desteklenebilir, fakat amaçladıkları değişimi açık bir şekilde anlamalıdırlar. Mesele mevcut model içersinde yarışmak değildir, buna rağmen somut alternatifler bulmaktır. Bugün bu MST kooperatiflerinin sorumluluğudur.

e) Burjuva yasallığı                   

Öte yandan, kapitalizm tarafından dayatılan yasallık aynı zamanda sınırlar koyar: kredilerimizi, teknik yardımı keserler, denetimlerle, suçlamalarla bizi taciz ederler ve pazarlamaya mâni olurlar. Bize sınırlar koydukları açıktır çünkü bugün MST hükümetin, burjuva projesinin ana düşmanıdır; çünkü biz onların modelini, esas olarak tarımsal modeli, sorguluyoruz.

Eğer hükümet ve burjuvazi kooperatifler yoluyla bizi engelleyebilirse bunun nedeni bizi yürürlükteki yasalar çerçevesinde çalışmaya zorlandığındandır. Onlar oyunun kurallarını kararlaştırır. Biz onlar istediği müddetçe ilerleyebiliriz, ancak bunu artık istemediklerinde, bize sınırlar koyarlar.

f) Kadınların  ve genç insanların düşük katılımı

Örgütün kendi pratiğinden kaynaklanan bir başka sorun hem kooperatiflerde hem de topluluklarda kadınların ve genç insanların düşük katılımıdır. Genellikle, yasa kadınların katılımına müsaade etmesine rağmen, kooperatiflerde erkekler sorumlu olur. MST her iki grubun katılımını sadece kooperatiflerde değil, aynı zamanda bireysel olarak çalışan ailelerin aktif yaşamında da sağlamaya çalışıyor. Neyi nasıl üretecekleriyle ilgili olarak kararlarda kadınların katılımını istiyorlar. Önümüzde kadınların katılımının erkeklerinkiyle eşit ölçüde olduğu CPA deneyimi var. Kadın kooperatifte, aynı haklar ve görevlerle birlikte, bir hisse daha fazladır. Bu ilginç bir süreçtir, en azından bazı kooperatiflerimizde bu deneyim mevcuttur.

4) Bir Alternatif: Organik Tarım           

Araçları ve üretim tekniklerini (makineleşme, araçlar, toprağın kullanımı) yeniden örgütleyerek bu kooperatifleri yeniden inşa etmek zorunda kalacağız. Kendi tohumlarımızı üretmek ve kimyasal gübrelerin ve ilaçların kullanımından kaçınmak zorunda olacağız.

Bu yeni öneriyi kurmak için halihazırda bazı küçük alternatif deneyimler bulunuyor. Ancak kuşkusuz bu süreç birkaç yıl gerektirecektir, çünkü bir şeyin uygulamaya konması farklıdır, örneğin organik tarım pahalı bir adaptasyon sürecinden geçmek zorunda kalacaktır. Sorun şudur: değişim devam ederken bu bedeli kim öder? Biz devlet sübvansiyonları ya da bunun için mücadele vermeye hazır örgütlü bir toplulukla doğrudan pazarlama yoluyla bu bedeli ödeyecek olanın toplum olmasına gerektiğine inanıyoruz. Küçük çiftçi bunu ödeyemez, sermaye birikimine sahip değildir ve bu değişim dönemi sırasında herhangi bir geliri olmayacaktır. Bir olay diğerini engeller. Bunu aç kalamayacağı için yapmaz. Bu değişim sürecinin sınırıdır.

Bu değişimi gerçekleştirmeyi umuyoruz, ancak çok az deneyim var çünkü maliyeti üstlenecek hiçbir kaynağa sahip değiliz.

a) Alternatif üretim olarak bal

MST kooperatifinin bölgesel desteğiyle şu anda Itapeya yerleşiminde var olan modele somut bir alternatif örneği bal üretimidir. Bölgede üretilen bala faydası olacak, küçük çiftçileri içine alan, küçük bir fabrika kuruyoruz ve bu üretimi de teşvik edecektir. Bu girişim, devlet ya da çok uluslu şirketlere dayanmadan, ne de onlarla yarışarak, yerleşimcilerin gelirini arttırma amacındadır. Bu avantaj balın aileler için sağlıklı bir yiyecek olmasıyla artar ve tarım için ne toksikleri ne de kredileri gerektirir, çünkü arılar kendi başlarına çalışır.

Başladığımız bir başka alternatif ağaçlar veren kerestelik orman –ve meyve- dikimini teşvik etmek için bir fidanlıktır. Bu uzun vadeli bir hizmettir ve çok ısrar ve sabır gerektirecektir, şu anda sahip olduğumuz her şey mevcut modeli takip etmektedir ve farklı bir şey inşa etmek kolay değildir. Yerleşimimizde henüz bir tarımsal-sanayi yok, fakat küçük bir domuz eti üretimi gibi, bunda çok basit olan küçük girişimlere sahibiz. Ayrıca ev yapımı tatlıların üretimine başladık. Bu faaliyet yerleşim alanlarından birindeki kadınların sorumluluğundadır. Bu çok zengin bir deneyimdir çünkü birçok kadın buna katılır.

Tarımsal-sanayinin ilerlememesinin nedenlerinden biri sahip olduğumuz üretim tarzıdır: tahıl ve fasulyeler. Bu tarz üretim için bir tarımsal-sanayinin tesisatı büyük bir yatırım gerektirir. Yeterli sermayeye sahip olmadıkları için, yerleşimciler ürünlerini bölgeden alıcılara satmak zorunda bırakılır. Güney’deki ya da burada São Paulo eyaletindeki, Pontal de Paranapanema’daki büyük tarımsal-sanayiler PROCERA’dan kaynaklarla kuruldu. Kooperatifi birçok aile meydana getirdiğinden, her şahıs kredisinin toplam miktarı büyük tarımsal-sanayilerde yatırım yapmak için yeterli paraya ulaştı. Ancak burada, küçük sayıda yerleşimcimiz olduğundan, PROCERA kredisinin miktarı, sahip olmak istediğimiz gibi, büyük bir fabrika kurmak için yeterli değildi.

Bunu yapamamanın yine de olumlu bir şey olduğunu düşünüyorum çünkü bu mevcut teknolojik modele karşı alternatif bir üretim doğrultusunda değişim fikri üzerinde çalışmamızı mümkün kılar. Eğer bir tarımsal-sanayi kurmuş olsaydık, işimiz çok daha zor olacaktı çünkü onu işletmek zorunda kalacaktık ve bunun için mevcut modele dayanırdık.

Mevcut durum küçük tarımsal-sanayileri hakkında düşünmemizi sağlıyor. Bizim büyük projemiz yoldaşların, kadınların ve genç insanların, hem bizzat işte hem de projenin idaresinde katılımlarını teşvik etmek için, bazı basit olanları da içine alan, küçük tarımsal-sanayiler kurmaktır. Bu küçük tarımsal-sanayileri burada bölgede muhtemel bir üretim için dönüştürmeyi ve hatta ürünü civarda pazarlamanın bir yolunu bulmak için bunları bir ilk adım olarak kullanmayı istiyoruz.

İlk yapmamız gereken şey köylülerin tasarıyı anlayabilmesi için bilinçlerini yükseltmektir. Bunu ancak anlarlarsa kabul edecekler. Bu uzun vadede teori ve pratikte onları eğitmek için çok çalışmayı gerektirir: köylüler somut uygulamalar görmek ister; bu onlar açısından olayları anlaşılır kılar.

5) Sosyal ve Kültürel Alanları İçermek için İşbirliğinin Kapsamını Büyütmek  

Daha geniş bir işbirliği doğrultusunda ilerlemeliyiz, çünkü mücadele kooperatiflerin ekonomik bakış açısıyla bitmez. Bu işbirliği yerleşimlerin sosyal ve kültürel örgütlenmesini ileriye götürmelidir: işçilerin politik ve ideolojik bilinçliliğini arttırmalıdır. Eğer ilerlemezsek, şu anda karşı çıkmamız gereken direnişin, başımızdan geçen ve MST açısından örgütlü bir taban gerektiren bir çeşit “özel dönemin”, üstesinden gelmek çok zor olacaktır.[i] [ii] [iii]

Tabanımız bütün cephelerde, ekonomik üretimde ve sosyal ve kültürel bilinçte, örgütlü olmalıdır. Köylü kültürümüzü yeniden inşa etmeliyiz, çünkü şu anda kapitalizm tarafından dayatılan kültüre epey bağlıyız. Bu nitelik bakımından bugün elde etmemiz gereken ileriye dönük en büyük sıçramadır!

Fakat bunu başarmak için kooperatiflerin bir adım ötesine geçmeliyiz. Temel amaçları ekonomik neticeler ve pazar için mücadele olduğundan, kooperatif etrafında örgütlenen her şey özellikle üretken neticelere, tarımsal-sanayi ve pazarlamanın geliştirilmesine ve onların gelirlerini arttırabilmeleri için yerleşimcilerin ürettiğinin verimli-kazanç olmasına odaklanır.

Başlangıçta kooperatiflerin ekonomik etkinliğinden çok mutluyduk ve sosyal ve kültürel yönler ya da politik ve ideolojik yönler hakkında endişe duymadık, kooperatiflerin ekonomik imkânının tabanımızın örgütlülüğünü garantilemek için yeterli olacağını düşündük. Ancak bu biçimde olmadı, çünkü kooperatifler bile verimli kazanç kurumları olamadı.

Kendimizi eleştiriyoruz ve bizden önce olan direnişin ve yerleşimcilerin düzeni için daha geniş bir kooperatife dayalı yeni bir öneri hazırlamak gerektiğinin farkındayız. Direnişimizi garantilemek için geniş bir örgütsel sürece ihtiyacımız var. Resmi olarak kooperatiflere dahil edilmemiş olsalar bile, toplulukları örgütlemeliyiz çünkü yerleşimcilerimizin çoğunluğu üye değildir.

MST bu yerleşimcilere yaklaşmalı ve onları hareketin örgütlü tabanının parçası haline getirmelidir; eğitsel, sağlık, eğlendirici ve kültürel yönler üzerinde çalışmalıyız. Bu da ortak faaliyettir ve bu nedenle Kooperatif Sistemi bunun içerisine katılmalıdır.

4) Kooperatif       

Kooperatifimiz hükümete çok borçludur. Borçlar birkaç yıllıktır, çoktan ertelenmişlerdir. Gelirimiz yaşamımızı sürdürmek için yeterlidir, fakat şu ana kadar borcu ödeyecek para rezervini toplayamadık. Bu bütün kooperatiflerin, sadece bizim değil, en büyük güçlüklerinden biridir ve bu tarımdaki krizle ilişkilidir, çünkü günümüzde örneğin tahıl, fasulye vb. ürünlerin çok düşük fiyatı var ve onların satışından elde ettiğimiz kazanç yeterli değildir.

Kooperatiflerin ailelerin kişisel ihtiyacının yanı sıra bir dizi sosyal ihtiyacı da karşıladığını hatırlatmalıyız. Kooperatifimizin orta dereceli okula kadar ki çocuklar için bütün okul malzemesini temin etmesi bunun bir örneğidir[iv]; taşıt ve sağlık vb. giderleri de karşılar.

Öte yandan, bir üye ciddi bir şekilde hasta olduğunda, kooperatif giderlerin bir kısmını öder. Sosyal güvencemiz yoktur, ancak bazı ölçütlerimiz vardır: eğer kişinin hafif bir hastalığı varsa –diş ağrısı, baş ağrısı, ishal- o günkü ücretini kaybeder. Ancak hastalığı ciddiyse, eğer hastaneye yatırılması gerekiyorsa, doktor tarafından mazur görülen çalışma günleri kendisi çalışmış gibi ödenir.

Kooperatif ilaçların ödemesine de yardımcı olur. Bir kişi sürekli tedavi olmak zorunda kaldığında, -örneğin, yüksek tansiyon- kooperatif ilacın yarı fiyatını öder.

Küba’daki CPA’dan esinlenen kooperatif  halihazırda sahip olduğumuz şeye yasal bir hüviyet kazandırdı: Kolektif çalışma grubu. Sadece yasal kısım değişti. Gayri resmi bir grup olarak kalsaydık elde edeceğimizden çok daha fazla işi gerektiriyordu, ancak aynı zamanda bize sermaye ve yatırımlara göre daha fazla güvenlik sağladı. Zira geçmişte, sermaye, traktörler iki ya da üç kişinin adına kayıtlıydı ve aynısı banka hesapları, hükümet tarafından dağıtılan -köylünün vergisini ödemesi için ihtiyaç duyduğu- ürünlerin ödeme listeleri için de geçerliydi. Ve bu çok büyük bir risktir, çünkü bir gün bu insanlar tutumlarını değiştirebilir ve bütün topluluğa zarar verebilirler.

Bu yöntem yasal bir bakış açısından daha fazla güvenlik sağladı: Şu anda ortak mülk kooperatif adınadır ve eğer biri ayrılmaya karar verirse geri kalan insanlara zarar veremeyecektir. Bu bir avantajdır. Bir başka görüş muhasebe şartları ve başka birçok şeyden ötürü örgütümüzü geliştirmeye zorlandığımızdı. Önderliğimizin mantığı olan kooperatifin yaratılmasıyla değişmedik. Yönetsel bir bakış açısından daha birçok gereksinim olması dezavantajdır, bürokrasi büyür ve yasal ayrılıklar olur.

5) Bürokratikleşme    

Kooperatifin uyması gereken yasalar vardır: “bunu yapabilirsin, şunu yapamazsın” ve bu her nasılsa liderlerimizi bürokrat yaptı. Birçok kitle liderinin kooperatiflerdeki işi zamanını tamamen alır ve başka şeyler için geriye çok zamanı kalmaz. Somut bir ihtiyaç var, birileri buna yanıt bulmalıdır. Bu görev için başka türlü bir kadro bulmalıyız.

Birçok insan kooperatiflerin Hareketi bürokratikleştirdiğini düşünüyor. Bunun kullanılan yöntemler, planlamanın gerçekleştirilme tarzı ve bunun gibi şeylerle çok ilgili olduğunu düşünüyorum.

Bizim örneğimizde, bugün açıktır ki, kooperatifin kurulmasından sonra, yasa uyarınca yapılacak çok daha fazla bürokratik işimiz oldu, fakat aynı zamanda bu yasal şartlar örgütümüzü geliştirmemizi zorluyor. Ve bütün bu şartlara rağmen, sorunlarımız oldu; daha fazla denetim ve bir dizi başka şeylere ihtiyacımız var.

6) Ticaret Kooperatifleri  

Ticaret kooperatifleri yarattığımızda işlerin çok daha fazla değişeceğine inanıyorum. Bölgede birçok yerleşim vardı, ancak hiçbiri, bizimkiler dışında, kolektif bir tarzda üretmedi. Bunun üzerine kooperatif için bunları birleştirecek bir başka formül arama ihtiyacı hissettik, bunun sonucunda Bölgesel Ticaret Kooperatifi fikrini öne sürdük. Bunun sayesinde süt üretimindeki kooperatiflerle bu deneyimi geliştirmeye başladık. Bölgede süt ve peynir sanayisi için üç küçük ünite inşa ettik, ve sonradan, 20 Temmuz 1996’da, San Miguel do Oeste-Santa Catarina kooperatifini oluşturduk. Çoğu yerde, ilk önce kooperatif kuruldu ve daha sonra sermayeleri, üretimleri örgütlendi. Kooperatif burada farklıydı. Bölgesel kooperatif yarattığınızda sanayide önemli bir adım atıyorsunuzdur. Günümüzde hem yerleşimciler hem de küçük çiftçiler için daha büyük yatırımları gerektiren uzun ömürlü süt vardır.

Sütü bizim yerimizden aşağı yukarı 60 kilometre uzaktaki bir başka belediye bölgesindeki fabrikaya yollayan bu kooperatife satarız. Ürünün adı Terra Viva’dır[2] ve bütün eyaletin dört bir yanına dağıtılmaktadır. Fabrika bölgedeki diğer yerleşimlerin –13 tane vardır, yaklaşık olarak 500 ailedir- ve küçük çiftçilerin sütünün yanı sıra bizim sütümüzü de işler.

7) Tarım Toksikleri

Su ve bunun gibi şeyleri pisletmemek konusunda her zaman kaygılıyızdır. Başlangıçta çok hoş bir değerlendirmemiz vardı ve asla zehir kullanmamamız gerektiği, suları, ormanları korumamız gerektiği sonucuna varmıştık, ancak tütün dikmeye karar verdiğimizde –tahıl ve fasulyelerin fiyatı gerçekten düştüğü için- her şey unutuldu. Bu 1991’de oldu. Ekonomik bir sorunu çözmek zorundaydık. O zamanlar tarımsal-sanayimiz yoktu, süt için henüz sığır sahibi değildik. O zamanlar çok kazanç sağlayan tütün, para kazanmak için acil sorunumuzu çözdü.

Bu nedenle tütün üretmeye karar verdik ve zehir kullanmaya başladık. Daha sonra tütün üretmeyi bıraktık, ancak tarım için üretimimizin geri kalanında toksikler kullanmaya devam ettik. Bu çok çetrefil bir meseledir. Alternatifler arıyoruz, ama halen zehir kullanıyoruz ve şu ana kadar durabilmiş değiliz. Bu bizim en büyük çelişkimizdir.

Onların zararlı olduğunu bilsek bile, onları kullanıyoruz çünkü daha pratiktir. Daha emniyetli ya da daha ekonomik değildir, fakat iş gücünden epey tasarruf eder. Toprağı temizlemek yerine, örneğin, her şeyi kurutan zehirle dezenfekte ediyoruz, bu nedenle toprağı çapalamak gereksizdir; daha sonra ekim yapar; yabani otun büyümesini engellemek için bir başka ürünle dezenfekte ederiz. İnsanlar bundan sonra kendilerini başka faaliyetlere adayabilir; bu iş için o kadar çok insana ihtiyaç duymazsınız.

Ekonomik nedenlerden ötürü bütün bir projeyi mahvettik. Ancak en kötüsü bunun da ekonomik sorunlarımızı çözmemesiydi. Bu kooperatif hayatımız boyunca yaptığımız en büyük hataydı. İnşa etmemiz gereken bütün bir yapıdan ötürü borçlu olduğumuz için hiçbir gelir sağlamadı ve tütün bize umulan sonuçları vermedi. Çılgına döndük ve toprağı çılgına döndürdük, çünkü zehirler çok güçlüydü. Halen borçlarımız var. Bu hata için çok yüksek bir bedel ödemek zorunda kaldık.

Tarımda toksiklere ilişkin sorununun bilincindeyiz, ne var ki onları kullanmaya son vermek kolay olmayacaktır. Onlardan bir gecede tamamen kurtulamayız. Organik gübreler kullanmak için, örneğin, dört ya da beş yıla ihtiyacınız vardır. Onlar olmadan çalışabilene kadar yavaş yavaş ilerlemek zorunda kalacağız, ama bunun mümkün olduğuna inanıyoruz ve elimizden gelenin en iyisini yapıyoruz.

9) Ekolojik Bir Tarımsal Kalkınma İçin Çabalamak

MST yerleşimcilerin insani kalkınması için mücadele ederken, aynı zamanda doğayı korumaya çalışır.

MST’nin ulusal liderlerinden biri olan Gilmar Mauro şöyle diyor: “Bize göre, yerleşim insan hayatı ve doğasının yeniden doğuşudur. Ekonomik, sosyal ve insani kalkınma için çevreyi koruyan, nehir kaynaklarını toparlayan, harap edilmiş alanları yeniden eken, kimyevi ve zehirli gübrelerin kullanımından kaçınan, her çeşit meyve ve çiçekler yetiştiren, ve kuşları ve vahşi hayvanları koruyan bir politika tayin etmenin gerekli olmasının nedeni budur.”[v]

a) Çevre için Öneriler 

Topraksız insanlar tarafından işgal edilen ve yerleşimlere dönüştürülen alanlarda, “bütün yerleşimciler ve içinde yaşadıkları cemaat için barınma, kültürel ve ruhsal koşulların yanı sıra, maddi yaşam koşullarında (yiyecek, sağlık, barınma, giyinme, ulaşım) daimi bir ilerleme süreci olarak” anlaşılan bütünlüklü bir kırsal kalkınma uygulamaya çalışmalıyız.[vi]

Öte yandan, MST bu bütünlüklü kırsal kalkınmada, her çeşit sömürüyü ortadan kaldırarak kırsal işçi ve ailesinin bütün sosyal ve insani kalkınmasını amaçlamanın yanı sıra, toprağın tahribatına meydan vermeyerek tarımsal reform alanlarındaki uygun doğal kaynakların akılcı kullanımını önerir. Bu mesele aşağıdaki tavsiyelerde açıklanmaktadır:

  • Doğal kaynakların (toprak, su, fauna ve bitki örtüsü) yok edilme pratiklerine meydan vermeyin.
  • Ormanları koruyun, yerleşimlerde bulunan orman türlerinin ve bitki örtüsünün kolektif kullanım pratiğini saptayarak, her insanın ihtiyacına göre, yerleşim içersinde yeniden ağaçlandırma için planlar tasarlayın.
  • Bütün eğitimsel ve öğretimsel faaliyetlerde doğru bir çevre politikası uygulama ihtiyacının bilincini geliştirin.
  • Bu konu hakkında bilgi arttırmak için çevre ile ilgili topluluklarla anlaşmaları destekleyin ve ortak programlar geliştirin.
  • Devletin çevreyle ilgili koruma programlarını desteklemesi için, yeniden ağaçlandırmayı, doğal kaynakların korunması ve doğayı etkilemeyecek tarımsal ve sığır yetiştirme teknolojilerinin üretimini de içine alan, kamu politikaları geliştirmesini isteyin.
  • Bütün yerli alanlarının sınırlarını ve eski quilombos’dan[vii] arta kalanı koruyun ve kültürlerine de saygı gösterin.
  • Haşerelerin ve zararlı yabani otların denetimi ve üretim için alternatif teknolojiler kullanarak insanların ve doğanın yaşamına kasteden zirai toksik ürünlerin kullanımına karşı mücadele edin.   

 

4. ÜRETİMİN ÖRGÜTLENMESİ

1)      Üretim ve Kooperatif Alanında Tavsiyeler

Biriken deneyimi göz önünde bulundurarak, MST üretim alanında aşağıdaki tavsiyeleri planladı.[viii]

2)      Üretim Planı

Aşağıdaki unsurları dikkate alacak bir plan kaleme alırken üretimi doğru bir şekilde planlamak gereklidir: alanın farklı topraklarının verimlilik potansiyeli, bölgenin iklimi, kamulaştırılmış malikânedeki mevcut su. Yerleşen ailelerin gereksindiği temel gıdayı da dikkate almalıdırlar: çeşitli hububatların kolektif ya da bireysel üretimini, süt, yumurta, peynir, yağ için hayvanların üremesine ve yılın mevsimlerine göre farklı meyve türlerini önceden sezinlemelidirler.

Hayatta kalmak için bu üretim yerel ve bölgesel piyasalarla uyum halinde olan bir üretimle birleştirilmelidir, böylece her ailenin ürettiği gıdanın yanı sıra ihtiyacı olan gıdayı satın alması için minimum bir geliri olacaktır. Yerel piyasanın potansiyelini incelemek bu yüzden çok önemlidir: bölgenin belediye bölgelerinde hangi ürünler satılabilir ve yerleşim koşulları daha iyi nasıl kullanılabilir. Muhtemelen birçok aracın kolektif kullanımını tartışmak zorunda kalacaklardır.

Önemli olan insanlarda kolektif bir tarzda düşünme alışkanlığını yaratmaya başlamak ve her bireysel düşü mevcut üretim potansiyeli ve ekonomik faaliyetlerin planlaması için gerçek ihtiyaca adapte etmektir.[ix] Üretim için planlama yapılırken, çevreyle ilgili yönlerde hesaba katılmalıdır.

3) Ortak Faaliyet Biçimleri    

Eğer aile gruplarının birbirlerine yakın yaşamalarını sağlayabiliyorsanız, işler çok daha kolay halledilir. Bazı durumlarda ekonomik faaliyetlerinin kolektif kalkınmasına tamamen erişene kadar, hem sosyal sorunları çözmek hem de ekonomik ihtiyaçlarının bazılarını (makineleri kiralamak ya da satın almak, ürünleri pazara ulaştırmak vb.) birlikte üstlenmek için grupların arasında farklı işbirliği biçimleri kendiliğinden ortaya çıkar.

Halen kamptayken aile gruplarının kolektif bir şekilde çalışma istekliliğini göstermesi önemlidir, çünkü bu devredilecek toprağın ve kaleme alınacak üretim planlarının yöntemine dahil edilmelidir. Genç insanları ve kadınları istihdam edecek farklı kolektif çalışma faaliyetleri planlamak mümkündür – örneğin, küçük bir reçel üretimi, ekmek ve başka benzer ürünler. En basitten daha karmaşık ortak faaliyet biçimlerine gidilebilir.

Teknik Tavsiye Grubu

MST teknik tavsiye grubunun yerleşimleri düzenlemesi ve bu önerinin merak uyandırması bakımından işbirliği yapması için Hareketin önerisine ikna edilmiş olmasının çok önemli olduğuna inanır. Bu, çok disiplinli olan bir grup için ideal olan yerleşimde yaşamak ve yerleşim hayatına tam olarak katılmaktır.[x]

Kredi Kontrolü

Kamu kaynaklarının yanlış kullanımına meydan vermemek için, yerleşimlerin önceki kolektif planlamasından dolayı, yerleşimcilerin aldıkları kredileri devam etmeye karar verdikleri ekonomik ve sosyal planları uygulamaya koymak için kullanmaları çok önemlidir.[xi]

Yeni Bir Üretim Tarzı

Hareket, monokültür[3] ve tarımsal toksik ürünlerin kullanımı üzerinde yoğunlaşan, kârlara dayalı ve piyasanın yasalarınca idare edilen modelin yerine geçecek yeni bir üretim tarzını teşvik etmeye gayret eder. Yerleşik ailelerin ihtiyacını göz önünde bulunduracak ve halk kesimleri için uygun fiyatlarda ürünlerini satacağı alternatif bir halk piyasası arzu edecek, temel amacı piyasada rekabet etmek olmayacak, bununla birlikte daha ekolojik bir üretim tarzını geliştirecek yeni bir model.

5. MST ve ALTERNATİF TEKNOLOJİLER

Son zamanlarda, artan sayıda tarım bilimci, teknisyen ve çiftçi alternatif teknolojiler arıyor çünkü Brezilya tarımının modernleşmesi sürecinde uygulanan ve çokuluslu sermayenin zapt edilemez gelişini ve kimyasal ürünlere dayalı sanayileşmiş teknolojik modelin girişini gerektiren ithâl edilmiş teknolojileri reddediyorlar: gübreler, haşere ilaçları, herbisitler; genetik ürünler: melez tohumlar, ve makinede işlenen ürünler: ekin biçiciler, güçlü traktörler, başka şeyler.

Bu yeni tekniklerin ve bunların kullanımlarının ortaya konduğu temel yollar –halen yürürlükte olan- diktatörlük ve devletçe desteklenen teknik yardım aracılığıyla uygulanan kırsal krediler sistemidir. Çiftçilere verilen teknik yardımın tarzı Kuzey-Amerikan sisteminden kopya edildi ve bu sistem altında çalışmaya başlayan ilk tarım bilimcilere Rockefeller Vakfı ve Ford Vakfı doğrudan, yoksul ülkelere yardım verdikleri bahanesi altında, ödeme yaptı. Bu teknolojilerin girişi birçok soruna yol açar: Birincisi, bunlar ülkenin gerçekliklerine uygun değildir. İklimin, toprağın özelliklerinin ve tarımsal mülkiyet örgütlenmesinin Brezilya’nınkinden tamamen farklı olduğu ABD’den ve Avrupa’dan gelirler.

İkincisi, tarımın izlemesi gereken tek yol olarak genelde kimyasal gübrelerin, haşere ilaçlarının, zehirlerin ve makinelerin kullanımını desteklemek ve köylülerimizin geleneksel uygulamalarını itibardan düşürmek için bir kampanya eşliğinde gelirler.

Üçüncüsü, araştırmayı hükümetin deneysel araştırma merkezlerinde sadece çokuluslu şirketler tarafından üretilen ürünler ve girdiler için bir teste indirgerler. Küçük çiftçilerin ihtiyaçlarını karşılamak için hiçbir araştırma yoktur. Geçmişte, Brezilya’nın tarımsal teknolojisi için araştırma buluşlarını çiftçilere sunan bir kamu kuruluşu olan Embrapa[xii] tarafından gerçekleştiriliyordu. Bugün bu kuruluş iflas etti ve teknolojiler çok büyük şirketlerin kalkınma modellerini dayatmak üzere kontrol edilmektedir.[xiii]

Dördüncüsü, tarım için toksik kullanımına bağlıdırlar, bunlar ciddi şekilde çiftçilerin ve bu tarz tarımsal ürün tüketicilerinin sağlığını tehlikeye soktuklarından daha önce ülkelerinde yasaklanan girdilerdir. Bu yalnızca insanların ölümüne yol açmakla kalmadı, aynı zamanda doğaya, toprağın korunmasına ve bizzat iklime ciddi bir şekilde zarar verdi.

Bu durumdan ötürü, bu uzmanlar halihazırda toplumsal olarak kabul edilebilir, ekonomik olarak uygun, çevresel olarak sürdürülebilir ve kültürel olarak yeterli olacak alternatif teknolojiler hazırlıyor.

Bu teknolojiler, çiftçilerin geleneksel pratiklerinden ve bizim tarım bilimcilerin bilimsel bilgisinden gelir ve kalkınmanın yararı ve toplumun refahı içindirler ve birkaç tüzelkişiye para kazandırmak için değildir.[xiv] [xv]

MST yerleşimlerinin alternatif teknolojiler kullanmasını ister, böylece genel olarak küçük çiftçiler için örnek olabilirler. Çeşitli bölgelerde bilgiyi mübadele etmek için yerel girişimler vardır.

Bazı Somut Ekolojik Eylemler

a)      Tarımı Çeşitlendirme

MST beslenme için yeterli miktar ve kaliteyle ürün çeşitlerini garantilemeye çalışarak monokültüre son vermeye ve tarımı çeşitlendirmeye kararlıdır.

b)      Toprağı koruma ve doğal ürünlerle gübreleme

Ürünleri birleştirmek, iklimimiz ve toprağımız için daha uygun olan diğerlerini kullanmaya başlamayı ve eski çeşitleri yeniden elde etmeyi ister. Ayrıca çevreye göre makinelerin akılcı bir kullanımını –gelişi güzel değil- elde ederek yerel güç kaynaklarını kullanmalıdır.

1)      Ekolojik Tohumların Üretimi

Bazı MST yerleşimlerinde tohumlar, tarımsal girdiler ve tarım için ekolojik yardım altında yiyecek üretilir. Aynı zamanda geçmişte kullanılan ve her bölge için daha uygun olan, ancak melez tohum endüstrisi tarafından kızağa alınan çeşitleri yeniden elde ederler. Bu bakış açısından, São Miguel do Oeste, Santa Catarina yerleşimlerinin ve küçük çiftçilerin deneyimi önemlidir, dokuz ürün çeşidi yeniden elde edildi ve tohumlarda kendine yeterli olmaktalar. Yerleşimciler sebzeler için ekolojik ve organik tohumlar (zehirsiz ya da kimyasal gübresiz) üretiyor ve bu meyvelerin ve sebzelerin tamamen organik ve doğal üretimi için temeldir.

Bu tohumlar Yerleşik Çiftçilerin Bölgesel Kooperatifi/RS olarak adlandırılan MST kooperatiflerinden biri tarafından Bionatur ticaret ünvanı altında satılıyor. Ekoloji taraftarı bir başka eylem yerleşimler içerisinde fidelerin, yerli ağaçların, meyve ağaçlarının ve bazen, egzotik türlerin bile üretimi için fidanlıkların oluşturulmasıdır.

2)      Salgınlarla Savaşmak İçin Doğal Ürünlerle Deneyimler

Genellikle bitkilere saldıran haşereler ve hastalıklarla savaşmak için doğal ürünleri de tecrübe ederler. Geleneksel toksik ürünler kullanmak yerine, calda bordalesa[xvi] olarak bilinen mantar öldürücü ilaç, biyolojik kontrol ve doğal böcek öldürücüleri gibi doğal uygulamaları kullanıyorlar. Yakın zamanlarda, MST toprakla ve yaşamla bağlılıklarını özetleyen ve yerleşimcilerin refahının yükselmesi ve iç örgütlenmenin birliği için bir kılavuz olan 10 âhlaki buyruğu[xvii] kabul etti.

Bir: Doğanın varlıklarını ve toprağı sevin ve koruyun.

İki: Doğa ve tarım hakkında devamlı olarak bilginizi geliştirin.

Üç: İnsanlar arasında açlığa son vermek için yiyecek üretin. Monokültürden ve  tarımda toksik ürünlerin kullanımından sakının.

Dört: Var olan ağaçları koruyun ve yeni alanları yeniden ağaçlandırın.

Beş: Akarsu kaynaklarını, barajları ve gölleri koruyun; suyun özelleştirilmesine karşı mücadele edin.

Altı: Çiçekler, tedavi edici şifalı otlar, sebzeler, ağaçlar vb. ekerek yerleşimleri ve toplulukları güzelleştirin.

Yedi: Artık maddeyi uygun bir şekilde işleyin ve hava kirliliği ve çevreye yönelik saldırıya yol açan bütün uygulamalarla mücadele edin.     

Sekiz: Dayanışma sergileyin ve herhangi bir kişi, cemaat ya da doğaya yönelik uygulanan bütün haksızlara, saldırganlıklara ve sömürüye karşı isyan edin.

Dokuz: Herkesin bir toprak parçası, ekmek, eğitim ve özgürlük sahibi olabilmesi için Latifundium’a karşı savaşın.

On: Zapt edilen toprağı asla satmayın, çünkü toprak gelecek kuşaklar için bir mirastır.

VI. Çeşitli İşbirliği Biçimleri 

Daha önce gördüğümüz gibi, 1984’de kurulduğundan beri, MST tarımsal işbirliğinin en farklı biçimlerine, bilhassa hepsinin en mükemmel işbirliğine, çok önemli bir rol biçer: üretimde elbirliği Hareket tarafından “işi örgütlemenin en üstün yolu” olarak görülür. Uzun bir zaman “kırsal bölgede sosyalleşme ve yeni insanın oluşumu” için en umut veren alternatifin Tarım ve Sığır Yetiştirme Kooperatifleri (CPA) olduğuna inandılar. Ancak zorluklar kooperatif üretiminin ekonomik ve sosyal amaçlarına yansıdığında, kitleleri işbirliğine yöneltmenin en iyi yolunun hizmet kooperatiflerine öncelik vermek olduğunu anladılar. Kredi kooperatifleri sonradan doğdu.

Dokuz merkezi ve üretim, hizmetler ve pazarlama için 81 yerel ve kredi için üç kooperatif oluşturdular: Sarandi’de Crenol; São Miguel do Oeste’de Cooperados; ve Cantagalo’da CREDİTAR. 45 tane tarımsal-sanayi birimi daha vardır.

Şimdi bütün bu yıllar boyunca kooperatifteki farklı deneyimlerden öğrenilen dersleri değerlendireceğiz.

1.      Üretimde İşbirliği

1)      Koşullar

MST üretimde işbirliği uygulamasının zorlanamayacağını öğrendi; ilk önce yerleşimciler arasında işbirliğini kabul edilebilir ve arzulanan bir yargı haline getirecek kültürel ve maddi koşulları yaratmak gerekliydi.

Eğer bir yerleşimde bir toplantı sırasında bir kooperatif kurulması gerektiğini emretmeye kalkışırsanız, bu girişimin başarısız olacağına hiç şüphe yoktur. Nasıl çalışmak istediklerine ve oradan geliştirilecek duruma karar vermesi gereken yerleşimcilerdir. İşbirliğinin uygulaması çok esnek olmalıdır ve benimsenen biçimler hem nesnel hem de öznel koşulları hesaba katmalıdır.[xviii]

a)      Nesnel koşullar

Nesnel koşullar arasında, ilk olarak, birleşmeye başlamak isteyen grupta ne kadar sermaye toplandığını ve kredi alma olasılıklarını; ikinci olarak, üretebilecekleri ürünün çeşidini; üçüncü olarak, çevrenin doğal koşullarını; dördüncü olarak, depo merkezleri arasındaki mesafeyi göz önünde bulundurmalısınız –örneğin, bu sütü tüketecekleri yerden uzakta bir yerleşimde bir süthane kurmazsınız.[xix] Ancak bununla beraber bir başka çok önemli etmen vardır: Eğer bir köylü topluluğu halen hayvan sabanları kullanıyorsa, en mantıklı şey kullanmak istenilen teknolojinin aileyle birlikte işleyecek olmasıdır; bununla birlikte köylü eğer makineleştirilmiş çiftçilik için traktörler ve başka makineler kullanmaya karar vermişse, yaratıcı sürecin kendisi birleşme ihtiyacını gerektirmediğinden ötürü bu kolektif üretim için örnek teşkil etmeyecek olsa bile iş aletlerini kiralamak ya da satın almak için adeta temel bir mesele olacaktır. Bir topluluk, örneğin, domuzları tetkik etmek için bir tarımsal-sanayi oluşturmak istediğinde işler farklıdır; bu durumda kolektif çalışma teknik bir gereklilik olur: bir grup insan hayvan kesecektir; bir başkası derisini yüzecektir; bir başkası eti kesecektir; bir başkası sosisleri hazırlayacaktır; hatta bir başkası onları paketleyecektir vb.

b)      Öznel Koşullar

Bütün öznel koşullar esnasında, önceki iş deneyimleri önemli bir rol oynar: daha önce farklı iş bölümü biçimlerinden geçmiş olan ücrete dayalı işçiler kolektif çalışma için bireysel temelde çalışmış olan küçük köylülerden daha iyi hazırlanırlar.

Ailelerin toprağın zaptı için mücadeleye katılmalarının yanı sıra politik bilinçlilikleri de önemlidir. Topraklarını mücadele yoluyla zapt edenlerin durumu toprağı bir danışman, bir politik parti, kiliseler vb. aracı yoluyla elde eden köylülerinkinden çok farklıdır.[xx] [xxi]

2)      Çeşitli Biçimler

Daha önce gördüğümüz gibi, üretimde işbirliği herkesin katılabilmesi için komşuların ortak faaliyetlerini programladıkları karşılıklı yardım[xxii] örneğinde olduğu gibi en basit ödemeden ya da yardım paralarının hiçbir rolünün olmadığı doğrudan mübadele hizmetleri ve tarımsal-endüstri üretimi için daha karmaşık kooperatif biçimlerine kadar çok farklı biçimler benimseyebilir.

a)      Ortak Çalışma[xxiii] 

İlle de kolektif bir üretim süreci olmasa bile, bir yerleşimin işçilerinin birlikte gerçekleştirebilecekleri çeşitli faaliyetlere yakından bakalım.

1.      Plantasyonları “karşılıklı yardım grupları” yardımıyla temizleyerek ortadan kaldırın.

2.      Kolektif bir şekilde sahiplenilen öküzü ya da toprağı makinelerle işleyin ve ekin.

3.      Şahsi arsalarda çalışmaları için makineleri, traktörleri ya da biçer döverleri herkesten satın alın.

4.      Tohumları, gübreleri ve ekinleri korumak için kulübeler inşa edin.

5.      Sadece bir sözleşmeyle banka borcu isteyin.

6.      Ürünü en iyi fiyatlara satın.

7.      En ucuz fiyatlara mal ve girdiler satın alın.

Bunlar temel yöntemlerdir. Birçok başka çeşitler vardır, bir çift öküz ya da ortak işte bir kamyon kullanmak gibi. Grup bu faaliyetlerle birlikte aynı zamanda üretken hizmetleri  paylaşarak ortak çalışma yaptığında, sonuç olarak bir kolektif çalışma grubumuz olur.

Her bir yerleşim, her bir topluluk, her bir köylü yoldaşıyla birlikte değerlendirmeli ve kolektif bir tarzda rahatça ne yapılacağına karar vermelidir. Sonuçlar olumsuz olduktan sonra, uzun vadede, hiç kimse zorlanamaz.

3)      Ortak Çalışmanın Avantajları

MST köylünün belli bir çalışma yöntemine katılması için baskıya razı edilmemesi gerektiğinde ısrar etse de, Hareket toprağın bu kolektif çalışma biçimlerini teşvik eder zira, bunun bireysel avantajlarının yanı sıra, “toplumu değiştirmeye başlamanın ve bir gün Brezilya tarımında sosyalizme varmanın tek yolu” olduğuna inanır.[xxiv]

a)      Ekonomik avantajlar

Ekonomik bakış açısından birçok avantaj vardır.[xxv] İlk olarak, kredilere ulaşmayı çabuklaştırır ve depo, ulaşım araçları vb. gibi yeni teknolojilerde daha önemli yatırımlar yapmalarına imkan tanır[xxvi] zira bankacılık meselelerinin üstesinden gelmek için bunlar yeterlidir. Müdür 100 milyon borcu olan kişiye karşı 10 milyon borcu olandan farklı bir davranış sergiler.

İkincisi, iş daha etkili ve üretken olur: iş bölümüne olanak sağlayan daha geniş sayıda insanın toplanmasından dolayı tarımsal verimlilikte bir artış olur. Başlangıçtan beri MST kooperatiflerinin yaşamış olduğu bütün sıkıntılara rağmen, yerleştirildikleri bölgelerin hektar başına ortalamasından daha fazla üretiyor olmaları ilginçtir. “Klasik bir örnek vardır: Terk edilmiş ve tam olarak kullanılmamış latifundia bölgesi olan Bage, Rio Grande do Sul’de, yerleşimler belediye arazisinin %5’ini işgal eder ve bölgenin tarımsal üretiminin %50’sinden daha fazlasından sorumludurlar.”[xxvii] Verimlilikteki bu artış farklı nedenlerden ötürüdür:

a)      Birkaç aile birleştiğinde ve işlenmiş toprağı arttırdığında, daha yüksek bir teknolojik niteliğe sahip olan traktörler ve başka makineler gibi üretim araçları satın alabilir ve böylece daha fazla etkili olurlar: izole edilmiş bir çiftçi gerek toprağın kullanımını mazur göstermek için yeterince toprağa sahip olmadığından gerekse de hiçbir parası ve kendisini finanse edecek herhangi bir bankası olmadığı için bir traktör satın alamaz.

b)      Toprak kolektif bir biçimde işlendiği için, en iyi mevsimde tohum ekebilirler.

c)      Teknik yönden tohum ekimini ağır yağmurlar yüzünden toprağın parçalanmasının ve erozyonun önüne geçecek küçük oluklarda düzenleyerek, dağ alanlarını, en berbat alanları, kolektif otlaklar için olanları vb. dikkate alarak topraktan daha fazla faydalanırlar.

d)     Ortak alan büyüdüğü için, piyasa için soya fasulyesi, fasulyeler, tahıl, pirinç gibi farklı mahsuller ekebilirler. Şahsi çalışma en büyük bölgede tek bir piyasa ürünü ekmek ve geri kalanı kendi kullanımları için ekme eğilimindedir.

e)      Hizmet çeşitlerinin her bir kişinin kendi uzmanlığı ya da tercihine göre gruba katkı yapacağı daha iyi bir dağılımı olabilir. Şahsi arsalar örneğinde her bir çiftçi her şeyi yapmalıdır, dolayısıyla sonuçlar alt düzeydedir ve iş nitelik açısından daha düşüktür.

f)       Tarım bilimcilerden teknik yardım alınmasını daha kolaylaştırır. Bu tarım bilimciler için 100 aileyi içeren 1000 hektarlık bir alandan sorumlu olmak her on hektarda 100 aileyi ziyaret etmekten daha kolaydır.

g)      Kentteki ticari işlemlerde zaman tasarrufu sağlar, böylece köylü tarımsal iş için daha fazla zamana sahip olur.

Üçüncüsü, altyapılarını geliştirebilirler: elektrik, içme suyu, yollar ve hiç kimsenin tek başına yapamayacağı kulübeler inşa etmek gibi diğer gelişmelere imza atabilirler.

Dördüncüsü, daha uygun fiyatlara satın alabilir ve satabilirler. Eğer 100 çuval gübre satın alırsanız sadece 10 çuval aldığınızdan daha iyi bir fiyata alırsınız ve eğer 100 çuval buğday satarsanız 10 çuval sattığınızdan daha fazla kazanırsınız.

Beşincisi, sıkıntılı durumlara daha iyi şartlar altında karşı koyabilirler. Geçici bir salgın mahsullerine saldırdığında ya da kuraklıklar veya sel baskınları olduğunda zarar her bir çiftçiyi iflasın eşiğine getirir, fakat bu durumda sorunu herkesin arasında paylaşabilirler ve buna katlanması daha kolay olur. Ailede bir hastalık olduğunda, grup ekini işlemeye devam eder ve hiçbir kayıp olmaz.

Son olarak, çok önemli bir şey vardır: MST yerleşimleri kalkınma yaratarak, vergilerde bir artışla beraber ticareti arttırarak bölgenin ekonomisini harekete geçirme eğilimindedir.[xxviii]

b)      Sosyal Avantajlar

Ortak faaliyet sosyal bakış açısından da önemli avantajlar barındırır.

Birincisi, toplumun daha kolay örgütlenmesini sağlar.

İkincisi, sağlık, eğitim, yerleşimlerin güzelleştirilmesi, el işi vb. ile ilgili sorunların çözümüne yardımcı olur.

Üçüncüsü, eğer aileler beraber çalışmaya devam ederse, şahsi arsalar üzerindeki sosyal izolasyonu parçalarlar; insanlar bir topluluk içerisinde yaşamaya ve karşılıklı ilişkilerini geliştirmeye alışır.

Dördüncüsü, anaokullarının ve kolektif yemek salonlarının oluşturulmasıyla birlikte, kadınların kolektif çalışmaya katılması çok daha fazla kolaydır.

Beşincisi, toplulukta yaşayan çocuklar daha güvenilir bir çevrede yetiştirilir ve kolektif çalışmanın önemini pratikte öğrenmeye başlar.

Altıncısı, ailelerin eğlence ve kültürel faaliyetler geliştirmeye daha fazla zaman ayırması için kolaylıklar vardır.

Yedincisi, bir köylünün bir başkasından daha iyi yaptığı toplumsal farklılıklar yoktur. Bütün aileler eşit ilerleme kaydeder ve aynı güçlüklere birlikte karşı koyar.

Sekizincisi, grup içersinde yardım ve arkadaşlık bakımından bir tutum geliştirmek, bu suretle yavaş yavaş herkesin bireyciliğini ve dayanışma yokluğunu bertaraf etmek için koşullar yaratılır.

Dokuzuncusu, mahallerde her zaman meydana gelen kavgalar, işlerin genellikle şiddetle ve polisin varlığıyla son bulduğu bireysel arsalarda olduğu gibi değil, daha demokratik, sağlıklı bir tarzda çözülür.

c)      Politik avantajlar

Politik bakış açısından, tarımsal işbirliğinin de kendine has önemli avantajları vardır: Birincisi, grup içerisinde politik tartışma için daha geniş bir müddet yaratır, toplumun nasıl işlediğini anlamayı mümkün kılar ve insanların toplumsal bilincinde bir yükseliş sağlar.

İkincisi, kadrolar oluşturabilir ve daha sonra onları örgütlenme için serbest bırakabilirler ve bu sonradan onların diğer yerleşimlere ve tarımsal çalışmayı etkilemeden toprak için başka mücadelelere yardım etmelerine imkan tanır. CONCRAB tarafından gerçekleştirilen bir çalışmada 154 aileden oluşan beş kooperatifte 18 militanı tam gün ve diğer dördünü yarım gün nasıl serbest bıraktıklarını görebilirsiniz.[xxix] [xxx] [xxxi]

Üçüncüsü, toprağı savunmak konusunda hükümetlere, büyük toprak sahipleri ya da bankalara karşı daha güçlüdürler ve mücadelelerinde geniş bir tarımsal reform ve toplumda derin değişimler için daha fazla inançlıdırlar.

Dördüncüsü, köylüler sorunlarını kolektif bir şekilde değerlendirir ve karar alımları bu değerlendirmelerin sonucudur.

Beşincisi, bu bütün küçük köylüler için olduğu kadar toplumun diğer kesimleri için de bir örnek ve referans noktasıdır zira bu ekonomiyi, üretimi ve insanların yaşamını kapitalizminkinden farklı bir mantıkla düzenleyebilmenin mümkün olduğunu kanıtlar.

4)      Üretim Kooperatiflerinin Değerlendirmesi

MST yerleşimlerinde üretimde işbirliği açısından başarılı deneyimler olduğunu yadsıyamayız, fakat bu kooperatiflerin çoğunluğunda örnek olmamıştır çünkü alternatif bir kooperatif tarzının yaratılmasında başarılı olmak kolay bir iş değildir, zira mevcut tek piyasaya – diğer şeylerin yanı sıra, altyapı ve girdiler artarken tarımsal ürünlerin fiyatlarının düşürülmesini belirleyen kapitalist piyasa- girmelidir. Fakat bu nesnel güçlüklere ilaveten, MST üretimde de hatalar yaptı. Şimdi bunlardan bazılarını inceleyelim.

a)      Piyasa için Monokültür

Hareketin en önemli öz eleştirilerinden biri piyasaya monokültür sağlamak için çaba sarf etmesi oldu. Stédile bunun bir hata olduğuna inanıyor. Yerleşimler, piyasaya ya da fiyat dalgalanmalarına bu kadar fazla bağlı olmamak böylece üretim çeşitliliğini korumak için sadece piyasa için değil aynı zamanda kendi kullanımları için de üretmeliydi. Sadece soya fasulyesi ya da mısır ya da pamuk ya da yukka üretmek çok büyük bir risktir.[xxxii]

Yerleşimler çok az ürünün üretimine bağlı olduğunda, köylüler piyasanın dalgalanmalarına karşı aşırı ölçüde savunmasız olur. Öte yandan, monokültür, özellikle Güney’de, insanları yıl boyunca belli zaman dilimleriyle işsiz bırakan bir dönem dayatır.[xxxiii]

b)      Abartılmış makineleşme

Stédile göre, yerleşimlerde yapılan hatalardan biri üretim derecesine göre ayarlanmamış, abartılmış bir makineleşme uygulamasıdır. Eğer 30 hektar bir alanınız varsa, ancak 100 hektarınız varsa kâr getirecek bir traktör neden satın alırsınız?[xxxiv] Bu tarz üretim imkânlarıyla, traktöre yatırılan para onu satın almak için başlarına aldıkları borcu ödemek için hiçbir zaman yeniden bulunamayacaktır.

Alvaro de la Torre şöyle diyor: Bu büyük ölçüde, tarımsal-sanayi sürecini bir bütün olarak olmasa da, tarımsal-sanayi yapısını geliştirmeyi teşvik ettikleri 1994 ve 1996 arasında bize tahsis edilen kredi kolaylığından ötürüydü. Bir başka deyişle, üretimin ihtiyaçlarına ya da insanların kullanmak zorunda olduğu bu yeni teknolojinin öğretimine tekabül etmeyen oldukça modern teknik bir altyapıyla başladılar.[xxxv]   

Bugün, kooperatiflerin çoğunluğu borç içersindedir –daha kötüsü- insanlar devlete çok muhtaç hale gelmiştir. Geçmişte böyle bir şey doğru bulunmazdı çünkü insanlar kendi güçlerine daha fazla güvenirdi. Fernando Henrique Cardoso’nun ikinci dönemi sırasında MST’nin bütün taleplerini görmezden gelerek, onu zayıflatmak için mümkün olan her şeyi yapmaya karar verdiklerinden durum çok daha ciddidir.

Abartılmış makineleşmeye yönelik eleştirel tepkinin herhangi bir makineleşme biçimini reddetmek olmadığını, yine de, belirtmeliyiz. Hareket içerisinde hiç kimse bu tutumu benimsemez –tersine, belli bir derece makineleşme, her nerede mümkünse, köylüye işinde yardımcı olmak ve başka faaliyetler açısından işçilerin bir kısmını özgürleştirmek için gereklidir.[xxxvi]

Eğer traktörleri pirinç plantasyonlarında kullanacaklarsa, bahçede; ya da süt ineklerinde, veya yarım gün çalıştıklarından daha yüksek gelirler sağlamak için iş gücünü kullanan başka faaliyetlerde çalışmak için kendilerini daha iyi örgütlemelidirler. Hiç kimse traktörleri bırakacaklarını ve öküze geri döneceklerini söylemedi. Öküz sadece bölge bir traktör için uygun olmadığında kullanışlıdır.[xxxvii]

2.      Ticaret Kooperatifleri

Hükümetin hiçbir zaman pazarlamayı dikkate alacak bir tarım politikası olmadığı için (ürünleri; üretimi nakletmek için ulaşım düzeni ve yolları gözden geçirmek) küçük çiftçinin iki çıkış yolu vardır: “Ya imalatını çok büyük tarımsal-sanayisi için ucuz ham madde olarak satar ya da onu hiçbir satın alma gücü olmayan bir nüfusa perakende satar.”[xxxviii] Bugün, tarım için ayrılan her reyal, tohumlar, gübreler ve diğer girdiler için 18 senttir; ve ürünleri gözden geçiren ve ticaret yapanlar için 70 senttir. Çiftçi sadece 12 sent temin eder.

1)      COANOL DENEYİMİ

Duruma karşı koymak için 370 ailenin iştirâk ettiği Anonni Çiftliği yerleşiminin deneyiminden esinlenerek, Rio Grande do Sul’de bölgesel bir ticaret kooperatifi oluşturmaya karar verdik.

Sadece farklı yerleşimleri değil aynı zamanda bölgenin küçük çiftçilerini de birleştiren COANOL ortakların ürünlerini toplar, daha sonra bunları gözden geçirir (temizler, kurular ve onları seçer) ve kendi sanayilerine teslim eder. Dolayısıyla vicdansız komisyonculara katlanmak zorunda olan köylülerin kendisi değil, bu rolü üstlenen ve bunu çok daha uygun fiyatlarla daha profesyonel bir tarzda gerçekleştiren kooperatifti: Yüzde on beş ücret talep etmek yerine, klasik kooperatiflerin yaptığı gibi, onlar sadece hemen hemen nakil ve vergilerin ücreti olan yüzde sekiz ödenmesini ister.

Bunun yardımcı etkileri oldu. Diğer aracı kuruluşlar fiyatlarını indirmeye zorlandı. Ve şimdi kooperatif çok daha fazla ürün işlediği için, şirketlerle pazarlığa çok daha iyi hazırdır. Ticaret kooperatiflerinin karşılaştığı temel sorunlardan biri piyasa rekabetiydi, çünkü bu faaliyet içerisinde %17 olan Ticari Eşya Tedavül Vergisi’nden mesul olmamak için federal gelirden sorumlu bölge vekiline rüşvet vermek gibi rüşvetçilik ve birçok kirli dolap örneği bulunmaktadır. Veya ürünleri daha iyi bir fiyata satabilmek için ürünlerin kalitesini sınıflandıran memura rüşvet verdikten sonra memur onları gerçekte sahip olduklarından daha yüksek bir kaliteye sahiplermiş gibi sınıflandıracaktır.

MST kooperatifleri, komşularının bazılarının piyasaya kendilerininkinden aşağı kalitede ürünler getirdiğini, bununla beraber onlara daha iyi para ödendiğini görebiliyordu. Bunun açıklaması az önce anlattığımız bu rüşvetçilik sistemiydi. Aynı şey ürün satın almak zorunda olduklarında da olur.

2)      Hizmet Kooperatifleri

Bölgesel ticaret kooperatifleri sonradan hizmet kooperatifleri oldu. Hem yerleşik aileler hem de belediye örgütü ya da bölgeden küçük çiftçiler üye olabilir. CPA’lar bile üye olabilir.[xxxix] [xl] Ortakların sayısında herhangi bir sınırlama yoktur, ki bu 30’dan daha fazla ortağa sahip olamayan üretim kooperatiflerinde mevzu bahis değildir.

Bu kooperatifler –söylediğimiz gibi 1995 ve 2000 arasında çok yaygın olan- ürün pazarlama sürecini, girdileri ve tüketici mallarını düzenler. Ayrıca teknik yardım ve eğitim verirler ve belediye ve mikro-bölgesel seviyelerde bir çeşit planlama yaparlar.[xli] [xlii] Çoğu durumda tarımsal ve sığır yetiştirme ürünlerini de gözden geçirirler: kağıt hamuru makineleri, süt pastörizasyonu için mikro merkez, soğuk-depolama aletleri, pirinç hasatçıları, depolama aletleri ve başka şeyler yaparlar.

Gördüğümüz gibi, yerleşimler daha sonra yerel ya da mikro-bölgesel piyasalara katılmaya başlar. Bu kooperatifler yerleşimciler ve bölgenin birçok küçük çiftçisi için başvuru noktaları olur. Yerel ticaret, politik otoriteler ve yerel topluluklar bu deneyime büyük saygıyla bakmaya başlıyor. MST’nin bu artan prestiji kırsal işçilerin yanı sıra aynı zamanda kentteki diğer işçilerin örgütlenmesinde olumlu bir etkiye sahip olmasını mümkün kılar.[xliii]

Bu kooperatifler tarafından yerine getirilen hizmetler üyelerinin etkili bir şekilde çalışabilmesi ve bütün idari gereksinimleri yerine getirebilmesi için çok faydalı olmasına rağmen, bu görevleri üstlenecek eğitimli kadrolar aramak zorunda kaldılar ve bu kadrolar çoğunlukla MST kadroları oldu. İdari hizmetleri sürdürdüklerinde, evvelki politik sorumluluklarını terk etmek zorundadırlar ve bu Hareketin politik yönünü zayıflatır.

3.      Kredi Kooperatifleri

1996’da, birçok üretim kooperatifi ve bölgesel hizmet kooperatifleri örgütledikten sonra, MST kredi kooperatiflerinin çoğalması üzerine bir tartışma başlattı. Yerleşimcilerin birikimlerini kullanmak ve daha önce bahsettiğimiz Tarım Reformu Kredi Programı (PROCERA) gibi, devlet kredilerini yerleşimcilere aktaracak bir birim olmak düşüncesi hakimdi.

O zamanlar Parana, Cantagalo’da oluşturulan Kredi Kooperatifi’ni (CREDİTAR) izlemeye karar verildi. Ve bir başka CRENHOR yaratmak için Rio Grande do Sul, Sarandi’de de tartışmalar başlattı.[xliv]

1)      Sarandi’deki CRENHOR Örneği

Novo Sarandi’de olup bitenlere bakalım.[xlv] Daha önce söylediğimiz gibi, bir ticaret kooperatifi olan COANOL’e sahiptiler. Bu kooperatif kredileri küçük çiftçilere ve yerleşimcilere aktarmak düşüncesiyle, vekalet ettiği sermayeyi kullanarak, Banco do Brasil, Bndes[xlvi] ve Rio Grande do Sul (Banrisul) Devlet Bankası gibi federal mali kurumlardan kredi bulmaya çalıştı. Bu bankalar parayı bir kredi kooperatifine vermek hususunda özen gösterir çünkü bankanın müşterilerine vermesi gereken bütün hizmetler kooperatif tarafından üstlenilir.

Bu kredi kooperatifinin üyeleri MST, Küçük Çiftçiler Hareketi (MPA) vb. gibi örgütlü gruplar ya da hareketler olmalıdır. Kooperatif projelerin ve sözleşmelerin kaleme alınmasını üstlenir ve bunların kaydından sorumludur. Çiftçinin artık kente gitmesi, bankada kuyrukta dikilmesi, finansmanı için vakit kaybetmesi gerekmez; kredi kooperatifi topluluğa gider ve bu tarz faaliyet için oraya bir şube koyar. Başka şeylerin yanı sıra, banka hizmetleri için yüzde on ve on bir arasında masraf yazarken, kooperatif çok düşük bir faiz, sadece yüzde yedi, ister. Öte yandan, güçlük çekenlere yardım etmek için özel bir kredi planı oluşturma olasılığını iyice düşünmüştür. Eğer banka %1,4 masraf yazarsa, kooperatif sadece yüzde bir masraf yazacaktır.

Bu kooperatif otuz dört üyeyle 1996’da başladı, ancak çok hızlı bir şekilde büyümeye başladı ve bugün dört bin altı yüzden daha fazla üyesi vardır. O yıl, Küçük Çiftçiler Hareketinin mücadelesi sayesinde, üyelerin sübvansiyonun yanı sıra özel bir kredi planı oluşturdular: Aile Tarımının Takviyesi için Ulusal Program (Pronaf), fakat hiçbir banka bunu vermeye istekli değildi. Novo Sarandi Kooperatifi bu görevi üstüne aldı. Bankalar Kooperatifin gösterdiği başarıyı fark ettiğinde, bütün dışarıda bırakılanları bir daha kazanmayı denedi.

Şimdi Kooperatif 21 belediyede vardır ve Merkez Bankası (Banco Central) tarafından yetkili kılınmadığı için daha fazla görev üstlenmemektedir. MST, hizmetlerini genişletmesi için diğer belediyelerden sürekli talep geldiğinden bu kooperatifin hareket alanını arttırması için bankanın yetkisini istedi, fakat banka bu görevi üstlenmesi için kooperatifi değil, diğer bankaları tercih etti. Bugün kooperatiften insanların topluluklarında Banco de Brasil ve diğer bankalardan personeli insanlarla konuşurken bulmak olağandır: bankalar kooperatifin çalışma tarzını benimsemek zorunda kaldı.

CRENHOR muazzam itimada sahiptir çünkü örgütlü gruplarla çalışır ve bundan dolayı, hiçbir hata oranı yoktur. Her zaman borç verdiği parayı tahsil eder. Eğer bir üye karşılık vermezse, sorumluluğu üstlenen kooperatiftir. Şahsi krediler vermez, ancak kişi grubun bir üyesiyse ve onların tam desteğine sahipse kredi verilir. Bu ayrı tutulanların dahil edilmesini daha kolaylaştırır, zira bir çiftçinin çok az kaynağı olsa bile, eğer kolektif desteğe sahipse borcu üstlenme ihtimaline göre kendisine bir kredi verilecektir –küçük bile olsa, bu her zaman değerli bir şeydir.[xlvii] Bu bankaların kendini güvende hissetmesini sağlar, borç verdikleri bütün paranın geri geldiğini bilirler.

2)      Kendi Kredi Sistemimiz Doğrultusunda mı Yol Almalıyız? 

MST’nin kendine ait bir kredi sistemine sahip olması gerektiği kanısına varıldı. Elbette hareket her zaman Tazmin Odası, Banco do Brasil, Bndes ve Banrisul gibi başka mali kurumlarla anlaşmalar imzalamak zorunda kalacaktır; hizmetler, bununla beraber, oyunun kurallarını koyacak bir kooperatif içerisinde örgütlenecektir.

3)      Engeller

Her zaman olduğu gibi varolan kapitalist sisteme karşı herhangi bir alternatif karşısında, egemen sınıflar pasif kalamaz ve krediler alanındaki bu halkçı adımı kabul edemezler. Son zamanlarda engeller çıkarmaya başladılar. Eğer geçmişte bir kooperatif toplumsal sermaye miktarının yirmi misli borca girebiliyorduysa, şimdi sadece sermayesinin beş misli kadar girebilir. Eğer geçmişte bin reyal ile (her elli reyal ile yirmi üye) bir kooperatif oluşturulabiliyorduysa, şimdi elli bin reyale ihtiyaç vardır. Bütün bunlara ilâveten kredi kooperatiflerinin kooperatif mülklerinin net miktarının sekiz misline sahip olması gereken bir kredi merkezine bağlanması gerektiği söyleniyor.

4)      Borç ve Bürokratizm

Ancak işleri güçleştiren yalnızca bir düşman stratejisi değildir, aynı zamanda MST’nin kendi başlangıç projesinin büyümesinden kaynaklanan sorunlar vardır. Alvaro de la Torre’ye göre asıl fikir, büyüklüğü üye çiftçilerin tasarruf kapasitelerine göre olacak kredi kooperatifleri yaratmaktı. Aynı zamanda bu grupların devlet tarafından dağıtılan kredileri köylülere verebilecekleri düşünüldü. Sorun CRENHOR’un çok fazla büyümesiydi, aşağı yukarı yedi ya da sekiz şubesi vardı ve orta ölçekli bir kredi kurumu olduğundan daha önce bankalar tarafından gerçekleştirilen bütün bir muhasebe ve idari işlemler dizisini yerine getirmeliydi.

Üyelerin artık denetleyemediği çok büyük bir idari bölüm oluşturmak zorunda kaldı; yöneticinin kendisi bile çok sıkı bir kontrol uygulamadıkça güçlükler yaşadı. Örneğin, günlük faaliyetlerin bilançosunu yapmalıydı ve bu çok fazla zaman alıyordu. Üyelerin kontrolü bir temsilci aracılığıyla dolaylı bir şekilde yapılmaktaydı.

Ve CRENHOR’un faaliyetlerinde sadece üyelerin tasarrufları esas değildir, hükümet kredilerinin transfer edilmesinden de sorumludur. CRENHOR zamanında ödeyen müşteri ile ödemeyen müşteri arasında ayrım yapmaya son verir ve kredileri en çok ihtiyacı olanlara dağıtmamaya, zamanında ödeyenlere dağıtmaya eğilimlidir. Ve hepsi bu değildir: yeniden dağıtılan kredileri devletten önce karşılaması gerektiği için, borçluları adaletin ellerine vermeye zorlanmıştır. Aynı şey hizmet kooperatifi COANOL ile oldu. Fonları üyelerinin tasarruf kapasitesinin çok üstüne çıktı. De la Torre kooperatiflerin sermayesinin yalnızca üyeleri tarafından katkıda bulunulan payların toplamı olması gerektiğini düşünüyor –borçların ödemesini garanti altına alabileceği ve üyelerin kooperatiflere sahip olduğunu hissedebileceği tek yol budur. Ancak bu gerçekleşmez. Hem kredi kooperatiflerinin mirası hem de hizmet kooperatiflerininki büyük ölçüde kooperatif dışındaki kaynaklardan gelir ve bu sistemi çökertir: Kooperatifler giderek borçlanır, kooperatifleri terk eden üyeler borçlarını ödemez ve dayatılan teknolojik paket girdiler üzerine gerekli olduğundan daha fazla harcatır, böylece kârları düşer ve sorun büyür.

Kredi kooperatifi CREDİTAR’dan sorumlu Mário Schons, durumun çok daha çetin olduğunu itiraf eder zira –başka şeylerin yanı sıra- CREDİTAR, kredi kooperatifleri Merkez Bankası kurallarıyla idare edilir ve eğer banka aniden hesapları kontrol edecek olsaydı, bunu yapma hakkı olurdu. “Eğer kooperatif köylüleri desteklemeyi sürdürmek isterse, bu bir kez daha yerleşimciyi topraksız bir insan yapacaktır. Bu kapitalizmin sizi yapmaya sevk ettiği çelişkidir. Bu tarz bir soruna meydan vermemek için, kooperatifin kendisi önlemler alır: köylünün parasal durumunu değerlendirir ve köylü daha fazlasını istese bile, kendisine sadece bu kapasiteye tekabül eden miktarda para verir.” [xlviii]

Sonunda, bu uzun yol süresince MST, mevcut yasaların geleneksel olanlardan farklı bir kooperatif oluşturmak konusunda herhangi bir çabaya girişmenin bir deli gömleğine eş değer olduğunu kanıtlayabildi. MST’nin mevcut Kooperatifler Kanununun değiştirilmesinde ve geleneksel olanlardan farklı işçi kooperatiflerinin örgütlenmesini teşvik etmek için bir yasa tasarlanmasında ısrar etmesinin nedeni budur.     


[1] Özellikle yabani bitkilerin öldürülmesi için kullanılan madde (ç.n).

[2] Yaşayan Toprak (ç.n)

[3] Bir tarımsal ürünün aynı arazi üzerinde seneler boyunca ekilmesi (ç.n).  


 

 

 

[iv] İlkokuldaki ikinci sınıfa gönderme yapıyor.

[v] Gilmar Mauro, Article “O MST e o Meio Ambiente,” Nação Brasil magazine, No. 122, Eylül 2000, S. 22-25.

[vi] A.g.e.

[vii] Sömürgecilik zamanları boyunca, sahiplerinin malikânesi civarındaki alanlarda sefil bir hayat yaşamaya zorlanan siyah köleler özgürlük içerisinde yaşadıkları, quilombos olarak adlandırılan, alanlar örgütleyerek büyük gruplarla dağlara doğru kaçtı. Bunların en büyüğü República dos Palmares (1618-1698) olarak biline gelen Alagoas ve Pernambuco eyaletleri arasındaki sınırdadır. Ganza Zumba ve Zumbi esas liderleriydi. Bazı tarihçiler bu quilombos’larda 30.000 siyahın yaşadığını hesapladı.  

[viii] Bu konu hakkında bakınız MST-Concrab, O que levar em conta…, Yukarıda A.g.e S. 15-17.

[ix] Yukarıda A.g.e S.16

[x] Yukarıda A.g.e S.17

[xi] A.g.e.

[xii] Empresa Brasileira de Pesquisas Agropecuárias

[xiii] J. P. Stédile, “Terra de todos,” Caros Amigos dergisinde röportaj, Haziran 2000, S. 32.

[xiv] MST, Construindo…, Yukarıda A.g.e, S. 200-201.

[xv] Yukarıda A.g.e S.201

[xvi] Bakır sülfit ve su ile kireç karışımı.

[xvii] Sem Fronteira dergisinden alınmıştır, Aralık 2000, No. 285, S.21

[xviii] J. P. Stédile ve B. Mançano Fernandes, Brava…, op. cit., S. 117, Braz. Ed., S. 101.

[xix] A.g.e.

[xx] Brezilya’da belediye temsilcileri vereadores olarak adlandırılır.  

[xxi] J. P. Stédile ve B. Mançano Fernandes, Brava…, Yukarıda A.g.e S. 118, Braz. Ed., S. 102.

[xxii] Brezilya Portekizcesinde: mutirão

[xxiii] Construindo o caminho’dan alınmıştır, MST, São Paulo, 1986, S. 186-187.

[xxiv] Yukarıda A.g.e S. 190.

[xxv] Yukarıda A.g.e S.191-192

[xxvi] J. P. Stédile and Frei Sérgio, La lucha por la tierra… Yukarıda A.g.e, S. 50.

[xxvii] Yukarıda A.g.e S.48 Bununla birlikte Stedile şunu açıkça görür “başlangıçta birçok insan iş bölümüne karşıydı çünkü iş bölümünü kapitalizmle karıştırıyorlardı.” O zamanlar bu iş bölümünün  -üretici güçlerin gelişmesinin doğal bir sonucu olarak- sadece insanları sömürmek amacıyla değil fakat genel olarak yaşam şartlarını da geliştirmek için kullanılabileceğini anlamadılar. CONCRAB tarafından basılan bir broşür iş bölümü ilk incelendiğinde Taylor modeli tarafından üretilen yabancılaşmanın dikkate alınmadığını belirtir. Bakınız Conrab, A evolução da concepção de…, Yukarıda A.g.e S. 17.

[xxviii] J. P. Stédile and Frei Sérgio, La lucha por la tierra…, Yukarıda A.g.e S. 48.

[xxix] Construindo…, Yukarıda A.g.e, S. 193-194.

[xxx] Yukarıda A.g.e, S. 192-193.

[xxxi] Concrab, A evolução da concepção de…, Yukarıda A.g.e., S. 26.

[xxxii] J. P. Stédile, röportaj Marta Harnecker,  22 Mayıs, 2001.

[xxxiii] Yukarıda A.g.e

[xxxiv] A.g.e

[xxxv] Alvaro de la Torre, röportaj Marta Harnecker, Porto Alegre, 13 Mayıs 2001

[xxxvi] J. P. Stédile, röportaj Marta Harnecker, Yukarıda A.g.e.

[xxxvii] Yukarıda A.g.e

[xxxviii] Elena Ferreira, Otto Fifueiras’den alıntılandı, “Sabor de Campo,” Sem Terra dergisi, Yıl III, No. 10, Ocak-Şubat. 2000, S. 37. Yukarıda A.g.e, S. 37.

[xxxix] Vilmar Martins Silva, Novo Sarandi Tarım Kooperatifi lideri, Rio Grande do Sul, röportaj Marta Harnecker, Eylül 1999.

[xl] Concrab, 1997, S. 62-71, B. Mançano Fernandes’dan alıntılandı, A formação do MST…, Yukarıda A.g.e, S. 233.

[xli] Vilmar Martins da Silva, röportaj Marta Harnecker tarafındandır, Yukarıda A.g.e.

[xlii] B. Mançano Fernandes, A formação do MST…, Yukarıda A.g.e, S. 233.

[xliii] Op. cit., Concrab, A evolução da concepção de…, Yukarıda A.g.e., s. 23.

[xliv] Concrab, Sistema…, Yukarıda A.g.e, S. 34.

[xlv] Waldemar de Oliveira, Kredi Kooperatifi Crenhor’un lideri, röportaj Marta Harnecker, Eylül 1999.

[xlvi] Banco de Brasil yatırımları ve tarımsal üretimin işletme giderlerini finanse ederken BNDES sadece yatırımı finanse eder.

[xlvii] Daha önceden belirtilen Waldemar de Oliveira’nın röportajda açıkladığı şey burada son bulur. Öte yandan, Norberto Martines’e göre, dağıtılan krediler uzun vadeli yatırımlar için değil, yıllık üretimle ilişkilidir –bunların kontrol edilmesi çok güç oldu.  

[xlviii] Mário Schons, röportaj Marta Harnecker, Santa Catarina, Mayıs 2001.

Advertisements

January 8, 2010 Posted by | Uncategorized | Leave a comment

MST – Bir Hareket Yaratmak BÖLÜM 2: İŞGAL VE KAMP (Marta Harnecker)

 

Türkçe Çeviri : Akın Sarı 

Daha önce gördüğümüz gibi, Topraksız İşçiler Hareketi “toprak sahiplerinin ekonomik ve politik gücüne karşı durmak ” ve çiftçiler arasında toprağı bölüştürmesi için hükümet üzerinde baskı yapmak için farklı mücadele biçimleri geliştirmektedir[1]: işgaller, müzakereler, alanlarda ve kent içerisindeki kamusal yerlerde kamp kurma, hükümet binalarının işgali, kamusal mitingler, yürüyüşler ve toplu yürüyüşler, oruç ve açlık grevleri.

Hareket ülkenin politik durumuna ve o anın ihtiyaçlarına göre, en iyi yöntemleri ortaya koymaya karar vererek işe başlar. İçlerinden en etkilisi işgal olmuştur. Hükümetlerden hiçbirinin tarım reformunu uygulamaya koymaya yönelik politik arzusu bulunmadığı için, toprağın işgali zorunlu bir silah ve MST’nin en gözle görülür eylemi oldu.[2]     

90’larda, aşağı yukarı 160.000 aile işgallere katıldı. Bugün Brezilya’nın her tarafında 100.000 ailenin beraberinde 500 civarında kamp vardır.[3]

II. İŞGAL

Dünyanın dört bir yanındaki en yoksul kesimlerin görüntüleriyle tanınan dünyaca meşhur Brezilyalı fotoğrafçı Sebastião Salgado bir MST işgalini aşağıdaki sözlerle tanımlıyor:

“12.000 kişiden fazla olan topraksız insanların konvoyunu –bir başka deyişle, Parana’da yeni bir kışın soğuk gecesinde yürüyen 3000 aileyi- görmek etkileyiciydi. Köylülerin ordusu neredeyse tam bir sükunetle ilerledi. Yalnızca daha önce çok büyük eforlar sarf etmiş göğüslerden gelen düzenli solumaları ve otoyola basan kısık ayak seslerini duyabilirsiniz. Eğer nereye gittiklerini izleseydiniz, son varış noktalarının Brezilya’daki tipik uçsuz bucaksız latifundialardan biri olan Giacometi çiftliği olduğunu tahmin etmeniz zor olmazdı. Doğru bir şekilde kullanıldığında, 83.000 hektar […] o zamanlar bunun için yürüyen 12.000 insana uygun bir yaşam temin edebilirdi. […] Söz konusu yere şafakta vardılar. […] Erkekler çiftliğin “sindiricileri” ile herhangi bir karşılaşma için hazır bir şekilde, hayâl ürünü sınırın ön sıralarında yerlerini alırken, çocuklar ve kadınlar insan dalgasının sonuna doğru gitti. […] çiftliğin küçük ordusunun karşılık vermeyeceğinin bilincinde olduklarından, öndeki erkekler kilidi kırdı ve çit açılmaya başladı; içeri girdiler; onların arkasında bir nehir insan bir kere daha hareket etmeye başladı, ve topraksız insanların bastırılmış haykırışı yeni bir günün ışığı gibi yankılandı […].[4]

1.      İŞGAL ÇEŞİTLERİ

Toprağın yasal ve fiziksel özellikleri ve yerin sosyo-politik koşullarına göre farklı işgal biçimleri vardır.[5] Bu hükümetler büyük toprak sahiplerinin çıkarlarını temsil ettiğinde ve Hareketin ilerlemesini önlemek için bütün olası yöntemleri kullanmaya arzulu olduğundaki toprak işgal etmekle, eyalet veya belediyenin tarım reformunu uygulamaya koymak gerektiğine ikna olduğu ve bundan dolayı MST’ye karşı güç kullanılmaması için talimat verdiği toprak işgali aynı değildir; çalışmasında zayıf olduğu bölgelerdeki toprağı işgal etmesiyle, MST’nin bir süredir çalışmakta olduğu, benimsendiği ve saygı gördüğü bir yerde bunu uygulamaya koyması bir değildir.

İlk işgaller belli bir parça toprak almak isteyen, nispeten küçük gruplardan oluşan aileleri içerdi[6], ancak daha sonra –daha önce söylediğimiz gibi- baskıcı güçler kendilerini zorla çıkarmaya geldiğinde işgal içerisinde kalma ihtiyacı, onlara bir bölgenin bütün topraksız insanlarıyla birlikte kitlesel işgaller gerçekleştirme fikrini verdi –bu toprağın belli bir parçasını zapt etmeyi değil de, sadece bölgede seferber edilmiş bütün aileleri yerleştirmek için gerekli olan toprağı işgal etmekten ibaretti. Bu tarz işgal sayesinde, genellikle birçok yerleşim ortaya çıkar.[7]

Sınırlı işgal durumunda, ailelerin seferberliğini ve örgütlenmesini belirleyen zapt etmek istedikleri alanın büyüklüğüdür. Toprağın yüzeyine bağlı olarak, çok az ya da birçok grup toprağı işgal edebilir. Bu tarz her işgal bir yerleşimin ele geçirilmesinin işaretidir. Sınırlı işgal toprak bir kere zapt edildiğinde kitlesel işgale dönüşebilir ve başka ilgili aileler tarafından ele geçirilebilecek bir grup yer hakkında bilgi bulunur.

Bazı durumlarda, büyük toprak sahiplerinin arkasındaki destek çok güçlü olduğunda, araziyi işgal etmek yerine, topraksız insanlar toplumun dikkatini çekmek için yol kenarında kamp kurar. Bu yöntem bir bölgenin köylüleri başka bölgelerde toprak için mücadele vermeyi reddettiğinde de kullanılır. Bazı yerlerde, MST yol kenarındaki bu kampları köylü gruplarını örgütlemekte ve onların bilinçliliğini arttırmak için bir basamak olarak kullanır. Başka durumlarda bunu arzu edilen rakama ulaşana kadar aileleri gruplara ayırmaya başlamak için kullanır.

Hareket, kadrolarından çok esnek olmalarını ve uygulayacakları özel işgal biçimini seçmek için her yerde güçlerin korelasyonunu çok fazla hesaba katarak her bölgedeki farklılıklara saygı göstermelerini ister.

Ülkenin çeşitli yerleri ve bölgelerinde işgallere katılmış bazı MST üyeleri, militanlar gibi şimdi yeni yerleşimler kurmak için yeni işgaller örgütleyerek bu deneyimlerin bilinmesi için zamanlarını adamaktadır.

90’larla başlayan tabandaki bu çalışma Frente de Masas tarafından örgütlenmişti. Bu MST’nin içerisinde örgütlenen faaliyet kesimlerinden biridir, ne var ki Christiane Campos’a göre, “bu sadece herhangi bir kesim veya faaliyet değildir, bu hareketin tam kalbidir, bütün harekete kan pompalar. Temel çalışma için kadroları harekete geçirir ve sonra onlar da MST’nin her tarafta büyümesini sağlarlar.”[8]

İşgal için uygun olduğu düşünülen alanın seçiminden mitinglere katılacak ailelere ve hükümetle müzakerelere kadar işgal süreci ve toprağın zaptı boyunca gerçekleştirilmesi gereken bütün faaliyetlerden sorumludur.

2.      İŞGAL ÖNCESİ ÇALIŞMA

Her nasılsa, bir çiftliğe girdikleri an, hareketin önceden hesaba kattığı yolun zirvesidir. MST’nin ilk yaptığı şey işgal edilecek toprağı belirtmektir ve –eğer kitlesel bir işgal olacaksa- toprak edinmeyle ilgilenen ailelerin bulunabileceği civar kentleri, kasabaları ve cemaatleri de belirtmelidir.[9] Ve militanların aileleri işgal için söz verdirmeye çalışarak gittikleri yerler buralardır.

1)     Tabanda Toplantılar

Tabanda bu çalışma genellikle “biriyle ilk bağlantının” kurulmasıyla başlar. Bunun “yöre içerisinde önemi olan biri” olmasına çalışılır: Bu, belediye başkanı, bir vekil, bir müsteşar olabilir, bir sendika ve hatta bir rahip olabilir. Bu şahıs cemaatin güvendiği ve Hareketle sıkı fıkı olan birisidir.[10] Bu kişi MST ve taban arasında “köprü” olacaktır; aileleri tarım reformu hakkında konuşacakları ilk toplantıya davet eder. Bu tür bir bağlantı olmadığında, bu işi, ev ev, yapan militanların kendisidir. Bir okul odasında veya bir kilisede olabilen bu ilk toplantıda Brezilya’daki tarım reformunu konuşurlar, MST hakkındaki her şeyi, neden mücadele ettiğini ve toprağın nasıl ele geçirilebileceğini açıklarlar.

Sorun basitçe ailelerin toprağı işgal “görevini” gerçekleştirmesi değildir, ne yaptıklarını ve neden yaptıklarını anlamalılar. İşgalin ardındaki gerekçeleri herkesle tartışmanın çok önemli olmasının nedeni budur. Sorusu olan bunları arz eder, fikirlerini söyler ve tartışır. Bu hareketin hoşuna gidecek gerçek katılımın çok önemli bir yönüdür. Ve tabandaki bu çalışmanın toprak mücadelesi önderlerinin bilinçliliğinin artmasına katkıda bulunacağına hiç şüphe yoktur. Bu ilk toplantı sırasında bir dahaki toplantı tarihi için anlaşırlar.

Gelecek toplantı için ilkindeki her katılımcı başka komşuları davet etmelidir. Dolayısıyla genelde eğer ilk toplantıda on kişi vardıysa, bir dahakinde 20, 30, 40 olacaktır ve mücadeledeki yoldaşları arttırabilmeleri bu şekilde olur.

Dört ya da beş toplantıdan sonra –çeşitli cemaatlerde paralel bir şekilde gerçekleştirilen- yeterince insan işgalle alâkadar olduğunda, bütün bu aileler birlikte bölgesel bir toplantı yapılır.[11]

Çoğunlukla önceden yerleştirilmiş olan bir MST üyesi de davet edilir ve o kendi deneyimlerini aktarır; ayrıca iyi-bilinen güvenilir liderlerden bazılarını davet edebilirler. Toplantıda eylem için gün ve saate karar verirler.

3.      TOPRAK NASIL İŞGAL EDİLİR

Tarihi boyunca MST’nin başarılı bir şekilde örgütlediği sayısız toprak işgali ona bunları nasıl uygulamaya koyacağı hakkında zengin bir pratik bilgi sağladı. Telkinlerini aşağıdaki biçimde özetleyebiliriz:

Birincisi: işgal edilecek olan alan önceden teşhis edilmelidir. Toprağın fiziksel koşulları hakkında bir çalışma yapılmalıdır: suyun varlığı, aile bahçeleri imkânı, dışsal görünürlük, gelecekteki verimli koşullar vs. Olası engelleri önceden görmek ve en küçük ayrıntıya kadar her şeyi garanti etmek esastır. İyi toprak seçimi, kampçılar toprağın dağıtılmasını beklerken, daha iyi koşullar arayarak daha sonra bir başka yere geçilmesini mümkün kılar.

İkincisi: toprağın örgütlenen bütün aileler için kolayca ulaşılabilir olmasına dikkat edilmelidir. Genellikle bir latifundiya onu işgal edecek ailelere yakın, bölgenin merkez kısmından seçilir.

Üçüncüsü: eğer hükümet tarım reformunu uygulamaya koyma arzusuna sahip olursa, kamulaştırılabilecek bir toprak parçası seçilmelidir.[12] “Çok az veya hiçbir şey üretmeyen –toplumsal işlevini yerine getirmeyen” geniş bir alan seçmeye çalışmak zorunda olmalarının nedeni budur.[13] Bu MST’nin toprakları kamulaştırmak istediğini söyleyen sağ kanadın köylülerle savaşmak için kampanyalar örgütlemesinin önüne geçer ve hükümetin bu toprakları temizlemek için güç kullanmasına hiçbir neden bırakmaz.

Bu MST kuralı geçenlerde, Fernando Henrique Cardoso Yönetimi tarafından kabul edilen ve iki yıl geçmeden işgal edilen toprakların verilmeyeceğini ilan eden yeni bir yargı-kanunundan ötürü değiştirildi. Hareketin buna yanıtı ilk iş olarak hedefledikleri verimsiz toprakları elde etmek için daha büyük bir baskı silahı olarak verimli toprakları işgal etmek oldu. Bu nedenle, bu verimsiz toprakların dağıtılması için temel müttefikleri geçici olarak yerleştikleri latifundium sahibinin ta kendisidir.[14]

Dördüncüsü: bütün topraksızların tamamen katılması zorunludur, geleneklerde olduğu gibi sadece babanın katılması kabul edilmez. Çünkü, kadınların cesareti ve inisiyatifi genellikle mücadelenin en can alıcı anlarında belirleyicidir.

Beşincisi: çeşitli belediyelerden çıkan büyük köylü gruplarını seferber etmeye çalışarak mümkün olduğunca kitlesel olmalıdırlar.[15] “İşgal yerine hep birlikte varmaları toprak sahiplerinin şiddetinden sakınmak için” de uygundur.[16]

Altıncısı: tam işgal anına kadar işgalin yeri ve tarihi çok gizli tutulmalıdır. Harekete karşı olan insanlar tarafından bilinmesine meydan vermemek için sadece liderler bu olguları bilmelidir.[17] Hazırlık toplantılarının açık olduğunu hatırlamalıyız, dolayısıyla katılmak isteyen herkes katılabilir. Bu anlamda güvenilir olmayan insanların, ya da sadece “yoldaşlardan istifade etmekle ilgilenenlerin katılmasına meydan vermemek önemlidir. Bu insanlar kolayca pes eder, ya da polis ve toprak sahipleri için ihbarcı olur.”[18]

İzlenecek olan yol bütün grupla tartışılmalıdır: Seçilen alanda başlangıç noktasından bitiş sınırına kadar polis ya da hükümet tarafından fark edilmeye meydan vermemek için, dikkat çekmeyen herhangi bir dolambaçlı güzergâh ya da yol olup olmadığını bulmaya çalışmak.[19]

Yedincisi: son olarak, gerekli olduğu sürece kamp yaparken ihtiyaç duyacakları her şeyi önceden hazırlamalıdırlar: uzun bir süre dışarıya bağlı olmamayı temin etmek için çadırlar, yiyecek, nakliyat vb. temin edilmelidir.[20]

4.      YASAL SORUNLAR

Her ne zaman bir işgal olsa, yasal sorunlar olur. Eğer toprak hükümete aitse, davaya karar vermesi gerekenin eyalet Federal Hâkimi olduğunu bilmek işgalciler açısından önemlidir, diğer taraftan eğer toprak özel mülkse, karar veren vilayet hâkimidir. Eğer ihraç emri bu iki kategoriden birine uymuyorsa, işgalin illegal olmasının nedeni budur.[21]

Eğer zorla çıkarılırlarsa, ihraca karar veren izin kâğıdı yetkisini kanıtlamalı ve mülk sahibi tarafından uygulanan eylem tipini incelemelidirler: mülk sahibi ihraçları için yasal bir belgeyle gelebilir (bu onların zaman kazanmasını sağlar), ya da hâkimden topraklarının derhal geri verilmesini rica edebilir. Bu durumda hâkim iki farklı biçimde harekete geçebilir: köylülerin polis eylemi aracılığıyla ihracına karar vermek ya da ihraçtan önce toprak işgalcilerini toplantıya çağırmak.[22] Kendisine anayasa tarafından verilen hakka dayanarak, mülk sahibi “meşru müdafaa” içerisinde de harekete geçebilir.[23]

5.      MÜZAKERE

Bu işgal süreci devam ederken, topraksız çiftçiler devletle İşgal Müzakereleri Komisyonu aracılığıyla bu ailelerin yerleşimini görüşmeye çalışır.

1)     Toplantılar (Audiencias)

İşgalden sonraki ilk adım “hükümetle ilgili gruplarla görüşmeyi amaçlayan, yetkililerle toplantılar örgütlemeye” çalışmaktır. En yaygın sonuç işçilerin boş sözlere dönüşecek olan birçok vaatle ayrılmasıdır. “daha sonra, olumlu bir sonuç olmadan önce yıllarca sürebilen görüşmeler süreci başlar”[24] MST’nin yetkililerle bu toplantıları iki özellik tarafından belirlenir:

Birincisi: “köylüler her zaman geniş gruplar içerisinde görüşür. Bazı toplantılara MST’nin kitlesel müzakereler olarak adlandırdığı gerçek halk yığınları katılır.”[25]

İkincisi: “köylüler aldıkları sözlerin hiçbirini unutmazlar.” Duyduklarına inanırlar. Tatlı konuşmanın onları sakinleştireceğinden emin olan iktidardaki politikacılar bir takım şeyler vaat eder ve daha sonra sözler unutulur.”[26] Ancak bu doğru değildir, topraksız insanlar unutmazlar ve tekrar ve tekrar taleplerinde diretirler.

2)     Eylem Yoluyla Öğrenme

İşgal sırasında müzakere aynı zamanda bir bilgi alanına dönüşür ve şu anda onların dengi olarak görünen yetkililerden önce köylülerin tutumlarında bir değişimi gerekli kılar. “Eğer toprağı olmayanlar geçmişte tepki göstermekten korkmuş olsaydı, şimdi de onların tepkisinden korkan yetkililer olurdu ve bu onlara eşit şartlar verir.”[27] Müzakereleri daha lehte bir atmosfer içerisinde gerçekleştirmek için yerel şahıslar ve kurumlar arasında (vekiller, sendikalar ve kiliseler) müttefikler aramak çok önemlidir.

  1. 6.      BASKI ARACI OLARAK İŞGAL 

1)     Politik Baskı ve Müzakere

Daha önce söylediğimiz gibi, işgal bir politik baskı biçimidir. Görüşmeye ivme kazandırmayı amaçlar. Pratik “en iyi görüşmelerin işgallerin bir sonucu olarak olduğunu” kanıtladı[28] çünkü eğer “hükümetle görüşmekle başlarsanız, sadece görüşerek, sonuç olarak hiçbir şey elde edemezsiniz.”

Kitle hareketinin genç bir lideri şöyle diyor: Tarım reformunu uygulamaya koymakta hiçbir politik çıkarları yoktur. Daha sonra öğrendik: toprağı işgal edeceğiz ve baskı sarf edeceğiz; eğer bizimle görüşmek isterlerse, iyidir, ya ayrılırız ya da teslim oluruz, aksi takdirde orada kalırız.”[29]

Genellikle, eğer görüşme iyi hazırlanmışsa, ve gelecek yerleşimcilerin lehine bir anlaşmayla gelmişlerse, bu aileler işgal ettikleri aynı toprağı talep etmezler, ancak söz konusu toprak işgalin meydana geldiği aynı bölge içerisinde olmalıdır.

Bundan sonra işgallerin amacı “topraksız köylülerin sorunlarını yönetici çözümleriyle görüşmek ve işlenmemiş topraklara üretim yaptırmaktır. İşgalin kent işçilerinin grev hakkıyla karşılaştırılmasının nedeni budur: bu haklarını istemek için bir mücadele aracıdır. Topraksız insanların hiç grev yolu yoktur, insanlar hazır olduğunda işlenmemiş toprakların yanı sıra bunları işletmeye ve gıda üretmeye istekli insanlar olduğunu kanıtlamak için baskı ortaya koyma imkânları latifundia işgal etmektir.”[30]

2)     Adil Olmayan Yasal Engelleri Parçalamak ve Adil Kanun Ortaya Çıkarmak

İşgaller aynı zamanda var olan yasallığı sorgulamanın bir yoludur. Bunlar kanunların egemen sınıfların yararlanması için yapıldığını ve bu yasal engeli insanlar tarafından sarf edilen baskı ve diğer özel mücadele araçları yoluyla parçalamanın örgütlü hareketlere bağlı olduğunu gösterir.[31]

Bu mücadele aracılığıyla MST bu işgallerde evden çıkarılma suçuna karşı bir dizi yasa elde edebilmiştir: eğer topraklar faydasız ya da yeterince işlenmişse yasa artık bir başkasının toprağını işgali cezalandırmayacaktı. Bu en zengin kesimlere fayda sağlayan yasaların ancak örgüt ve insanların baskısıyla değiştirilebileceğini gösterir.[32]

Topraksız insanlar aşağıdaki biçimde düşünür: “yasa, toprağı toplayan, çok az üreten ve milyonlarca insanı haysiyet içerisinde yaşamaktan alı koyan latifundiuma ait özel mülkü korur.” Bu nedenle “bu adaletsiz bir yasadır. Ve hiçbir insan adaletsiz yasalara boyun eğmeye zorlanamaz. Yüzyıllardır, bu yasalara karşı ve yaşamdan yana açık ve titiz bir şekilde adaletsiz yasalara boyun eğmemek halk hareketleri mücadelesinin bir aracı oldu.”[33]

Topraksızların fikrince, “Hıristiyanlar Şebat[1] ve kutlama yılı sırasında Geri Alma Hakkını tanıyan İncil aracılığıyla toprak işgalini meşrulaştırır. Bu toprağını kaybeden kişinin –kendisi ya da soyunun- toprağı elinde bulunduran kişiden, herhangi bir zaman diliminde, kurtarma hakkı olduğu anlamına gelir. Bu Tanrının toprağı herkese verdiği ilkesine dayanan kamusal bir yasasıydı. Eğer toprağına toprak katan kişi onu geri vermezse, bundan etkilenen kişi kendisine ait olanı geri almak için güç kullanabilir […].”[34] Eğer bu kitabı mukaddese ait yorumu kabul edersek, köylüler kendilerine ait olan şeyi işgal etmektedir ve sadece birkaç elde toplanan toprak yasaktır.

Dolayısıyla işgal meşrudur, birincisi, yaşamı savunmaktan kaynaklandığı ve araçların zapt edilmesi hayatta kalmak için olduğundandır, ikincisi, toplumun marjinalleştirdiği insanlar tarafından uygulamaya konmasından ötürüdür, üçüncüsü, sahipleri için ya da toplum için hiçbir ekonomik anlamı olmayan verimsiz topraklar üzerinde yapılmasından ötürüdür.[35]  

Diğer yandan, Brezilya’da prestiji olan birçok avukat toprağın toplum için hiçbir yarar sağlamadan tek elde yoğunlaşmasının sadece adaletsiz değil, aynı zamanda yasa dışı olduğunu düşünür. “İşgallerin sadece haklı olmakla kalmadığı aynı zamanda yasal olduğu fikrini savunurlar.”[36]

Avukatlara göre, bir hâkimin yapması gereken bir işgal olduğunda, işgal edilen alanın teknik bir incelemesini istemektir ve eğer alanın bir latifundium olduğu doğrulanırsa,[37] onun kamulaştırılması talep edilmelidir. Bundan sonra hükümet mülkiyet hakları sahiplerini (Tarım Reformunun Mülkiyet Hakları, 20 yıl sonra ödenmesi gereken) saptamak zorunda kalacaklar ve işçilerin üretmeye başlamasını ve toprağı toplum için faydalı hale getirmelerini isteyeceklerdir.

Ancak tarihsel olarak hâkimler bu şekilde davranmadı. “Anayasayı uygulama cesaretleri yoktur. Sivil Yasaları uygulamanın ve ailelerin ihraç edilmesini talep etmenin konforlu konumunu tercih ederler.” Buradaki kazanım hakimler tarafından verilen ihraç mühletinin uzatılması, böylece hükümetle görüşmek için daha fazla zaman kazanılması ve en azından bu ailelerin durumuna geçici bir çözüm aranmasıdır.[38]

İşgaller “tarım reformunu gerçekleştirmek ve bütün toprakların toplumsal işlevini yerine getirtmek için anayasal yetkiyi pratiğe aktarmanın bir yolunu” temsil etmesine rağmen, aynı zamanda kendi içerisinde mevcut yasalara karşı sivil itaatsizlik eylemleridir.[39]

  1. 7.      ÖZNEL ZAFERLER

1)     Örgütlü İsyanın İfadesi ve Sınıf Bilinçliliğinin Oluşumu

İşgal aynı zamanda örgütlü isyanın ya da toplumsal sorgulamanın bir yoludur. Bir latifindumu işgal eylemi topraksız insanların yaşamında muazzam bir değişimi gerekli kılan açık bir itaatsizliği simgeler: İşgal, her zaman bir başkasına itaat etmelerini –patron, baba, belediye başkanı olsun- ve kafalarını eğmelerini[40] gerektiren geleneklerini parçalar, köylünün yaşamındaki iki çok güçlü duyguyu ortadan kaldırır: bunlar korku ve konformizmdir.[41]

Öte yandan, toprak için mücadele sermayeye, temellüke ve sömürüye karşı aralıksız bir mücadeledir. “bu kapitalistler ya da toprak sahipleri tarafından dışlanmalarına karşı topraksız işçilerin mücadelelerinde geliştirilen bir eylemdir.”[42] Salete Caldart’a göre, işgal aracılığıyla sınıf mücadelesi açıklık kazanır: Büyük toprak sahiplerinin alanını işgal ettiklerinde kendilerini içinde buldukları mücadele, MST’ye bağlı kadın ve erkekler açısından köylülerin sınıf bilinçliliğine katkıda bulunan bir deneyimdir: Telleri kesmeden ve alana girmeden hemen önce, işçi çok açıkça çelişkiyi ve sınıf farkını görür –bir yanda, verimsiz çok büyük toprak arazileri, kendisini destekleyen polisle birlikte kibirli bir burjuvazi; diğer yanda bununla beraber örgütlü işçiler, topraksızlar.[43]

2)     Eski Değerlerin Yenileriyle Değiştirilmesi

İşgal topraksız insanları hazırlayan ve dünyayı kavrama biçimlerinde “yavaş fakat derin değişimleri” başlatan en zengin deneyimlerden biridir. Toprağı işgal ettiklerinde, her nasılsa topraksız köylüler yüce özel mülkiyet değerini parçalamaya ve topluma –ve kendilerine- toprağın “yaşam ve emek gibi değerler” tarafından denetlenmesi gerektiğini anlatmaya başlarlar.[44] Bazı değerleri ortadan kaldırmaya ve örgütlenme gibi, başkalarını yaratmaya ya da yeniden bulmaya başlamaları bu şekildedir.[45]

3)     Yeni Bir Kimlik İnşa Etmek

 İşçiler açısından en küçük toprak arazisi olsa bile, her nasılsa, bilinmeyen gerçekliklerini geride bırakarak, onu işgal etmek bu toplumsal koşullara karşı tepki göstermenin bir yoludur. Harekete katıldıklarında, ikinci bir soyadı elde ederler: Topraksızlar[46]

4) Örgütlü Olmanın Önemi

İşgal, köylü ailelerin eğer işgalin başarılı olmasını ve daha sonra hayatta kalabilmeyi istiyorlarsa, diğerlerine katılmalarını ve şahsen örgütlü olmanın önemini anlamalarını sağlar.[47] Eğer kolektif olmak yerine, işgal bireysel olsaydı, köylüler “cani” ya da “suçlu” olarak adlandırılırlardı, ancak örgütlü bir grup tepkisi olduğu için, genellikle toplum başka bir tutum benimser.[48]

SONUÇ

Kısacası, toprak işgali Brezilya’nın toprak mücadelesinin en etkin aracı ola gelmiştir. Bu köylü mücadelesinin görünmesini sağlar ve toplumu taraf olmaya zorlar. Aynı zamanda, yoksula yardım eden yasalar olsa bile, bunların ancak bir toplumsal inisiyatif bulunduğunda uygulamaya konduğunu kanıtlar. Brezilya’nın Anayasası toprağın toplumsal işlevine göre oldukça ilerici olsa bile, sadece köylülerin toplumsal baskısı işlenmemiş toprakları çalıştırmaya can atan küçük köylülere dağıtımlarını hızlandırabilmiştir.[49] 

İŞGAL Mİ YOKSA İSTİLAMI MI?

Kamuoyunu MST’ye karşı kışkırtma çabaları kapsamında, medya bir kere daha MST tarafından gerçekleştirilen işgalleri “istilalar” olarak ve bunlara katılan çiftçileri de “istilacılar” olarak –ancak asla “işgalciler” olarak değil- tanımlar.[50]

“İstila” kelimesinin –bu hem hükümet hem de medyanın gözde kelimesidir- olumsuz etkisi açıktır.[51] “İstila etmek bir şeyi birisinden” zor eylemiyle almaktır. “İşgal etmek” boş bir mekanı doldurmaktır, “bu durumda, topraklar toplumsal işlevlerine intibak etmez.”[52] 

Farklılık işgal yasal olmasına rağmen, istilanın yasak olmasından kaynaklanır. “İstila” kelimesi eğer toprağa ihtiyacı olmayan birisi bir başkasına ait bir araziyi gasp ederse doğru bir şekilde kullanılmış olur. Bu ifade öyleyse sadece çok uluslu şirketlere karşı kullanılabilir: Çok uluslu şirketler Brezilya’nın her yanında milyonlarca hektar toprağı istila etmişlerdir.[53]

III. KAMP

İşgal aslında nispeten kısa bir süre devam eder: Toprağa girmek zaman alır. Toprak bir kere işgal edildiğinde, aileler kamp kurar: şu meşhur siyah çadırları, geçici barınaklarını hazırlarlar. Kamp işgal edilen toprakta, hükümetten ya da MST ile dayanışmayı düşünen özel bir şahıstan devr alınan bir arazi üzerinde ya da son çare olarak, yol kenarında kurulabilir.

MST tarihinde ilk büyük kamp Encruzilhada Natalino’da (1981) olandır. Topraksız insanları mücadelelerinde seferber etmek için en önemli araç haline gelen bu örgütsel yapı, bu ve bunu takip eden diğer kamplarla kendisini güçlendirmiştir.[54]

Kampın üç amacı vardır: tarım reformu için yetkililer üzerinde baskı yapmak, ki böylece seferber olan köylülere toprak verilecektir; işgalcileri eğitmek ve onları seferber etmek; ve toprak mücadelesinden kamuoyunu haberdar etmek.[55]   

1.      KAMP ÇEŞİTLERİ

Farklı kamp çeşitleri vardır, bunların arasında geçici ya da sürekli olanlar vardır, ve bu ikinci kategori içerisinde açık olanlar vardır.

1)     Geçici Kamplar

Geçici kamp, yetkililerin dikkatini çekmek, çalışmak ve izlenecek yola karar vermek ve hükümete yeni istemler sunmak için geçici bir temelde kurulur. Mühletin sonu geldiğinde ya da amaçlar elde edildiğinde kamp dağıtılır.[56]

1999’da, örneğin, MST bir dizi ihraçtan ve Parana Eyalet hükümetinin Quenrencia do Norte bölgesinde kamp yapan köylülere yönelik çok şiddetli saldırılarını kınamak için Curitiba Kent Merkezi’nin önünde, 100 günden fazla, kamp kurdu. Bu zorla çıkarmalardan biri sırasında, 49 köylü haksız bir şekilde gözaltına alındı ve bazıları 70 günlüğüne cezaevine yollandı; diğerleri ise aşağı yukarı dört aylığına cezaevine yollandı. “bu eyleme katılan topraksız köylülerden biri Paulo de Marck şöyle demektedir: “tek suçları bir toprak parçası için mücadele etmeleriydi”.[57] Kamp “öncelikle, haksız bir şekilde hapsedilen yoldaşlarının özgürlüğünü ve askeri polisin, hükümetin ve devlet güçlerinin Parana köylülerine eziyetlerine son verilmesini[58]; ikinci olarak, Parana eyaletinde kamp yapan 9000’den fazla aileye toprak; ve üçüncü olarak, biz yerleşimcilerin üretmek için ihtiyaç duyduğu kaynakların tayin edilmesini[59]”  istemek için kurulmuştu.

Bu kampta eyaletin farklı bölgelerinden, toplam olarak yaklaşık 500 köylü kadın, erkek ve çocuktan oluşan, her bölgeden 50 ya da 60 insan, aileler vardı. Hepsi bölgeler tarafından düzenlenen, her grubun kendine ait kolektif mutfağının olduğu aynı barakalarda yaşıyordu. Kampın duşu ve banyosu; uydurma depolar ve borularla aktarılan su vasıtasıyla giyecekleri yıkamak için bir yeri; bir anaokulu ve insanların gündüz vakti gittikleri politik eğitim için büyük bir salonu vardı. Ayrıca kamp içerisinde bir fırın inşa ettiler: ekmeğin bir kısmı kampçılar içindi ve diğer kısmı gerekli malzemeleri satın alabilmek için satılıyordu. Bir de üretimi kendi kullanımları için olan tamamen organik sebze bahçesi vardı.

Gün boyunca, eğitim faaliyetleri, mutfak ve silip süpürme işinin yanı sıra, hükümetle görüşmelere katılan topraksız köylülerden oluşan komisyonlar meydana getirilirdi. Mark şunları diyor: “Eğer tencerenin altındaki ateşi yakmazsak, su asla kaynamayacaktır. Hükümet işçilerin dilekçelerine ancak halk baskısı olursa yanıt verir.”

2)     Sürekli Kamplar

Sürekli kamplar olarak adlandırılır çünkü kamp yapan ailelere bir çözüm bulunana kadar devam eder ve politik momente bağlı olarak aylarca hatta yıllarca devam edebilir.[60]

1995’de MST bazı eyaletlerde kesintisiz açık kamplar deneyimine girişti. Bunu bu şekilde adlandırdılar çünkü kamp yapan ailelerin orijinal sayısı onlara katılan yeni grupların sonucunda artar. Bazı eyaletlerde açık oldukları dönem sınırlıdır – örneğin, yaklaşık 30 gün- ve daha sonra kapanırlar çünkü yeni grupların sürekli artmasıyla en uzun kamp yapan grubun olgunlaşmasını ve bilinçliliğini zayıflatabileceğine inanılır. Diğer eyaletlerde halen bölgeye yerleştirilmek için mücadele veren aileler bulunduğu sürece açık olurlar. Sonunda bir grup kampçı yerleştirildiğinde, yeni topraksız aileler kampta onların yerini alır. Bu durumlarda kampları açık tutmak için izlenen ölçüt, aileleri zorla çıkarmak için polis gücü kullanımını engellemenin bir yolu olarak, kampların kitlesel olma zorunluluğudur.[61]

3)     MST’nin Organik Kullanımı için Kamplar

Hareket büyük toplantılar, eyalet toplantıları, ulusal kongreler, kitlesel dersler vb. şeyler gerçekleştirmek zorunda olduğunda da kampları kullanır.[62]     

2.      KAMP NASIL ÖRGÜTLENİR

Kamplar hareketin örgütsel sürecine başlamak için ideal yerlerdir. Bu denli geniş ve heterojen birçok insanın kampta yaşamlarını sürdürmesi için çok iyi bir iç örgütlenmeye ihtiyaç duyulur.

1)     Aile Grupları: MST İçerisindeki Temel Örgütlenme

Topraksız insanlar bir toprak parçasını işgal ettiklerinde, kendilerini işgalden önce aile grupları içerisinde, hatta bazı durumlarda hazırlık niteliğinde mitingler yapıldığında örgütlerler; diğer durumlarda işgalden sonra örgütlenirler. Bu aile grupları tabanda çalışan MST militanlarının –bunlar kitle liderleridir- sorumluluğundadır.

Başlangıçta gruplar küçüktü, 8’den 10’a kadar,  ancak daha sonraki pratikler, aynı yerden geldikleri için birbirlerini tanıyan bu küçük ailelerden oluşan grupların en küçük neden için kendi aralarında tartışmalara girdiğini, böylece geniş bir ufka sahip mücadelelerini kaybettiklerini gösterdi. Bu nedenle, bu rakam bazı kamplarda halen kullanılsa da, çoğunluğunda farklı yerlerden köylülerden oluşan 20 ile 30 arası aile vardır. Bu onların sınırlı bir hakikat görüşünün ötesine geçmelerini ve iç meseleler üzerine aşırı tartışmalardan sakınmalarını sağlar.

Kamplar genellikle toplantılara katılan bekâr insanları ve birçok çocuğu –yaklaşık 40 ile 50 insan- içerdiğinden ötürü, toplantılara çok yüksek bir sayıda insan katılmaz, ancak bu, dinamik bir katılımın yaratılmasına yardımcı olur.

Bu aile grupları MST yapısının parçasıdır. Bu, hareketin kamplar içersinde tabandaki örgütlenme tarzıdır ve yerleşimlerde devam etmelidir. Üyelik zorunludur. Bütün aileler tabanda bir grubun parçası olmalıdır ve bir kampta yerine getirilmesi gereken bazı farklı günlük işleri üstlenmelidir.

Bu grupların örgütsel ve eğitimsel amaçları vardır. Burası köylülerin bireyciliklerinin üstesinden gelmeye ve kolektif iş hakkında daha fazla düşünmeye başladıkları yerdir; kafası başka bir mantıkla çalışmaya başlar. Sonuç olarak, bu aile grupları MST’nin toplumsal temelleridir.

2)     Faaliyet Bölümleri

Aile gruplarıyla ilk defa kamp örgütlemeye başladıklarında, topraksız köylüler aynı zamanda yiyecek, sağlık, temizlik, eğitim, din, neşe, finansman, eğlence ve sporlar vb. bağlantılı olan farklı komisyonlar ya da çalışma ekipleri yaratır. Bu gruplardaki katılımcılar çoğunlukla zorunlu çalışmadan gönüllü çalışmaya geçmeye arzulu, zamanlarını Harekete adamaya daha eğilimli olan insanlardan meydana gelir. Örneğin bazı insanlar sağlıkla ilgili görevlerden sorumludur; diğerleri, eğitim, kontrol vs. sorumludur. Bu görevlerin her biri için bundan sorumlu olacak bir kişiyi seçerler, ve o kamptaki her ayrı faaliyet bölümünün parçası haline gelir. Kadınlar bu faaliyetlerin çoğunluğunda önde gelir ve her gün hareket içerisinde daha fazla sorumluluk üstlenmektedirler.

3)     Genel Meclis

Kamp içerisinde en yüksek karar alma seviyesi kamp yapan ailelerden oluşan genel meclistir.[63]

Bu aşamada, harekete geçilmesi için değerlendirmenin ve incelemenin yanı sıra, bu özel bölge ve alanda mücadele için genel ve özel koşullara ilaveten ülkenin genel atmosferini gözden geçirmek için periyodik durum incelemeleri olur. MST’den bir kadro devletle ve merkezi hükümetlerle görüşmelerin nasıl gittiği üzerine bir rapor verir. Bu da kampçılara ülkenin küresel koşullar içerisindeki belli mücadelelerle bağlantı kurmaya başlamasına yardımcı olur.

4)     Genel Koordinasyon Sistemi

Ayrıca kamp içerisinde bir bütün olarak toplumla ilişkileri ve görüşme süreçlerini yönlendirmenin yanı sıra bütün bölümlerdeki işi birleştirme misyonu olan genel koordinasyon için bir sistem vardır. Bu koordinasyon aile gruplarının liderlerinden (genellikle, her gruptan bir kadın ve bir erkek) oluşur. Eğer kamp çok genişse, daha küçük bir komisyon seçerler böylece toplantılar daha düzgün olacaktır.

5)     Örgütsel İlkeler

Kamplarda örgütlenmeye yön veren ilkeler demokrasi, karar alımına herkesin katılımı, görevlerin bölüşümü ve kolektif önderliktir.[64]

Bir zaman sonra, bu ilkeler topraksız köylülerin günlük hayatıyla kaynaştırılır. Bu köylünün bir kamp meclisinde başlayabilecek ve başka kamusal alanlarda devam edebilecek farklı sosyal ilişkiler kurmasını, katılım hakkı için savaşan bir yurttaş olmayı öğrenmesini gerektirir.[65]

Katılım gösterebilmek için, topraksız köylüler dinlemesini, tartışmasını, fikirlerini savunmasını, önerilere oy vermesini, komşusunun, eşinin, çocuğunun fikrine saygı duymasını öğrenmelidir çünkü kamplarda hepsi eşittir.[66]

6)     Parasal Kaynak Sağlama

80’lerde, kamplar gıda, giyecek ve ilacı esas olarak topraksızların mücadelesini destekleyen kurumlardan ve cemaatlerden alıyordu. Ancak 80’lerin sonundan beri, MST tarafından gerçekleştirilen yerleşimlerin sayısındaki artıştan ötürü bunların katkıları arttı. Farklı biçimlerde birlikte çalışırlar: yiyecek verirler, işgaller için kamyon ve toprağı işlemek üzere traktör ödünç verirler. Bu destek bu yerleşimler kooperatiflerle birleştirildiğinde daha da önemli olur.

Kamp genellikle kendisini kampçıların çalışmasıyla ayakta tutar. Zapt etmek istedikleri kamp aynı toprakta olduğunda, karşılıklı yardımı kullanarak üretime başlarlar. Diğer durumlarda, hayatlarını sürdürmelerinde kampçıların ailelerine yardım etmek için, çoğunlukla kampın dışındaki çalışma kaynaklarını düzenlerler. Bunlar elmaları, fasulyeleri, pamuğu vb. şeyleri toplamak gibi geçici tarım hizmetleridir.

Kampın önderliği belli bir sayıda kampçıyı bunları yerine getirmek üzere rotasyon temelinde seçerek kampın dışındaki bu hizmetleri örgütler, çünkü her zaman aynı anda herkes için yeterli iş bulunmaz. İşçi kazancının %50 kadarını kampın fonuna verir. Her hafta kazançları hakkında bir kamu raporu verilir, böylece bütün para tamamen şeffaf bir biçimde kullanılır. Bu koşullara bağlı olarak, açık bir mecliste ya da aile gruplarının toplantılarında yapılır.

Bazı durumlarda, güç bir ekonomik durum olduğunda, ailenin başı ailesinin geri kalanı kampta kalırken kente çalışmaya gider. Bu Brezilya’nın özellikle Kuzey ve Kuzeydoğu bölgelerinde meydana gelir. Bütün bu destek sayesinde, MST işgallerin sayısını arttırabilmiş, direnişini yükseltmiş ve aynı zamanda birçok işgal gerçekleştirebilmiştir.[67]

3. KOLEKTİF YAŞAM İÇİN ALAN VE ÖRGÜTLENME İÇİN OKUL    

Kamp sosyalleşme için, kolektif yaşam açısından geniş bir alandır. Ve aynı zamanda, örgütlenme için bir okuldur. Kamp yaşamında ilk elle tutulur olgu bu mekânın köylünün bir grup içerisinde yaşamasını sağlamasından ötürü köylünün kişiliğine özgü izolasyonu parçalamasıdır; öte yandan, bu koşullar altında kişisel ve aile bekasını sağlamanın tek yolu budur.[68]

Kamptaki yaşam her kişiye beraberlerinde getirdikleri bireyciliği daha kolektif bir davranışa dönüştürme imkânı verir. Dayanışma kampta görünen en temel değerlerden biridir. Komşunuzla dayanışmanız pratik bir zorunluluk haline gelir: Yiyecek herkes için yeterli değildir, baskı herkese karşı sergilenebilir, rüzgar birçok çadırı tahrip edebilir, mücadeleyi terk etme tereddüt ve isteği herhangi bir zamanda içlerinden her birini ya da birçoğunu etkileyebilir.

Dayanışma ihtiyacı aşağıdaki sözlerle ifade edilebilir: “zafere ya hepimiz ulaşacağız ya da hiçbirimiz ulaşamayacağız.”[69] Bu, koşulların bireysel ya da ailenin bakış açısından daha çok, nasıl dayanışma içerisinde olunacağını ve gerçekliğe kolektif bir bakış açısından nasıl bakılacağını öğrenme ihtiyacını ortaya çıkardığı anlamına gelir.

Ayrıca daha önce belirtilen malzemeleri kolektif bir biçimde kullanarak her bireyin belli bir rol üstlendiği ve çalışmasını kolektif hizmete kattığı bir hayat örgütlenir.

4. KAMPTA SÜREKLİLİK VE ŞİDDET

Kampın varlığını garantilemek “toprağın ele geçirilme mücadelesinin başarısı için esastır.”[70] MST’yi karakterize eden pratiklerden biri toprak elde etmek için seferber edilen ailelerin toprak kendilerine dağıtılana kadar kampta kalmak zorunda olmasıdır. Diğer hareketler görüşmeler başladığında aileleri başlangıç yerine geri döndürürler, çünkü yetkililer tarafından verilen sözlere itimat ederler. Kampın baskısı olmadan, toprağın kalıcı olarak verilmediği hareketin deneyimleriyle kanıtlanmıştır.[71] Hâkimlerin ve politikacıların işgallere ilişkin farklı tutumları saygıyla kabul etmesini zorlayan katiyen bu direniş pratiği olmuştur.[72]

1)     İhraçlar ve Direniş Biçimleri

MST’nin tarihi boyunca “silahla yaralamalar ve dayaklardan ötürü ölüler ve geri kalan köylülerin yaşamlarında devam eden izlerle birlikte, birçok şiddetli ve vahşi zorla ihraçlar” oldu.[73] Bu, görüşmeyi reddeden ve hiçbir çözüm önermeyen hükümet ya da yargıcın boyun eğmez tavırlarının sonucudur.

Bu olgular topraksız insanlar arasında “onurlu bir yaşam için alternatif olarak” ihraçlara direnmeyi, sivil itaatsizlik uygulama kararlılıklarını olgunlaştırdı. Köylüler birçok defa şunu ifade etti: “Biz açlıktan ölmektense kavga ederek ölmeyi tercih ederiz.”[74] Bu kolektif bir politikadır, bir “mücadele aracıdır.”[75]

2)     MST Barışçıl Mücadeleyi Destekler

Direnme kararının şiddeti seçmek anlamına gelmediğini açıklamalıyız, çünkü MST’nin desteklediği mücadele barışçıl bir mücadeledir. Kendilerini polis saldırganlığından korumak için kullandıkları tek silah kendi vücutları ve çalışma araçlarıdır: Palalar, çapalar, oraklar, odun parçaları ve tehlikeli anlarda eski avcılık tüfekleri. Hareket polisle karşı karşıya gelmekten kaçınmaya çalışır, buna hazır olmadığını bilir, çünkü polis silahları -tabancalar, tüfekler, makineli tüfekler, gözyaşı gazı, atlar, köpekler ve helikopterler gibi- onların sahip oldukları savunma silahlarından çok daha güçlüdür.

Ancak bu sadece daha az olumlu teknik koşullardan ötürü karşı karşıya gelmekten sakınma meselesi değildir; hareket bundan çoğunlukla sakınır çünkü onların amacı şiddet değil, toprağı ele geçirmektir. Gözlemlediğimiz kadarıyla, çok büyük mülklerini ellerinde tutmak isteyen ve bu yüzden bunlar faydasız olduğunda geleneksel baskıcı özel birlikleri kullanma gereksinimi duyan ya da kendilerine ait sözleşme altında paramiliter insanlar oluşturanlar Brezilyalı büyük toprak sahipleridir.

3)     İhracın Önüne Geçilemediğinde Yapılanlar

İhraçtan kurtulamadıklarında “aileler kampı başka alanlara taşır –örneğin, yol kenarına veya kendilerine belediyeler ya da diğer kurumlar tarafından verilen arazilere. Yol kenarından zorla çıkarıldıklarında, en yakın yerleşimlerde kamp kurarlar […].”[76]

5. Kampçılar Tarafından Kullanılan Diğer Mücadele Biçimleri

Kamp var olduğu sürece, hareket örgüt ve eğitim için sadece yoğun bir iç faaliyet gerçekleştirmez, aynı zamanda dış çalışma yapar. Kafalarında iki amaçla bir dizi farklı faaliyete girişirler: Bunlar, kamuoyunu sarsmak ve yetkililer üzerinde baskı yapmaktır.

1)     Kamp içerisindeki Yetkililerle Halk Mitingleri

Kampçılar “örgüt temsilcilerinin kampçıların katlandığı duruma yakınlık duyması ve orada toplanan insan yığınlarına maksatlarını doğrudan açıklamaları için”[77] zarif bürolar yerine örgütün temsilcileriyle birlikte kampçılar tarafından işgal edilen yerde halk mitingleri düzenler.

2)     Yürüyüşler ya da Toplu Yürüyüşler

Yürüyüşleri ya da toplu yürüyüşleri de desteklerler. Toplu yürüyüşler fikri MST’yi toplumdan izole etmek için hükümet tarafından desteklenen bir taktiğe yanıt olarak ortaya çıktı. Medya meydana gelen işgaller üzerine hiçbir şey yayınlamadı ve sistematik olarak onların taraf tutan mücadelesini görmezlikten geldi. Bu koşullarda ne yapılacağını bulmaya çalışırken, MST eğer farklı kasabalar içinden geçecek örgütlü yürüyüşleri örgütlerse, bunun hükümet ve sağın ortaya koyduğu olumsuz kampanyaya karşı koymak için iyi bir formül olacağı sonucuna vardı.[78] Toplu yürüyüşler bir taşla birçok kuş vurdu: medyanın ve halkının toprak sorunu üzerine ve MST’nin elde etmek için mücadele ettiği hedeflere dikkat çekti ve politikacılar üzerinde baskı kurdu.

Bazı toplu yürüyüşler, kasaba ve kentlerden geçerek, 500 kilometreden daha fazla yol kat eder. Herhangi bir yerde uyur, halk mitingleri örgütler ve “halkı tarım reformunun gerekliliği hakkında bilinçlendirerek ve onları mücadeleye katarak” gezileri boyunca toplantı ve kutlamalara katılırlar. MST bir milyondan fazla insanı bu eylemlere toplayabilmiştir.[79]

MST ayrıca Brezilya’nın tarımsal döneminden istifade ederek ve köylü mücadelesinden yana uluslararası geziyi kutlamak için –bazen kendi başına, başka zamanlar diğer hareketlerle birlikte- hemen hemen her yıl Nisan’da eyalet başkentlerinde yerel etkinlikler düzenler. “Kır işçilerinin durumuna, politik atmosfere ve yöneticilerin tutumlarına bağlı olarak bu yürüyüşler toplumsal çatışmanın fitili olabilir.”[80]

3) Toplu Oruç ve Açlık Grevleri

Toplu oruç ve açlık grevleri MST tarafından çok kullanılmadı. Toplu oruç kamusal bir yerde gönüllü olarak yemek yememeye dayanır. Bu eylem aç köylülerin her gün nasıl öldüğünü ve “onları gerilla savaşçıları olduğu yalanıyla suçlayanları kamuoyuna kanıtlayarak, topraksız köylülerin barışçıl tutumunu, konuşmaya hazır oluşlarını” göstermeyi amaçlar.[81] Genel olarak, yöneticiler işçilerin isteklerini dinlemeye karar verene kadar belli bir mühlet (üç günden beş güne kadar) oruç tutarlar.

Açlık grevleri “yetkililer üzerinde sürekli bir baskı sürecine bağlı olan, kamuoyunun hükümetin grevcilerin hayatını tehlikeye atmaktan kaçınmasını talep eden birçok fikir ve hazırlık ile” sadece uç durumlarda kullanılan bir mücadele aracıdır. Bu sadece “artan sayıda hayat tehlikede olduğunda ve onları kurtarmak için hiçbir şey yapılamadığında” mazur görülür.[82]    

4) Kamu Binalarının İşgali

Tarım reformuyla ilişkili bazı hükümet ya da kurumların topraksız köylülerin isteklerine gösterdikleri kayıtsızlıktan dolayı, MST baskı ortaya koymak için daha güçlü yöntemler aramaya zorlandı: kamu binalarının işgali somut taleplere bağlandı. Bu işgaller görüşmeden sorumlu olup vaatlerini yerine getirmeyenleri ifşa etmeyi amaçlar.

Bu eylemlerden bazılarına katılmış olan Marcelo Enrique Batista şunu vurgular:  “Örneğin, hükümetin aileleri yerleştirmesi ve onlara tarım reformu için mali destek vermesini talep etmek için INCRA’yı –INCRA tarım için sübvansiyonlar sağlamaktan sorumludur- işgal ederiz. Ve bir yanıt alana kadar ayrılmayız.”[83]

Hükümetin temsilcileri hiçbir cevap vermediğinde ya da onları ağırlamayı reddettiğinde genellikle MST bu tarz mücadeleye baş vurur. Bu işgallerin bazısı günlerce sürebilir ve bunlar aralıksız baskı ortaya koymanın bir yoludur.[84]

5) Kamusal Yerlerde Kamplar

Durum gerektirdiğinde, topraksız köylüler yetkililer taleplerine yanıt vermeye karar verene kadar onlar üzerinde baskı sağlamaya çalışarak, kentlerin merkezinde kamplar kurar. Kırsal bölgenin dışında bir kampın, başka insanların sorunlarına karşı gözlerini kapatan kent insanları arasında –en azından görsel bir bakış açısından- güçlü bir etki yarattığına hiç şüphe yoktur. Hemen hemen her zaman, yöneticiler bu tarz eylemi bertaraf etmiştir.[85] Kendi burunlarının dibinde yolsuzluklarının açık kanıtının bulunmasından hoşlanmazlar.

6) Yeniden İşgal

Kampçılar zorla çıkarıldıkları bir latifundiumu yeniden işgal edebilir. Bu genel duruma, atmosfere, hükümetle görüşmelere ve bu kamp yerlerinin yaşam koşullarına bağlıdır. Yeni bir işgal hükümetten atiklik ve politik mesuliyet talep etmenin bir yolu olur.[86]      

NOTLAR:  


[1] İbrani takvimine göre, kutsal yılın on birinci, yılın beşinci ayı. (ç.n) 


[1] João Pedro Stédile and Frei Sérgio, La lucha por la tierra en el Brasil, MST, São Paulo, 1999, s. 28.

[2] Bazıları MST’nin “toprak için mücadele seçeneğini, belki de hiçbir başka eylemin olmadığı kadar, gerçekleştiren, ki bu en güçlü özellikleridir, toprak işgalleri yoluyla doğduğunu” söyler. Roesli Salete Caldart, Pedagogia do Movimento Sem Terra, Editora Vozes, 2000, S. 108.

[3] Bu rakamlar başlangıç niteliğindeki MST çalışmalarındandır. “Kampların çoğunluğu MST tarafından örgütlenir. Ancak toprak için mücadele eden sendika hareketine, CPT’ye ve diğer bölgesel topluluklara ve kurumlara bağlı olan başka birçok kamp vardır. (Jornal dos Trabalhadores Rurais Sem Terra, yıl XIX, No. 206, Aralık 2000/Ocak 2001, s. 8-9). 

[4] Bu metin Salgado’nun “Terra,” 1996 raporuna aittir. 

[5] Ivanette Tonin, Röportaj Marta Harnecker, Havana, 16 Kasım 2001. Aşağıdaki bilgi onun tanıklığındandır. 

[6] B. Mançano Fernandes, A Formação do MST no Brasil, Editora Vozes, Petrópolis, s. 291.

[7] A.g.e.

[8] Christiane Campos, Röportaj Marta Harnecker, Montreal, 20 Şubat 2001

[9] Tabanda çalışma aynı mikro-bölgedeki bir veya birkaç belediyeyi, birkaç mikro-bölgedeki muhtelif belediyeleri, ya da sınır bölgelerdeki birden fazla eyaleti de kapsayabilir. B. Mançano Fernandes, A Formação do…, Yukarıda A.g.e S. 284.

[10] Marcelo Enrique Batista, Kitlelerin Politik Hareketi MST’nin üyesi ve Latin Amerika Tıp Bilim Dalı Okulu öğrencisi, Röportaj Natalia Alvarez, Havana, 7 Şubat 2001. 

[11] Tabandaki toplantılar “duruma bağlı olarak bir, üç, altı ay veya hatta yıllar” sürebilir. (B. Mançano Fernandes, A Formação do…, Yukarıda A.g.e s. 284). 

[12] J. P. Stédile and Frei Sérgio, La lucha por la tierra …, Yukarıda A.g.e s. 30.

[13] 700 hektardan asla daha küçük değil, ve Mato Grosso gibi bazı bölgelerde, 1500 hektardan daha az değildir.

[14] Ivanette Tonin, Röportaj Marta Harnecker, age.

[15] J. P. Stédile and Frei Sérgio, La lucha por la tierra…, op. age. s. 29.

[16] MST, Construindo o Caminho, São Paulo, Haziran 1986, s. 73.

[17] Age.

[18] A.g.e.

[19] A.g.e.

[20] A.g.e.

[21] Yukarıda A.g.e S.78

[22] Yukarıda A.g.e S.78-79

[23] Yukarıda A.g.e S.79

[24] J. P. Stédile and Frei Sérgio, La lucha por la tierra…, Yukarıda A.g.e s. 28.

[25] A.g.e.

[26] Yukarıda A.g.e, S.28-29

[27] R. Salete Caldart, Pedagogia do Movimento…, Yukarıda A.g.e s. 122.

[28] J. P. Stédile and Frei Sérgio, La lucha por la tierra…, Yukarıda A.g.e, s. 30.

[29] Marcelo Enrique Batista, Röportaj Natalia Alvarez, Yukarıda A.g.e.

[30] J. P. Stédile and Frei Sérgio, La lucha por la tierra…, Yukarıda A.g.e s. 33.

[31] Jose Maschio, Elektronik posta, 25 Ekim 2000 (doküman)

[32] A.g.e.

[33] J. P. Stédile and Frei Sérgio, La lucha por la tierra…, Yukarıda A.g.e s. 30-31.

[34] Yukarıda A.g.e S. 34

[35] Yukarıda A.g.e S.33

[36] Yukarıda A.g.e S.31

[37] Latifundium terimi eski Roma’da büyük bir toprak parçası üzerinde tek bir mülk sahibinin kontrolünü tarif etmek için kullanılırdı. Ancak “büyük yayılmanın” anlamı her ülkenin kendi gerçekliğine ve aynı ülke içerisindeki yerel gerçekliklere göre değişiklik gösterir. Örneğin, Japonya’da, çok nüfuslu küçük bir yüzeye karşın, eğer 100 alan hektardan daha genişse latifundium bir toprak mülkü olarak dikkate alınır. Fakat Brezilya çok büyük ne var ki nüfussuz bir yüzeye sahiptir. Burada biz bir latifundiumun varlığını 1000 hektardan daha fazla yer kapladığında dikkate alırız. Ancak Brezilya’da “her bölgenin farklı özelliklerinden ötürü, latifundium kavramı bölgeye göre farklı boyutlara sahiptir. Rio Grande do Sul’da, örneğin, 500 hektardan daha fazla bir alan bir latifundium olarak düşünülebilir. Fakat Amozon Eyaletlerinde, 1000 hektarı kaplayan bir mülk latifundium olarak düşünülmeyecektir. Genellikle, Latifundia 5000 hektarın üzerindeki alanlardır ve Brezilya’da bir milyon hektardan daha fazla toprağı olan mülk sahipleri vardır. (J. P. Stédile, “Latifundio: O Pecado Agráçrio Brasileiro,” 1999, belge).              

[38] J. P. Stédile and Frei Sérgio, La lucha por la tierra, Yukarıda A.g.e s. 31.

[39] Yukarıda A.g.e S. 30-31

[40] R. Salete Caldart, Pedagogia do Movimento…, Yukarıda A.g.e s. 110.

[41] “Toprağı işgal ettiklerinde boyun eğmemeyi, böylece ölümcül bir yazgıya karşı isyan etmeyi öğrenirler.” (A.g.e). 

[42] B. Mançano Fernandes, A Formação do…, Yukarıda A.g.e s. 280.

[43] R. Salete Caldart, Pedagogia do Movimento…, Yukarıda A.g.e s. 111.

[44] Yukarıda A.g.e S.108

[45] Yukarıda A.g.e S.111

[46] Yukarıda A.g.e S.109

[47] Marta Harnecker, Construyendo una fuerza social antineoliberal, article in Vozes, Petropolis, 2000, s. 52.

[48] R. Salete Caldart, Pedagogia do Movimento…, Yukarıda A.g.e s. 109.

[49] M. Harnecker, Construyendo…, Yukarıda A.g.e s. 52.

[50] J. P. Stédile and Frei Sérgio, La lucha por la tierra…, Yukarıda A.g.e s. 32-33.

[51] A.g.e.

[52] Gomes da Silva in R. Salete Caldart, Pedagogia do Movimento…, Yukarıda A.g.e s. 109.

[53] J. P. Stédile and Frei Sérgio, La lucha por la tierra…, Yukarıda A.g.e s. 33.

[54] R. Salete Caldart, Pedagogia do Movimento…, Yukarıda A.g.e s. 114.

[55] A.g.e.

[56] J. P. Stédile and Frei Sérgio, La lucha por la tierra…, Yukarıda A.g.e s. 35.

[57] Paulo de Marck, Röportaj Marta Harnecker, Curitiba, Eylül 1999

[58] Paulo de Marck şöyle diyor: “Jaime Lerner’in mevcut hükümeti boyunca 15’den daha fazla yoldaş ölmüştü ve çoğu işkence görmüş, diğerleri polis tarafından dövülmüş 250’den daha fazla gözaltına alınan vardı.”   

[59] Paulo de Marck, Röportaj Marta Harnecker, Yukarıda A.g.e

[60] R. Salete Caldart, Pedagogia do Movimento…, Yukarıda A.g.e s. 114. Bu tarz kamp “yapısal kamp” olarak da adlandırılır çünkü MST’nin hakiki yapısının parçasıdır. Christiane Campos, Röportaj Marta Harnecker, Yukarıda A.g.e.).

[61] Ivanette Tonin, Röportaj Marta Harnecker, Yukarıda A.g.e

[62] Yukarıda A.g.e

[63] R. Salete Caldart, Pedagogia do Movimento…, Yukarıda A.g.e s. 115.

[64] J. P. Stédile and Frei Sérgio, La lucha por la tierra…, Yukarıda A.g.e s. 39.

[65] R. Salete Caldart, Pedagogia do Movimento…, Yukarıda A.g.e s. 117.

[66] Yukarıda A.g.e S.118

[67] B. Mançano Fernandes, A Formação do…, Yukarıda A.g.e s. 294.

[68] R. Salete Caldart, Pedagogia do Movimento…, Yukarıda A.g.e s. 116.

[69] Age.

[70] B. Mançano Fernandes, A Formação do…, Yukarıda A.g.e s. 296.

[71] Age.

[72] J. P. Stédile and Frei Sérgio, La lucha por la tierra…, Yukarıda A.g.e s. 32.

[73] Yukarıda A.g.e S.31

[74] Yukarıda A.g.e S.31-32

[75] Yukarıda A.g.e S. 32

[76] B. Mançano Fernandes, A Formação do…, Yukarıda A.g.e s. 296.

[77] J. P. Stédile and Frei Sérgio, La lucha por la tierra, Yukarıda A.g.e s. 35.

[78] Ivanette Tonin, Röportaj Marta Harnecker, Yukarıda A.g.e.

[79] J. P. Stédile, Bu çalışmaya notlar, 4 Kasım 2001

[80] J. P. Stédile and Frei Sérgio, La lucha por la tierra…, Yukarıda A.g.e s. 35-36.

[81] Yukarıda A.g.e S. 36

[82] A.g.e.

[83] Natalia Alvarez’in Röporatajı Yukarıda A.g.e

[84] J. P. Stédile and Frei Sérgio, La lucha por la tierra…, Yukarıda A.g.e. s. 37.

[85] A.g.e.

[86] Yukarıda A.g.e S. 38

http://www.scribd.com/doc/9962261/bolum2

January 8, 2010 Posted by | anti-kapitalizm, ezilenler, isyan, kir yasami, ozyonetim, sistem karsitligi, somuru / tahakkum, yerli - yerel halklar | Leave a comment

   

%d bloggers like this: