ecotopianetwork

MST – Bir Hareket Yaratmak BÖLÜM 2: İŞGAL VE KAMP (Marta Harnecker)

 

Türkçe Çeviri : Akın Sarı 

Daha önce gördüğümüz gibi, Topraksız İşçiler Hareketi “toprak sahiplerinin ekonomik ve politik gücüne karşı durmak ” ve çiftçiler arasında toprağı bölüştürmesi için hükümet üzerinde baskı yapmak için farklı mücadele biçimleri geliştirmektedir[1]: işgaller, müzakereler, alanlarda ve kent içerisindeki kamusal yerlerde kamp kurma, hükümet binalarının işgali, kamusal mitingler, yürüyüşler ve toplu yürüyüşler, oruç ve açlık grevleri.

Hareket ülkenin politik durumuna ve o anın ihtiyaçlarına göre, en iyi yöntemleri ortaya koymaya karar vererek işe başlar. İçlerinden en etkilisi işgal olmuştur. Hükümetlerden hiçbirinin tarım reformunu uygulamaya koymaya yönelik politik arzusu bulunmadığı için, toprağın işgali zorunlu bir silah ve MST’nin en gözle görülür eylemi oldu.[2]     

90’larda, aşağı yukarı 160.000 aile işgallere katıldı. Bugün Brezilya’nın her tarafında 100.000 ailenin beraberinde 500 civarında kamp vardır.[3]

II. İŞGAL

Dünyanın dört bir yanındaki en yoksul kesimlerin görüntüleriyle tanınan dünyaca meşhur Brezilyalı fotoğrafçı Sebastião Salgado bir MST işgalini aşağıdaki sözlerle tanımlıyor:

“12.000 kişiden fazla olan topraksız insanların konvoyunu –bir başka deyişle, Parana’da yeni bir kışın soğuk gecesinde yürüyen 3000 aileyi- görmek etkileyiciydi. Köylülerin ordusu neredeyse tam bir sükunetle ilerledi. Yalnızca daha önce çok büyük eforlar sarf etmiş göğüslerden gelen düzenli solumaları ve otoyola basan kısık ayak seslerini duyabilirsiniz. Eğer nereye gittiklerini izleseydiniz, son varış noktalarının Brezilya’daki tipik uçsuz bucaksız latifundialardan biri olan Giacometi çiftliği olduğunu tahmin etmeniz zor olmazdı. Doğru bir şekilde kullanıldığında, 83.000 hektar […] o zamanlar bunun için yürüyen 12.000 insana uygun bir yaşam temin edebilirdi. […] Söz konusu yere şafakta vardılar. […] Erkekler çiftliğin “sindiricileri” ile herhangi bir karşılaşma için hazır bir şekilde, hayâl ürünü sınırın ön sıralarında yerlerini alırken, çocuklar ve kadınlar insan dalgasının sonuna doğru gitti. […] çiftliğin küçük ordusunun karşılık vermeyeceğinin bilincinde olduklarından, öndeki erkekler kilidi kırdı ve çit açılmaya başladı; içeri girdiler; onların arkasında bir nehir insan bir kere daha hareket etmeye başladı, ve topraksız insanların bastırılmış haykırışı yeni bir günün ışığı gibi yankılandı […].[4]

1.      İŞGAL ÇEŞİTLERİ

Toprağın yasal ve fiziksel özellikleri ve yerin sosyo-politik koşullarına göre farklı işgal biçimleri vardır.[5] Bu hükümetler büyük toprak sahiplerinin çıkarlarını temsil ettiğinde ve Hareketin ilerlemesini önlemek için bütün olası yöntemleri kullanmaya arzulu olduğundaki toprak işgal etmekle, eyalet veya belediyenin tarım reformunu uygulamaya koymak gerektiğine ikna olduğu ve bundan dolayı MST’ye karşı güç kullanılmaması için talimat verdiği toprak işgali aynı değildir; çalışmasında zayıf olduğu bölgelerdeki toprağı işgal etmesiyle, MST’nin bir süredir çalışmakta olduğu, benimsendiği ve saygı gördüğü bir yerde bunu uygulamaya koyması bir değildir.

İlk işgaller belli bir parça toprak almak isteyen, nispeten küçük gruplardan oluşan aileleri içerdi[6], ancak daha sonra –daha önce söylediğimiz gibi- baskıcı güçler kendilerini zorla çıkarmaya geldiğinde işgal içerisinde kalma ihtiyacı, onlara bir bölgenin bütün topraksız insanlarıyla birlikte kitlesel işgaller gerçekleştirme fikrini verdi –bu toprağın belli bir parçasını zapt etmeyi değil de, sadece bölgede seferber edilmiş bütün aileleri yerleştirmek için gerekli olan toprağı işgal etmekten ibaretti. Bu tarz işgal sayesinde, genellikle birçok yerleşim ortaya çıkar.[7]

Sınırlı işgal durumunda, ailelerin seferberliğini ve örgütlenmesini belirleyen zapt etmek istedikleri alanın büyüklüğüdür. Toprağın yüzeyine bağlı olarak, çok az ya da birçok grup toprağı işgal edebilir. Bu tarz her işgal bir yerleşimin ele geçirilmesinin işaretidir. Sınırlı işgal toprak bir kere zapt edildiğinde kitlesel işgale dönüşebilir ve başka ilgili aileler tarafından ele geçirilebilecek bir grup yer hakkında bilgi bulunur.

Bazı durumlarda, büyük toprak sahiplerinin arkasındaki destek çok güçlü olduğunda, araziyi işgal etmek yerine, topraksız insanlar toplumun dikkatini çekmek için yol kenarında kamp kurar. Bu yöntem bir bölgenin köylüleri başka bölgelerde toprak için mücadele vermeyi reddettiğinde de kullanılır. Bazı yerlerde, MST yol kenarındaki bu kampları köylü gruplarını örgütlemekte ve onların bilinçliliğini arttırmak için bir basamak olarak kullanır. Başka durumlarda bunu arzu edilen rakama ulaşana kadar aileleri gruplara ayırmaya başlamak için kullanır.

Hareket, kadrolarından çok esnek olmalarını ve uygulayacakları özel işgal biçimini seçmek için her yerde güçlerin korelasyonunu çok fazla hesaba katarak her bölgedeki farklılıklara saygı göstermelerini ister.

Ülkenin çeşitli yerleri ve bölgelerinde işgallere katılmış bazı MST üyeleri, militanlar gibi şimdi yeni yerleşimler kurmak için yeni işgaller örgütleyerek bu deneyimlerin bilinmesi için zamanlarını adamaktadır.

90’larla başlayan tabandaki bu çalışma Frente de Masas tarafından örgütlenmişti. Bu MST’nin içerisinde örgütlenen faaliyet kesimlerinden biridir, ne var ki Christiane Campos’a göre, “bu sadece herhangi bir kesim veya faaliyet değildir, bu hareketin tam kalbidir, bütün harekete kan pompalar. Temel çalışma için kadroları harekete geçirir ve sonra onlar da MST’nin her tarafta büyümesini sağlarlar.”[8]

İşgal için uygun olduğu düşünülen alanın seçiminden mitinglere katılacak ailelere ve hükümetle müzakerelere kadar işgal süreci ve toprağın zaptı boyunca gerçekleştirilmesi gereken bütün faaliyetlerden sorumludur.

2.      İŞGAL ÖNCESİ ÇALIŞMA

Her nasılsa, bir çiftliğe girdikleri an, hareketin önceden hesaba kattığı yolun zirvesidir. MST’nin ilk yaptığı şey işgal edilecek toprağı belirtmektir ve –eğer kitlesel bir işgal olacaksa- toprak edinmeyle ilgilenen ailelerin bulunabileceği civar kentleri, kasabaları ve cemaatleri de belirtmelidir.[9] Ve militanların aileleri işgal için söz verdirmeye çalışarak gittikleri yerler buralardır.

1)     Tabanda Toplantılar

Tabanda bu çalışma genellikle “biriyle ilk bağlantının” kurulmasıyla başlar. Bunun “yöre içerisinde önemi olan biri” olmasına çalışılır: Bu, belediye başkanı, bir vekil, bir müsteşar olabilir, bir sendika ve hatta bir rahip olabilir. Bu şahıs cemaatin güvendiği ve Hareketle sıkı fıkı olan birisidir.[10] Bu kişi MST ve taban arasında “köprü” olacaktır; aileleri tarım reformu hakkında konuşacakları ilk toplantıya davet eder. Bu tür bir bağlantı olmadığında, bu işi, ev ev, yapan militanların kendisidir. Bir okul odasında veya bir kilisede olabilen bu ilk toplantıda Brezilya’daki tarım reformunu konuşurlar, MST hakkındaki her şeyi, neden mücadele ettiğini ve toprağın nasıl ele geçirilebileceğini açıklarlar.

Sorun basitçe ailelerin toprağı işgal “görevini” gerçekleştirmesi değildir, ne yaptıklarını ve neden yaptıklarını anlamalılar. İşgalin ardındaki gerekçeleri herkesle tartışmanın çok önemli olmasının nedeni budur. Sorusu olan bunları arz eder, fikirlerini söyler ve tartışır. Bu hareketin hoşuna gidecek gerçek katılımın çok önemli bir yönüdür. Ve tabandaki bu çalışmanın toprak mücadelesi önderlerinin bilinçliliğinin artmasına katkıda bulunacağına hiç şüphe yoktur. Bu ilk toplantı sırasında bir dahaki toplantı tarihi için anlaşırlar.

Gelecek toplantı için ilkindeki her katılımcı başka komşuları davet etmelidir. Dolayısıyla genelde eğer ilk toplantıda on kişi vardıysa, bir dahakinde 20, 30, 40 olacaktır ve mücadeledeki yoldaşları arttırabilmeleri bu şekilde olur.

Dört ya da beş toplantıdan sonra –çeşitli cemaatlerde paralel bir şekilde gerçekleştirilen- yeterince insan işgalle alâkadar olduğunda, bütün bu aileler birlikte bölgesel bir toplantı yapılır.[11]

Çoğunlukla önceden yerleştirilmiş olan bir MST üyesi de davet edilir ve o kendi deneyimlerini aktarır; ayrıca iyi-bilinen güvenilir liderlerden bazılarını davet edebilirler. Toplantıda eylem için gün ve saate karar verirler.

3.      TOPRAK NASIL İŞGAL EDİLİR

Tarihi boyunca MST’nin başarılı bir şekilde örgütlediği sayısız toprak işgali ona bunları nasıl uygulamaya koyacağı hakkında zengin bir pratik bilgi sağladı. Telkinlerini aşağıdaki biçimde özetleyebiliriz:

Birincisi: işgal edilecek olan alan önceden teşhis edilmelidir. Toprağın fiziksel koşulları hakkında bir çalışma yapılmalıdır: suyun varlığı, aile bahçeleri imkânı, dışsal görünürlük, gelecekteki verimli koşullar vs. Olası engelleri önceden görmek ve en küçük ayrıntıya kadar her şeyi garanti etmek esastır. İyi toprak seçimi, kampçılar toprağın dağıtılmasını beklerken, daha iyi koşullar arayarak daha sonra bir başka yere geçilmesini mümkün kılar.

İkincisi: toprağın örgütlenen bütün aileler için kolayca ulaşılabilir olmasına dikkat edilmelidir. Genellikle bir latifundiya onu işgal edecek ailelere yakın, bölgenin merkez kısmından seçilir.

Üçüncüsü: eğer hükümet tarım reformunu uygulamaya koyma arzusuna sahip olursa, kamulaştırılabilecek bir toprak parçası seçilmelidir.[12] “Çok az veya hiçbir şey üretmeyen –toplumsal işlevini yerine getirmeyen” geniş bir alan seçmeye çalışmak zorunda olmalarının nedeni budur.[13] Bu MST’nin toprakları kamulaştırmak istediğini söyleyen sağ kanadın köylülerle savaşmak için kampanyalar örgütlemesinin önüne geçer ve hükümetin bu toprakları temizlemek için güç kullanmasına hiçbir neden bırakmaz.

Bu MST kuralı geçenlerde, Fernando Henrique Cardoso Yönetimi tarafından kabul edilen ve iki yıl geçmeden işgal edilen toprakların verilmeyeceğini ilan eden yeni bir yargı-kanunundan ötürü değiştirildi. Hareketin buna yanıtı ilk iş olarak hedefledikleri verimsiz toprakları elde etmek için daha büyük bir baskı silahı olarak verimli toprakları işgal etmek oldu. Bu nedenle, bu verimsiz toprakların dağıtılması için temel müttefikleri geçici olarak yerleştikleri latifundium sahibinin ta kendisidir.[14]

Dördüncüsü: bütün topraksızların tamamen katılması zorunludur, geleneklerde olduğu gibi sadece babanın katılması kabul edilmez. Çünkü, kadınların cesareti ve inisiyatifi genellikle mücadelenin en can alıcı anlarında belirleyicidir.

Beşincisi: çeşitli belediyelerden çıkan büyük köylü gruplarını seferber etmeye çalışarak mümkün olduğunca kitlesel olmalıdırlar.[15] “İşgal yerine hep birlikte varmaları toprak sahiplerinin şiddetinden sakınmak için” de uygundur.[16]

Altıncısı: tam işgal anına kadar işgalin yeri ve tarihi çok gizli tutulmalıdır. Harekete karşı olan insanlar tarafından bilinmesine meydan vermemek için sadece liderler bu olguları bilmelidir.[17] Hazırlık toplantılarının açık olduğunu hatırlamalıyız, dolayısıyla katılmak isteyen herkes katılabilir. Bu anlamda güvenilir olmayan insanların, ya da sadece “yoldaşlardan istifade etmekle ilgilenenlerin katılmasına meydan vermemek önemlidir. Bu insanlar kolayca pes eder, ya da polis ve toprak sahipleri için ihbarcı olur.”[18]

İzlenecek olan yol bütün grupla tartışılmalıdır: Seçilen alanda başlangıç noktasından bitiş sınırına kadar polis ya da hükümet tarafından fark edilmeye meydan vermemek için, dikkat çekmeyen herhangi bir dolambaçlı güzergâh ya da yol olup olmadığını bulmaya çalışmak.[19]

Yedincisi: son olarak, gerekli olduğu sürece kamp yaparken ihtiyaç duyacakları her şeyi önceden hazırlamalıdırlar: uzun bir süre dışarıya bağlı olmamayı temin etmek için çadırlar, yiyecek, nakliyat vb. temin edilmelidir.[20]

4.      YASAL SORUNLAR

Her ne zaman bir işgal olsa, yasal sorunlar olur. Eğer toprak hükümete aitse, davaya karar vermesi gerekenin eyalet Federal Hâkimi olduğunu bilmek işgalciler açısından önemlidir, diğer taraftan eğer toprak özel mülkse, karar veren vilayet hâkimidir. Eğer ihraç emri bu iki kategoriden birine uymuyorsa, işgalin illegal olmasının nedeni budur.[21]

Eğer zorla çıkarılırlarsa, ihraca karar veren izin kâğıdı yetkisini kanıtlamalı ve mülk sahibi tarafından uygulanan eylem tipini incelemelidirler: mülk sahibi ihraçları için yasal bir belgeyle gelebilir (bu onların zaman kazanmasını sağlar), ya da hâkimden topraklarının derhal geri verilmesini rica edebilir. Bu durumda hâkim iki farklı biçimde harekete geçebilir: köylülerin polis eylemi aracılığıyla ihracına karar vermek ya da ihraçtan önce toprak işgalcilerini toplantıya çağırmak.[22] Kendisine anayasa tarafından verilen hakka dayanarak, mülk sahibi “meşru müdafaa” içerisinde de harekete geçebilir.[23]

5.      MÜZAKERE

Bu işgal süreci devam ederken, topraksız çiftçiler devletle İşgal Müzakereleri Komisyonu aracılığıyla bu ailelerin yerleşimini görüşmeye çalışır.

1)     Toplantılar (Audiencias)

İşgalden sonraki ilk adım “hükümetle ilgili gruplarla görüşmeyi amaçlayan, yetkililerle toplantılar örgütlemeye” çalışmaktır. En yaygın sonuç işçilerin boş sözlere dönüşecek olan birçok vaatle ayrılmasıdır. “daha sonra, olumlu bir sonuç olmadan önce yıllarca sürebilen görüşmeler süreci başlar”[24] MST’nin yetkililerle bu toplantıları iki özellik tarafından belirlenir:

Birincisi: “köylüler her zaman geniş gruplar içerisinde görüşür. Bazı toplantılara MST’nin kitlesel müzakereler olarak adlandırdığı gerçek halk yığınları katılır.”[25]

İkincisi: “köylüler aldıkları sözlerin hiçbirini unutmazlar.” Duyduklarına inanırlar. Tatlı konuşmanın onları sakinleştireceğinden emin olan iktidardaki politikacılar bir takım şeyler vaat eder ve daha sonra sözler unutulur.”[26] Ancak bu doğru değildir, topraksız insanlar unutmazlar ve tekrar ve tekrar taleplerinde diretirler.

2)     Eylem Yoluyla Öğrenme

İşgal sırasında müzakere aynı zamanda bir bilgi alanına dönüşür ve şu anda onların dengi olarak görünen yetkililerden önce köylülerin tutumlarında bir değişimi gerekli kılar. “Eğer toprağı olmayanlar geçmişte tepki göstermekten korkmuş olsaydı, şimdi de onların tepkisinden korkan yetkililer olurdu ve bu onlara eşit şartlar verir.”[27] Müzakereleri daha lehte bir atmosfer içerisinde gerçekleştirmek için yerel şahıslar ve kurumlar arasında (vekiller, sendikalar ve kiliseler) müttefikler aramak çok önemlidir.

  1. 6.      BASKI ARACI OLARAK İŞGAL 

1)     Politik Baskı ve Müzakere

Daha önce söylediğimiz gibi, işgal bir politik baskı biçimidir. Görüşmeye ivme kazandırmayı amaçlar. Pratik “en iyi görüşmelerin işgallerin bir sonucu olarak olduğunu” kanıtladı[28] çünkü eğer “hükümetle görüşmekle başlarsanız, sadece görüşerek, sonuç olarak hiçbir şey elde edemezsiniz.”

Kitle hareketinin genç bir lideri şöyle diyor: Tarım reformunu uygulamaya koymakta hiçbir politik çıkarları yoktur. Daha sonra öğrendik: toprağı işgal edeceğiz ve baskı sarf edeceğiz; eğer bizimle görüşmek isterlerse, iyidir, ya ayrılırız ya da teslim oluruz, aksi takdirde orada kalırız.”[29]

Genellikle, eğer görüşme iyi hazırlanmışsa, ve gelecek yerleşimcilerin lehine bir anlaşmayla gelmişlerse, bu aileler işgal ettikleri aynı toprağı talep etmezler, ancak söz konusu toprak işgalin meydana geldiği aynı bölge içerisinde olmalıdır.

Bundan sonra işgallerin amacı “topraksız köylülerin sorunlarını yönetici çözümleriyle görüşmek ve işlenmemiş topraklara üretim yaptırmaktır. İşgalin kent işçilerinin grev hakkıyla karşılaştırılmasının nedeni budur: bu haklarını istemek için bir mücadele aracıdır. Topraksız insanların hiç grev yolu yoktur, insanlar hazır olduğunda işlenmemiş toprakların yanı sıra bunları işletmeye ve gıda üretmeye istekli insanlar olduğunu kanıtlamak için baskı ortaya koyma imkânları latifundia işgal etmektir.”[30]

2)     Adil Olmayan Yasal Engelleri Parçalamak ve Adil Kanun Ortaya Çıkarmak

İşgaller aynı zamanda var olan yasallığı sorgulamanın bir yoludur. Bunlar kanunların egemen sınıfların yararlanması için yapıldığını ve bu yasal engeli insanlar tarafından sarf edilen baskı ve diğer özel mücadele araçları yoluyla parçalamanın örgütlü hareketlere bağlı olduğunu gösterir.[31]

Bu mücadele aracılığıyla MST bu işgallerde evden çıkarılma suçuna karşı bir dizi yasa elde edebilmiştir: eğer topraklar faydasız ya da yeterince işlenmişse yasa artık bir başkasının toprağını işgali cezalandırmayacaktı. Bu en zengin kesimlere fayda sağlayan yasaların ancak örgüt ve insanların baskısıyla değiştirilebileceğini gösterir.[32]

Topraksız insanlar aşağıdaki biçimde düşünür: “yasa, toprağı toplayan, çok az üreten ve milyonlarca insanı haysiyet içerisinde yaşamaktan alı koyan latifundiuma ait özel mülkü korur.” Bu nedenle “bu adaletsiz bir yasadır. Ve hiçbir insan adaletsiz yasalara boyun eğmeye zorlanamaz. Yüzyıllardır, bu yasalara karşı ve yaşamdan yana açık ve titiz bir şekilde adaletsiz yasalara boyun eğmemek halk hareketleri mücadelesinin bir aracı oldu.”[33]

Topraksızların fikrince, “Hıristiyanlar Şebat[1] ve kutlama yılı sırasında Geri Alma Hakkını tanıyan İncil aracılığıyla toprak işgalini meşrulaştırır. Bu toprağını kaybeden kişinin –kendisi ya da soyunun- toprağı elinde bulunduran kişiden, herhangi bir zaman diliminde, kurtarma hakkı olduğu anlamına gelir. Bu Tanrının toprağı herkese verdiği ilkesine dayanan kamusal bir yasasıydı. Eğer toprağına toprak katan kişi onu geri vermezse, bundan etkilenen kişi kendisine ait olanı geri almak için güç kullanabilir […].”[34] Eğer bu kitabı mukaddese ait yorumu kabul edersek, köylüler kendilerine ait olan şeyi işgal etmektedir ve sadece birkaç elde toplanan toprak yasaktır.

Dolayısıyla işgal meşrudur, birincisi, yaşamı savunmaktan kaynaklandığı ve araçların zapt edilmesi hayatta kalmak için olduğundandır, ikincisi, toplumun marjinalleştirdiği insanlar tarafından uygulamaya konmasından ötürüdür, üçüncüsü, sahipleri için ya da toplum için hiçbir ekonomik anlamı olmayan verimsiz topraklar üzerinde yapılmasından ötürüdür.[35]  

Diğer yandan, Brezilya’da prestiji olan birçok avukat toprağın toplum için hiçbir yarar sağlamadan tek elde yoğunlaşmasının sadece adaletsiz değil, aynı zamanda yasa dışı olduğunu düşünür. “İşgallerin sadece haklı olmakla kalmadığı aynı zamanda yasal olduğu fikrini savunurlar.”[36]

Avukatlara göre, bir hâkimin yapması gereken bir işgal olduğunda, işgal edilen alanın teknik bir incelemesini istemektir ve eğer alanın bir latifundium olduğu doğrulanırsa,[37] onun kamulaştırılması talep edilmelidir. Bundan sonra hükümet mülkiyet hakları sahiplerini (Tarım Reformunun Mülkiyet Hakları, 20 yıl sonra ödenmesi gereken) saptamak zorunda kalacaklar ve işçilerin üretmeye başlamasını ve toprağı toplum için faydalı hale getirmelerini isteyeceklerdir.

Ancak tarihsel olarak hâkimler bu şekilde davranmadı. “Anayasayı uygulama cesaretleri yoktur. Sivil Yasaları uygulamanın ve ailelerin ihraç edilmesini talep etmenin konforlu konumunu tercih ederler.” Buradaki kazanım hakimler tarafından verilen ihraç mühletinin uzatılması, böylece hükümetle görüşmek için daha fazla zaman kazanılması ve en azından bu ailelerin durumuna geçici bir çözüm aranmasıdır.[38]

İşgaller “tarım reformunu gerçekleştirmek ve bütün toprakların toplumsal işlevini yerine getirtmek için anayasal yetkiyi pratiğe aktarmanın bir yolunu” temsil etmesine rağmen, aynı zamanda kendi içerisinde mevcut yasalara karşı sivil itaatsizlik eylemleridir.[39]

  1. 7.      ÖZNEL ZAFERLER

1)     Örgütlü İsyanın İfadesi ve Sınıf Bilinçliliğinin Oluşumu

İşgal aynı zamanda örgütlü isyanın ya da toplumsal sorgulamanın bir yoludur. Bir latifindumu işgal eylemi topraksız insanların yaşamında muazzam bir değişimi gerekli kılan açık bir itaatsizliği simgeler: İşgal, her zaman bir başkasına itaat etmelerini –patron, baba, belediye başkanı olsun- ve kafalarını eğmelerini[40] gerektiren geleneklerini parçalar, köylünün yaşamındaki iki çok güçlü duyguyu ortadan kaldırır: bunlar korku ve konformizmdir.[41]

Öte yandan, toprak için mücadele sermayeye, temellüke ve sömürüye karşı aralıksız bir mücadeledir. “bu kapitalistler ya da toprak sahipleri tarafından dışlanmalarına karşı topraksız işçilerin mücadelelerinde geliştirilen bir eylemdir.”[42] Salete Caldart’a göre, işgal aracılığıyla sınıf mücadelesi açıklık kazanır: Büyük toprak sahiplerinin alanını işgal ettiklerinde kendilerini içinde buldukları mücadele, MST’ye bağlı kadın ve erkekler açısından köylülerin sınıf bilinçliliğine katkıda bulunan bir deneyimdir: Telleri kesmeden ve alana girmeden hemen önce, işçi çok açıkça çelişkiyi ve sınıf farkını görür –bir yanda, verimsiz çok büyük toprak arazileri, kendisini destekleyen polisle birlikte kibirli bir burjuvazi; diğer yanda bununla beraber örgütlü işçiler, topraksızlar.[43]

2)     Eski Değerlerin Yenileriyle Değiştirilmesi

İşgal topraksız insanları hazırlayan ve dünyayı kavrama biçimlerinde “yavaş fakat derin değişimleri” başlatan en zengin deneyimlerden biridir. Toprağı işgal ettiklerinde, her nasılsa topraksız köylüler yüce özel mülkiyet değerini parçalamaya ve topluma –ve kendilerine- toprağın “yaşam ve emek gibi değerler” tarafından denetlenmesi gerektiğini anlatmaya başlarlar.[44] Bazı değerleri ortadan kaldırmaya ve örgütlenme gibi, başkalarını yaratmaya ya da yeniden bulmaya başlamaları bu şekildedir.[45]

3)     Yeni Bir Kimlik İnşa Etmek

 İşçiler açısından en küçük toprak arazisi olsa bile, her nasılsa, bilinmeyen gerçekliklerini geride bırakarak, onu işgal etmek bu toplumsal koşullara karşı tepki göstermenin bir yoludur. Harekete katıldıklarında, ikinci bir soyadı elde ederler: Topraksızlar[46]

4) Örgütlü Olmanın Önemi

İşgal, köylü ailelerin eğer işgalin başarılı olmasını ve daha sonra hayatta kalabilmeyi istiyorlarsa, diğerlerine katılmalarını ve şahsen örgütlü olmanın önemini anlamalarını sağlar.[47] Eğer kolektif olmak yerine, işgal bireysel olsaydı, köylüler “cani” ya da “suçlu” olarak adlandırılırlardı, ancak örgütlü bir grup tepkisi olduğu için, genellikle toplum başka bir tutum benimser.[48]

SONUÇ

Kısacası, toprak işgali Brezilya’nın toprak mücadelesinin en etkin aracı ola gelmiştir. Bu köylü mücadelesinin görünmesini sağlar ve toplumu taraf olmaya zorlar. Aynı zamanda, yoksula yardım eden yasalar olsa bile, bunların ancak bir toplumsal inisiyatif bulunduğunda uygulamaya konduğunu kanıtlar. Brezilya’nın Anayasası toprağın toplumsal işlevine göre oldukça ilerici olsa bile, sadece köylülerin toplumsal baskısı işlenmemiş toprakları çalıştırmaya can atan küçük köylülere dağıtımlarını hızlandırabilmiştir.[49] 

İŞGAL Mİ YOKSA İSTİLAMI MI?

Kamuoyunu MST’ye karşı kışkırtma çabaları kapsamında, medya bir kere daha MST tarafından gerçekleştirilen işgalleri “istilalar” olarak ve bunlara katılan çiftçileri de “istilacılar” olarak –ancak asla “işgalciler” olarak değil- tanımlar.[50]

“İstila” kelimesinin –bu hem hükümet hem de medyanın gözde kelimesidir- olumsuz etkisi açıktır.[51] “İstila etmek bir şeyi birisinden” zor eylemiyle almaktır. “İşgal etmek” boş bir mekanı doldurmaktır, “bu durumda, topraklar toplumsal işlevlerine intibak etmez.”[52] 

Farklılık işgal yasal olmasına rağmen, istilanın yasak olmasından kaynaklanır. “İstila” kelimesi eğer toprağa ihtiyacı olmayan birisi bir başkasına ait bir araziyi gasp ederse doğru bir şekilde kullanılmış olur. Bu ifade öyleyse sadece çok uluslu şirketlere karşı kullanılabilir: Çok uluslu şirketler Brezilya’nın her yanında milyonlarca hektar toprağı istila etmişlerdir.[53]

III. KAMP

İşgal aslında nispeten kısa bir süre devam eder: Toprağa girmek zaman alır. Toprak bir kere işgal edildiğinde, aileler kamp kurar: şu meşhur siyah çadırları, geçici barınaklarını hazırlarlar. Kamp işgal edilen toprakta, hükümetten ya da MST ile dayanışmayı düşünen özel bir şahıstan devr alınan bir arazi üzerinde ya da son çare olarak, yol kenarında kurulabilir.

MST tarihinde ilk büyük kamp Encruzilhada Natalino’da (1981) olandır. Topraksız insanları mücadelelerinde seferber etmek için en önemli araç haline gelen bu örgütsel yapı, bu ve bunu takip eden diğer kamplarla kendisini güçlendirmiştir.[54]

Kampın üç amacı vardır: tarım reformu için yetkililer üzerinde baskı yapmak, ki böylece seferber olan köylülere toprak verilecektir; işgalcileri eğitmek ve onları seferber etmek; ve toprak mücadelesinden kamuoyunu haberdar etmek.[55]   

1.      KAMP ÇEŞİTLERİ

Farklı kamp çeşitleri vardır, bunların arasında geçici ya da sürekli olanlar vardır, ve bu ikinci kategori içerisinde açık olanlar vardır.

1)     Geçici Kamplar

Geçici kamp, yetkililerin dikkatini çekmek, çalışmak ve izlenecek yola karar vermek ve hükümete yeni istemler sunmak için geçici bir temelde kurulur. Mühletin sonu geldiğinde ya da amaçlar elde edildiğinde kamp dağıtılır.[56]

1999’da, örneğin, MST bir dizi ihraçtan ve Parana Eyalet hükümetinin Quenrencia do Norte bölgesinde kamp yapan köylülere yönelik çok şiddetli saldırılarını kınamak için Curitiba Kent Merkezi’nin önünde, 100 günden fazla, kamp kurdu. Bu zorla çıkarmalardan biri sırasında, 49 köylü haksız bir şekilde gözaltına alındı ve bazıları 70 günlüğüne cezaevine yollandı; diğerleri ise aşağı yukarı dört aylığına cezaevine yollandı. “bu eyleme katılan topraksız köylülerden biri Paulo de Marck şöyle demektedir: “tek suçları bir toprak parçası için mücadele etmeleriydi”.[57] Kamp “öncelikle, haksız bir şekilde hapsedilen yoldaşlarının özgürlüğünü ve askeri polisin, hükümetin ve devlet güçlerinin Parana köylülerine eziyetlerine son verilmesini[58]; ikinci olarak, Parana eyaletinde kamp yapan 9000’den fazla aileye toprak; ve üçüncü olarak, biz yerleşimcilerin üretmek için ihtiyaç duyduğu kaynakların tayin edilmesini[59]”  istemek için kurulmuştu.

Bu kampta eyaletin farklı bölgelerinden, toplam olarak yaklaşık 500 köylü kadın, erkek ve çocuktan oluşan, her bölgeden 50 ya da 60 insan, aileler vardı. Hepsi bölgeler tarafından düzenlenen, her grubun kendine ait kolektif mutfağının olduğu aynı barakalarda yaşıyordu. Kampın duşu ve banyosu; uydurma depolar ve borularla aktarılan su vasıtasıyla giyecekleri yıkamak için bir yeri; bir anaokulu ve insanların gündüz vakti gittikleri politik eğitim için büyük bir salonu vardı. Ayrıca kamp içerisinde bir fırın inşa ettiler: ekmeğin bir kısmı kampçılar içindi ve diğer kısmı gerekli malzemeleri satın alabilmek için satılıyordu. Bir de üretimi kendi kullanımları için olan tamamen organik sebze bahçesi vardı.

Gün boyunca, eğitim faaliyetleri, mutfak ve silip süpürme işinin yanı sıra, hükümetle görüşmelere katılan topraksız köylülerden oluşan komisyonlar meydana getirilirdi. Mark şunları diyor: “Eğer tencerenin altındaki ateşi yakmazsak, su asla kaynamayacaktır. Hükümet işçilerin dilekçelerine ancak halk baskısı olursa yanıt verir.”

2)     Sürekli Kamplar

Sürekli kamplar olarak adlandırılır çünkü kamp yapan ailelere bir çözüm bulunana kadar devam eder ve politik momente bağlı olarak aylarca hatta yıllarca devam edebilir.[60]

1995’de MST bazı eyaletlerde kesintisiz açık kamplar deneyimine girişti. Bunu bu şekilde adlandırdılar çünkü kamp yapan ailelerin orijinal sayısı onlara katılan yeni grupların sonucunda artar. Bazı eyaletlerde açık oldukları dönem sınırlıdır – örneğin, yaklaşık 30 gün- ve daha sonra kapanırlar çünkü yeni grupların sürekli artmasıyla en uzun kamp yapan grubun olgunlaşmasını ve bilinçliliğini zayıflatabileceğine inanılır. Diğer eyaletlerde halen bölgeye yerleştirilmek için mücadele veren aileler bulunduğu sürece açık olurlar. Sonunda bir grup kampçı yerleştirildiğinde, yeni topraksız aileler kampta onların yerini alır. Bu durumlarda kampları açık tutmak için izlenen ölçüt, aileleri zorla çıkarmak için polis gücü kullanımını engellemenin bir yolu olarak, kampların kitlesel olma zorunluluğudur.[61]

3)     MST’nin Organik Kullanımı için Kamplar

Hareket büyük toplantılar, eyalet toplantıları, ulusal kongreler, kitlesel dersler vb. şeyler gerçekleştirmek zorunda olduğunda da kampları kullanır.[62]     

2.      KAMP NASIL ÖRGÜTLENİR

Kamplar hareketin örgütsel sürecine başlamak için ideal yerlerdir. Bu denli geniş ve heterojen birçok insanın kampta yaşamlarını sürdürmesi için çok iyi bir iç örgütlenmeye ihtiyaç duyulur.

1)     Aile Grupları: MST İçerisindeki Temel Örgütlenme

Topraksız insanlar bir toprak parçasını işgal ettiklerinde, kendilerini işgalden önce aile grupları içerisinde, hatta bazı durumlarda hazırlık niteliğinde mitingler yapıldığında örgütlerler; diğer durumlarda işgalden sonra örgütlenirler. Bu aile grupları tabanda çalışan MST militanlarının –bunlar kitle liderleridir- sorumluluğundadır.

Başlangıçta gruplar küçüktü, 8’den 10’a kadar,  ancak daha sonraki pratikler, aynı yerden geldikleri için birbirlerini tanıyan bu küçük ailelerden oluşan grupların en küçük neden için kendi aralarında tartışmalara girdiğini, böylece geniş bir ufka sahip mücadelelerini kaybettiklerini gösterdi. Bu nedenle, bu rakam bazı kamplarda halen kullanılsa da, çoğunluğunda farklı yerlerden köylülerden oluşan 20 ile 30 arası aile vardır. Bu onların sınırlı bir hakikat görüşünün ötesine geçmelerini ve iç meseleler üzerine aşırı tartışmalardan sakınmalarını sağlar.

Kamplar genellikle toplantılara katılan bekâr insanları ve birçok çocuğu –yaklaşık 40 ile 50 insan- içerdiğinden ötürü, toplantılara çok yüksek bir sayıda insan katılmaz, ancak bu, dinamik bir katılımın yaratılmasına yardımcı olur.

Bu aile grupları MST yapısının parçasıdır. Bu, hareketin kamplar içersinde tabandaki örgütlenme tarzıdır ve yerleşimlerde devam etmelidir. Üyelik zorunludur. Bütün aileler tabanda bir grubun parçası olmalıdır ve bir kampta yerine getirilmesi gereken bazı farklı günlük işleri üstlenmelidir.

Bu grupların örgütsel ve eğitimsel amaçları vardır. Burası köylülerin bireyciliklerinin üstesinden gelmeye ve kolektif iş hakkında daha fazla düşünmeye başladıkları yerdir; kafası başka bir mantıkla çalışmaya başlar. Sonuç olarak, bu aile grupları MST’nin toplumsal temelleridir.

2)     Faaliyet Bölümleri

Aile gruplarıyla ilk defa kamp örgütlemeye başladıklarında, topraksız köylüler aynı zamanda yiyecek, sağlık, temizlik, eğitim, din, neşe, finansman, eğlence ve sporlar vb. bağlantılı olan farklı komisyonlar ya da çalışma ekipleri yaratır. Bu gruplardaki katılımcılar çoğunlukla zorunlu çalışmadan gönüllü çalışmaya geçmeye arzulu, zamanlarını Harekete adamaya daha eğilimli olan insanlardan meydana gelir. Örneğin bazı insanlar sağlıkla ilgili görevlerden sorumludur; diğerleri, eğitim, kontrol vs. sorumludur. Bu görevlerin her biri için bundan sorumlu olacak bir kişiyi seçerler, ve o kamptaki her ayrı faaliyet bölümünün parçası haline gelir. Kadınlar bu faaliyetlerin çoğunluğunda önde gelir ve her gün hareket içerisinde daha fazla sorumluluk üstlenmektedirler.

3)     Genel Meclis

Kamp içerisinde en yüksek karar alma seviyesi kamp yapan ailelerden oluşan genel meclistir.[63]

Bu aşamada, harekete geçilmesi için değerlendirmenin ve incelemenin yanı sıra, bu özel bölge ve alanda mücadele için genel ve özel koşullara ilaveten ülkenin genel atmosferini gözden geçirmek için periyodik durum incelemeleri olur. MST’den bir kadro devletle ve merkezi hükümetlerle görüşmelerin nasıl gittiği üzerine bir rapor verir. Bu da kampçılara ülkenin küresel koşullar içerisindeki belli mücadelelerle bağlantı kurmaya başlamasına yardımcı olur.

4)     Genel Koordinasyon Sistemi

Ayrıca kamp içerisinde bir bütün olarak toplumla ilişkileri ve görüşme süreçlerini yönlendirmenin yanı sıra bütün bölümlerdeki işi birleştirme misyonu olan genel koordinasyon için bir sistem vardır. Bu koordinasyon aile gruplarının liderlerinden (genellikle, her gruptan bir kadın ve bir erkek) oluşur. Eğer kamp çok genişse, daha küçük bir komisyon seçerler böylece toplantılar daha düzgün olacaktır.

5)     Örgütsel İlkeler

Kamplarda örgütlenmeye yön veren ilkeler demokrasi, karar alımına herkesin katılımı, görevlerin bölüşümü ve kolektif önderliktir.[64]

Bir zaman sonra, bu ilkeler topraksız köylülerin günlük hayatıyla kaynaştırılır. Bu köylünün bir kamp meclisinde başlayabilecek ve başka kamusal alanlarda devam edebilecek farklı sosyal ilişkiler kurmasını, katılım hakkı için savaşan bir yurttaş olmayı öğrenmesini gerektirir.[65]

Katılım gösterebilmek için, topraksız köylüler dinlemesini, tartışmasını, fikirlerini savunmasını, önerilere oy vermesini, komşusunun, eşinin, çocuğunun fikrine saygı duymasını öğrenmelidir çünkü kamplarda hepsi eşittir.[66]

6)     Parasal Kaynak Sağlama

80’lerde, kamplar gıda, giyecek ve ilacı esas olarak topraksızların mücadelesini destekleyen kurumlardan ve cemaatlerden alıyordu. Ancak 80’lerin sonundan beri, MST tarafından gerçekleştirilen yerleşimlerin sayısındaki artıştan ötürü bunların katkıları arttı. Farklı biçimlerde birlikte çalışırlar: yiyecek verirler, işgaller için kamyon ve toprağı işlemek üzere traktör ödünç verirler. Bu destek bu yerleşimler kooperatiflerle birleştirildiğinde daha da önemli olur.

Kamp genellikle kendisini kampçıların çalışmasıyla ayakta tutar. Zapt etmek istedikleri kamp aynı toprakta olduğunda, karşılıklı yardımı kullanarak üretime başlarlar. Diğer durumlarda, hayatlarını sürdürmelerinde kampçıların ailelerine yardım etmek için, çoğunlukla kampın dışındaki çalışma kaynaklarını düzenlerler. Bunlar elmaları, fasulyeleri, pamuğu vb. şeyleri toplamak gibi geçici tarım hizmetleridir.

Kampın önderliği belli bir sayıda kampçıyı bunları yerine getirmek üzere rotasyon temelinde seçerek kampın dışındaki bu hizmetleri örgütler, çünkü her zaman aynı anda herkes için yeterli iş bulunmaz. İşçi kazancının %50 kadarını kampın fonuna verir. Her hafta kazançları hakkında bir kamu raporu verilir, böylece bütün para tamamen şeffaf bir biçimde kullanılır. Bu koşullara bağlı olarak, açık bir mecliste ya da aile gruplarının toplantılarında yapılır.

Bazı durumlarda, güç bir ekonomik durum olduğunda, ailenin başı ailesinin geri kalanı kampta kalırken kente çalışmaya gider. Bu Brezilya’nın özellikle Kuzey ve Kuzeydoğu bölgelerinde meydana gelir. Bütün bu destek sayesinde, MST işgallerin sayısını arttırabilmiş, direnişini yükseltmiş ve aynı zamanda birçok işgal gerçekleştirebilmiştir.[67]

3. KOLEKTİF YAŞAM İÇİN ALAN VE ÖRGÜTLENME İÇİN OKUL    

Kamp sosyalleşme için, kolektif yaşam açısından geniş bir alandır. Ve aynı zamanda, örgütlenme için bir okuldur. Kamp yaşamında ilk elle tutulur olgu bu mekânın köylünün bir grup içerisinde yaşamasını sağlamasından ötürü köylünün kişiliğine özgü izolasyonu parçalamasıdır; öte yandan, bu koşullar altında kişisel ve aile bekasını sağlamanın tek yolu budur.[68]

Kamptaki yaşam her kişiye beraberlerinde getirdikleri bireyciliği daha kolektif bir davranışa dönüştürme imkânı verir. Dayanışma kampta görünen en temel değerlerden biridir. Komşunuzla dayanışmanız pratik bir zorunluluk haline gelir: Yiyecek herkes için yeterli değildir, baskı herkese karşı sergilenebilir, rüzgar birçok çadırı tahrip edebilir, mücadeleyi terk etme tereddüt ve isteği herhangi bir zamanda içlerinden her birini ya da birçoğunu etkileyebilir.

Dayanışma ihtiyacı aşağıdaki sözlerle ifade edilebilir: “zafere ya hepimiz ulaşacağız ya da hiçbirimiz ulaşamayacağız.”[69] Bu, koşulların bireysel ya da ailenin bakış açısından daha çok, nasıl dayanışma içerisinde olunacağını ve gerçekliğe kolektif bir bakış açısından nasıl bakılacağını öğrenme ihtiyacını ortaya çıkardığı anlamına gelir.

Ayrıca daha önce belirtilen malzemeleri kolektif bir biçimde kullanarak her bireyin belli bir rol üstlendiği ve çalışmasını kolektif hizmete kattığı bir hayat örgütlenir.

4. KAMPTA SÜREKLİLİK VE ŞİDDET

Kampın varlığını garantilemek “toprağın ele geçirilme mücadelesinin başarısı için esastır.”[70] MST’yi karakterize eden pratiklerden biri toprak elde etmek için seferber edilen ailelerin toprak kendilerine dağıtılana kadar kampta kalmak zorunda olmasıdır. Diğer hareketler görüşmeler başladığında aileleri başlangıç yerine geri döndürürler, çünkü yetkililer tarafından verilen sözlere itimat ederler. Kampın baskısı olmadan, toprağın kalıcı olarak verilmediği hareketin deneyimleriyle kanıtlanmıştır.[71] Hâkimlerin ve politikacıların işgallere ilişkin farklı tutumları saygıyla kabul etmesini zorlayan katiyen bu direniş pratiği olmuştur.[72]

1)     İhraçlar ve Direniş Biçimleri

MST’nin tarihi boyunca “silahla yaralamalar ve dayaklardan ötürü ölüler ve geri kalan köylülerin yaşamlarında devam eden izlerle birlikte, birçok şiddetli ve vahşi zorla ihraçlar” oldu.[73] Bu, görüşmeyi reddeden ve hiçbir çözüm önermeyen hükümet ya da yargıcın boyun eğmez tavırlarının sonucudur.

Bu olgular topraksız insanlar arasında “onurlu bir yaşam için alternatif olarak” ihraçlara direnmeyi, sivil itaatsizlik uygulama kararlılıklarını olgunlaştırdı. Köylüler birçok defa şunu ifade etti: “Biz açlıktan ölmektense kavga ederek ölmeyi tercih ederiz.”[74] Bu kolektif bir politikadır, bir “mücadele aracıdır.”[75]

2)     MST Barışçıl Mücadeleyi Destekler

Direnme kararının şiddeti seçmek anlamına gelmediğini açıklamalıyız, çünkü MST’nin desteklediği mücadele barışçıl bir mücadeledir. Kendilerini polis saldırganlığından korumak için kullandıkları tek silah kendi vücutları ve çalışma araçlarıdır: Palalar, çapalar, oraklar, odun parçaları ve tehlikeli anlarda eski avcılık tüfekleri. Hareket polisle karşı karşıya gelmekten kaçınmaya çalışır, buna hazır olmadığını bilir, çünkü polis silahları -tabancalar, tüfekler, makineli tüfekler, gözyaşı gazı, atlar, köpekler ve helikopterler gibi- onların sahip oldukları savunma silahlarından çok daha güçlüdür.

Ancak bu sadece daha az olumlu teknik koşullardan ötürü karşı karşıya gelmekten sakınma meselesi değildir; hareket bundan çoğunlukla sakınır çünkü onların amacı şiddet değil, toprağı ele geçirmektir. Gözlemlediğimiz kadarıyla, çok büyük mülklerini ellerinde tutmak isteyen ve bu yüzden bunlar faydasız olduğunda geleneksel baskıcı özel birlikleri kullanma gereksinimi duyan ya da kendilerine ait sözleşme altında paramiliter insanlar oluşturanlar Brezilyalı büyük toprak sahipleridir.

3)     İhracın Önüne Geçilemediğinde Yapılanlar

İhraçtan kurtulamadıklarında “aileler kampı başka alanlara taşır –örneğin, yol kenarına veya kendilerine belediyeler ya da diğer kurumlar tarafından verilen arazilere. Yol kenarından zorla çıkarıldıklarında, en yakın yerleşimlerde kamp kurarlar […].”[76]

5. Kampçılar Tarafından Kullanılan Diğer Mücadele Biçimleri

Kamp var olduğu sürece, hareket örgüt ve eğitim için sadece yoğun bir iç faaliyet gerçekleştirmez, aynı zamanda dış çalışma yapar. Kafalarında iki amaçla bir dizi farklı faaliyete girişirler: Bunlar, kamuoyunu sarsmak ve yetkililer üzerinde baskı yapmaktır.

1)     Kamp içerisindeki Yetkililerle Halk Mitingleri

Kampçılar “örgüt temsilcilerinin kampçıların katlandığı duruma yakınlık duyması ve orada toplanan insan yığınlarına maksatlarını doğrudan açıklamaları için”[77] zarif bürolar yerine örgütün temsilcileriyle birlikte kampçılar tarafından işgal edilen yerde halk mitingleri düzenler.

2)     Yürüyüşler ya da Toplu Yürüyüşler

Yürüyüşleri ya da toplu yürüyüşleri de desteklerler. Toplu yürüyüşler fikri MST’yi toplumdan izole etmek için hükümet tarafından desteklenen bir taktiğe yanıt olarak ortaya çıktı. Medya meydana gelen işgaller üzerine hiçbir şey yayınlamadı ve sistematik olarak onların taraf tutan mücadelesini görmezlikten geldi. Bu koşullarda ne yapılacağını bulmaya çalışırken, MST eğer farklı kasabalar içinden geçecek örgütlü yürüyüşleri örgütlerse, bunun hükümet ve sağın ortaya koyduğu olumsuz kampanyaya karşı koymak için iyi bir formül olacağı sonucuna vardı.[78] Toplu yürüyüşler bir taşla birçok kuş vurdu: medyanın ve halkının toprak sorunu üzerine ve MST’nin elde etmek için mücadele ettiği hedeflere dikkat çekti ve politikacılar üzerinde baskı kurdu.

Bazı toplu yürüyüşler, kasaba ve kentlerden geçerek, 500 kilometreden daha fazla yol kat eder. Herhangi bir yerde uyur, halk mitingleri örgütler ve “halkı tarım reformunun gerekliliği hakkında bilinçlendirerek ve onları mücadeleye katarak” gezileri boyunca toplantı ve kutlamalara katılırlar. MST bir milyondan fazla insanı bu eylemlere toplayabilmiştir.[79]

MST ayrıca Brezilya’nın tarımsal döneminden istifade ederek ve köylü mücadelesinden yana uluslararası geziyi kutlamak için –bazen kendi başına, başka zamanlar diğer hareketlerle birlikte- hemen hemen her yıl Nisan’da eyalet başkentlerinde yerel etkinlikler düzenler. “Kır işçilerinin durumuna, politik atmosfere ve yöneticilerin tutumlarına bağlı olarak bu yürüyüşler toplumsal çatışmanın fitili olabilir.”[80]

3) Toplu Oruç ve Açlık Grevleri

Toplu oruç ve açlık grevleri MST tarafından çok kullanılmadı. Toplu oruç kamusal bir yerde gönüllü olarak yemek yememeye dayanır. Bu eylem aç köylülerin her gün nasıl öldüğünü ve “onları gerilla savaşçıları olduğu yalanıyla suçlayanları kamuoyuna kanıtlayarak, topraksız köylülerin barışçıl tutumunu, konuşmaya hazır oluşlarını” göstermeyi amaçlar.[81] Genel olarak, yöneticiler işçilerin isteklerini dinlemeye karar verene kadar belli bir mühlet (üç günden beş güne kadar) oruç tutarlar.

Açlık grevleri “yetkililer üzerinde sürekli bir baskı sürecine bağlı olan, kamuoyunun hükümetin grevcilerin hayatını tehlikeye atmaktan kaçınmasını talep eden birçok fikir ve hazırlık ile” sadece uç durumlarda kullanılan bir mücadele aracıdır. Bu sadece “artan sayıda hayat tehlikede olduğunda ve onları kurtarmak için hiçbir şey yapılamadığında” mazur görülür.[82]    

4) Kamu Binalarının İşgali

Tarım reformuyla ilişkili bazı hükümet ya da kurumların topraksız köylülerin isteklerine gösterdikleri kayıtsızlıktan dolayı, MST baskı ortaya koymak için daha güçlü yöntemler aramaya zorlandı: kamu binalarının işgali somut taleplere bağlandı. Bu işgaller görüşmeden sorumlu olup vaatlerini yerine getirmeyenleri ifşa etmeyi amaçlar.

Bu eylemlerden bazılarına katılmış olan Marcelo Enrique Batista şunu vurgular:  “Örneğin, hükümetin aileleri yerleştirmesi ve onlara tarım reformu için mali destek vermesini talep etmek için INCRA’yı –INCRA tarım için sübvansiyonlar sağlamaktan sorumludur- işgal ederiz. Ve bir yanıt alana kadar ayrılmayız.”[83]

Hükümetin temsilcileri hiçbir cevap vermediğinde ya da onları ağırlamayı reddettiğinde genellikle MST bu tarz mücadeleye baş vurur. Bu işgallerin bazısı günlerce sürebilir ve bunlar aralıksız baskı ortaya koymanın bir yoludur.[84]

5) Kamusal Yerlerde Kamplar

Durum gerektirdiğinde, topraksız köylüler yetkililer taleplerine yanıt vermeye karar verene kadar onlar üzerinde baskı sağlamaya çalışarak, kentlerin merkezinde kamplar kurar. Kırsal bölgenin dışında bir kampın, başka insanların sorunlarına karşı gözlerini kapatan kent insanları arasında –en azından görsel bir bakış açısından- güçlü bir etki yarattığına hiç şüphe yoktur. Hemen hemen her zaman, yöneticiler bu tarz eylemi bertaraf etmiştir.[85] Kendi burunlarının dibinde yolsuzluklarının açık kanıtının bulunmasından hoşlanmazlar.

6) Yeniden İşgal

Kampçılar zorla çıkarıldıkları bir latifundiumu yeniden işgal edebilir. Bu genel duruma, atmosfere, hükümetle görüşmelere ve bu kamp yerlerinin yaşam koşullarına bağlıdır. Yeni bir işgal hükümetten atiklik ve politik mesuliyet talep etmenin bir yolu olur.[86]      

NOTLAR:  


[1] İbrani takvimine göre, kutsal yılın on birinci, yılın beşinci ayı. (ç.n) 


[1] João Pedro Stédile and Frei Sérgio, La lucha por la tierra en el Brasil, MST, São Paulo, 1999, s. 28.

[2] Bazıları MST’nin “toprak için mücadele seçeneğini, belki de hiçbir başka eylemin olmadığı kadar, gerçekleştiren, ki bu en güçlü özellikleridir, toprak işgalleri yoluyla doğduğunu” söyler. Roesli Salete Caldart, Pedagogia do Movimento Sem Terra, Editora Vozes, 2000, S. 108.

[3] Bu rakamlar başlangıç niteliğindeki MST çalışmalarındandır. “Kampların çoğunluğu MST tarafından örgütlenir. Ancak toprak için mücadele eden sendika hareketine, CPT’ye ve diğer bölgesel topluluklara ve kurumlara bağlı olan başka birçok kamp vardır. (Jornal dos Trabalhadores Rurais Sem Terra, yıl XIX, No. 206, Aralık 2000/Ocak 2001, s. 8-9). 

[4] Bu metin Salgado’nun “Terra,” 1996 raporuna aittir. 

[5] Ivanette Tonin, Röportaj Marta Harnecker, Havana, 16 Kasım 2001. Aşağıdaki bilgi onun tanıklığındandır. 

[6] B. Mançano Fernandes, A Formação do MST no Brasil, Editora Vozes, Petrópolis, s. 291.

[7] A.g.e.

[8] Christiane Campos, Röportaj Marta Harnecker, Montreal, 20 Şubat 2001

[9] Tabanda çalışma aynı mikro-bölgedeki bir veya birkaç belediyeyi, birkaç mikro-bölgedeki muhtelif belediyeleri, ya da sınır bölgelerdeki birden fazla eyaleti de kapsayabilir. B. Mançano Fernandes, A Formação do…, Yukarıda A.g.e S. 284.

[10] Marcelo Enrique Batista, Kitlelerin Politik Hareketi MST’nin üyesi ve Latin Amerika Tıp Bilim Dalı Okulu öğrencisi, Röportaj Natalia Alvarez, Havana, 7 Şubat 2001. 

[11] Tabandaki toplantılar “duruma bağlı olarak bir, üç, altı ay veya hatta yıllar” sürebilir. (B. Mançano Fernandes, A Formação do…, Yukarıda A.g.e s. 284). 

[12] J. P. Stédile and Frei Sérgio, La lucha por la tierra …, Yukarıda A.g.e s. 30.

[13] 700 hektardan asla daha küçük değil, ve Mato Grosso gibi bazı bölgelerde, 1500 hektardan daha az değildir.

[14] Ivanette Tonin, Röportaj Marta Harnecker, age.

[15] J. P. Stédile and Frei Sérgio, La lucha por la tierra…, op. age. s. 29.

[16] MST, Construindo o Caminho, São Paulo, Haziran 1986, s. 73.

[17] Age.

[18] A.g.e.

[19] A.g.e.

[20] A.g.e.

[21] Yukarıda A.g.e S.78

[22] Yukarıda A.g.e S.78-79

[23] Yukarıda A.g.e S.79

[24] J. P. Stédile and Frei Sérgio, La lucha por la tierra…, Yukarıda A.g.e s. 28.

[25] A.g.e.

[26] Yukarıda A.g.e, S.28-29

[27] R. Salete Caldart, Pedagogia do Movimento…, Yukarıda A.g.e s. 122.

[28] J. P. Stédile and Frei Sérgio, La lucha por la tierra…, Yukarıda A.g.e, s. 30.

[29] Marcelo Enrique Batista, Röportaj Natalia Alvarez, Yukarıda A.g.e.

[30] J. P. Stédile and Frei Sérgio, La lucha por la tierra…, Yukarıda A.g.e s. 33.

[31] Jose Maschio, Elektronik posta, 25 Ekim 2000 (doküman)

[32] A.g.e.

[33] J. P. Stédile and Frei Sérgio, La lucha por la tierra…, Yukarıda A.g.e s. 30-31.

[34] Yukarıda A.g.e S. 34

[35] Yukarıda A.g.e S.33

[36] Yukarıda A.g.e S.31

[37] Latifundium terimi eski Roma’da büyük bir toprak parçası üzerinde tek bir mülk sahibinin kontrolünü tarif etmek için kullanılırdı. Ancak “büyük yayılmanın” anlamı her ülkenin kendi gerçekliğine ve aynı ülke içerisindeki yerel gerçekliklere göre değişiklik gösterir. Örneğin, Japonya’da, çok nüfuslu küçük bir yüzeye karşın, eğer 100 alan hektardan daha genişse latifundium bir toprak mülkü olarak dikkate alınır. Fakat Brezilya çok büyük ne var ki nüfussuz bir yüzeye sahiptir. Burada biz bir latifundiumun varlığını 1000 hektardan daha fazla yer kapladığında dikkate alırız. Ancak Brezilya’da “her bölgenin farklı özelliklerinden ötürü, latifundium kavramı bölgeye göre farklı boyutlara sahiptir. Rio Grande do Sul’da, örneğin, 500 hektardan daha fazla bir alan bir latifundium olarak düşünülebilir. Fakat Amozon Eyaletlerinde, 1000 hektarı kaplayan bir mülk latifundium olarak düşünülmeyecektir. Genellikle, Latifundia 5000 hektarın üzerindeki alanlardır ve Brezilya’da bir milyon hektardan daha fazla toprağı olan mülk sahipleri vardır. (J. P. Stédile, “Latifundio: O Pecado Agráçrio Brasileiro,” 1999, belge).              

[38] J. P. Stédile and Frei Sérgio, La lucha por la tierra, Yukarıda A.g.e s. 31.

[39] Yukarıda A.g.e S. 30-31

[40] R. Salete Caldart, Pedagogia do Movimento…, Yukarıda A.g.e s. 110.

[41] “Toprağı işgal ettiklerinde boyun eğmemeyi, böylece ölümcül bir yazgıya karşı isyan etmeyi öğrenirler.” (A.g.e). 

[42] B. Mançano Fernandes, A Formação do…, Yukarıda A.g.e s. 280.

[43] R. Salete Caldart, Pedagogia do Movimento…, Yukarıda A.g.e s. 111.

[44] Yukarıda A.g.e S.108

[45] Yukarıda A.g.e S.111

[46] Yukarıda A.g.e S.109

[47] Marta Harnecker, Construyendo una fuerza social antineoliberal, article in Vozes, Petropolis, 2000, s. 52.

[48] R. Salete Caldart, Pedagogia do Movimento…, Yukarıda A.g.e s. 109.

[49] M. Harnecker, Construyendo…, Yukarıda A.g.e s. 52.

[50] J. P. Stédile and Frei Sérgio, La lucha por la tierra…, Yukarıda A.g.e s. 32-33.

[51] A.g.e.

[52] Gomes da Silva in R. Salete Caldart, Pedagogia do Movimento…, Yukarıda A.g.e s. 109.

[53] J. P. Stédile and Frei Sérgio, La lucha por la tierra…, Yukarıda A.g.e s. 33.

[54] R. Salete Caldart, Pedagogia do Movimento…, Yukarıda A.g.e s. 114.

[55] A.g.e.

[56] J. P. Stédile and Frei Sérgio, La lucha por la tierra…, Yukarıda A.g.e s. 35.

[57] Paulo de Marck, Röportaj Marta Harnecker, Curitiba, Eylül 1999

[58] Paulo de Marck şöyle diyor: “Jaime Lerner’in mevcut hükümeti boyunca 15’den daha fazla yoldaş ölmüştü ve çoğu işkence görmüş, diğerleri polis tarafından dövülmüş 250’den daha fazla gözaltına alınan vardı.”   

[59] Paulo de Marck, Röportaj Marta Harnecker, Yukarıda A.g.e

[60] R. Salete Caldart, Pedagogia do Movimento…, Yukarıda A.g.e s. 114. Bu tarz kamp “yapısal kamp” olarak da adlandırılır çünkü MST’nin hakiki yapısının parçasıdır. Christiane Campos, Röportaj Marta Harnecker, Yukarıda A.g.e.).

[61] Ivanette Tonin, Röportaj Marta Harnecker, Yukarıda A.g.e

[62] Yukarıda A.g.e

[63] R. Salete Caldart, Pedagogia do Movimento…, Yukarıda A.g.e s. 115.

[64] J. P. Stédile and Frei Sérgio, La lucha por la tierra…, Yukarıda A.g.e s. 39.

[65] R. Salete Caldart, Pedagogia do Movimento…, Yukarıda A.g.e s. 117.

[66] Yukarıda A.g.e S.118

[67] B. Mançano Fernandes, A Formação do…, Yukarıda A.g.e s. 294.

[68] R. Salete Caldart, Pedagogia do Movimento…, Yukarıda A.g.e s. 116.

[69] Age.

[70] B. Mançano Fernandes, A Formação do…, Yukarıda A.g.e s. 296.

[71] Age.

[72] J. P. Stédile and Frei Sérgio, La lucha por la tierra…, Yukarıda A.g.e s. 32.

[73] Yukarıda A.g.e S.31

[74] Yukarıda A.g.e S.31-32

[75] Yukarıda A.g.e S. 32

[76] B. Mançano Fernandes, A Formação do…, Yukarıda A.g.e s. 296.

[77] J. P. Stédile and Frei Sérgio, La lucha por la tierra, Yukarıda A.g.e s. 35.

[78] Ivanette Tonin, Röportaj Marta Harnecker, Yukarıda A.g.e.

[79] J. P. Stédile, Bu çalışmaya notlar, 4 Kasım 2001

[80] J. P. Stédile and Frei Sérgio, La lucha por la tierra…, Yukarıda A.g.e s. 35-36.

[81] Yukarıda A.g.e S. 36

[82] A.g.e.

[83] Natalia Alvarez’in Röporatajı Yukarıda A.g.e

[84] J. P. Stédile and Frei Sérgio, La lucha por la tierra…, Yukarıda A.g.e. s. 37.

[85] A.g.e.

[86] Yukarıda A.g.e S. 38

http://www.scribd.com/doc/9962261/bolum2

January 8, 2010 - Posted by | anti-kapitalizm, ezilenler, isyan, kir yasami, ozyonetim, sistem karsitligi, somuru / tahakkum, yerli - yerel halklar

1 Comment »

  1. Hi everybody, here every one is sharing these know-how, therefore it’s good
    to read this website, and I used to visit this website everyday.

    Comment by evrak takip sistemi | October 7, 2016 | Reply


Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: