ecotopianetwork

Özgürlük/Ekoloji/Anarşizm – Daha Az Devlet Daha Çok Toplum – Rolf Cantzen


Kapitalizm insanı ve doğayı yağmalamayı, insaı insan kılan değerleri ekonomiye tabi kılmayı sürdürüyor. Dahası kapitalizmin ideologları tarihin, ideolojilerin, siyasetin sonunun geldiğini ilan edip her türlü alternatif siyaseti değerden düşürmeye çalışırken yeni teknokrasilerde yöneten-yönetilen ayrımı daha da keskinleşiyor. Solun tarihinde hüküm sürmüş merkeziyetçi, otoriter, determinist, sanayileşmeci, devletçi gelenek ise alternatif olmak şöyle dursun, kapitalizmin insanlara sunduğu özgürlük yanılsamasını bile gerçekleştirmedi. Bir özgürlük geleneği olarak solun yeniden içeriklendirilmesi ve somut, uygulanabilir projeler üretmesi artık kaçınılmaz hale geldi… Cantzen, ülkemizde hiç bilinmeyen ve haksız yere ‘teörizm’ ve’kargaşa’ ile özdeşleştirilen anarşizm hareketinin Proudhon, Kropotkin, Bakunin, Landauer ve Malatesta gibi klasik savunucularının düşüncelerini güncel uygulanabilirlikleri açısından değerlendirdiği bu kitapta, anarşizmin söz konusu ‘proje üretme’ sürecine canalıcı katkılar sağlayabileceğini gösteriyor. Sosyal demokrasinin tıkandığı, işçi sınıfına dayalı geleneksel Marksist çizginin etkisizleştiği bir ortamda, anti-otoriter, şiddet karşıtı, özyönetimci, ödünsüz özgürlükten ve karşılıklı yardımlaşmadan, ademimerkeziyetçi federaktif yapılardan yana bir anarşizmin gündeme geldiğini söylüyor. Önüne asıl hedef olarak, “devletin toplumsallaştırılması” ve “toplumun devletsizleştirilmesi” süreçleriyle insanın her türlü tahakkümcü yapıdan kurtulup özgürleşmesini koyuyor. Bunun mücadelesinin de bir değil birçok cepheden sürdürülmesi gerektiğini, bu sürecin kargaşaya değil zenginleşmeye yol açacağını ileri sürüyor. Ekolojiye özel bir önem atfeden Cantzen, insanmerkezci ve sanayileşmeci zihniyetin doğayı nasıl tahrip ettiğini anlatırken kimi çevrecilerin “doğanın kendi içinde bir anlam ve değer kaynağı olduğu ve insanın ona ayak uydurması gerektiği” yolundaki düşüncelerinin içerdiği tehlikelere dikkat çekiyor. Doğaya anlamını eninde sonunda insanın kendisinin verdiğini vurgulayıp, doğayı insanın emrindeki sınırsız bir yağma alanı olmaktan çıkatmak gerektiğini belirtiyor. Gelecek kuşaklar için değil kendimiz için özgürlük talep etmekyen ve bunu hemen hayata geçirmekten yana olan bir kitap Daha Az Devlet, Daha Çok Toplum. Hayatı Hayatı ertelemekten bıkanlar ve sahici alternatifler arayanlar için.

Aşağıdaki linki tıklayarak veya sağ tıklayıp farklı kaydet ile indirebilirsiniz.

Daha Az Devlet Daha Çok Toplum – Özgürlük Ekoloji Anarşizm – Rolf Cantzen

shift + ctrl + artı ile “görünümü döndür” yapabilirsiniz.

January 27, 2010 Posted by | anti-kapitalizm, anti-otoriter / anarşizan, ekolojist akımlar, isyan, ozyonetim, sistem karsitligi | Leave a comment

Doğa Korumacı Kadınlar / Ekofeminizm – Günseli Tamkoç

Aşağıdaki linki tıklayarak veya sağ tıklayıp farklı kaydet ile indirebilirsiniz.

Doğa Korumacı Kadınlar Ekofeministler – Günseli Tamkoç

Ekofeminizmin Temel Varsayımları:

1) Kadınların ezilmesi ve doğanın sömürülmesi arasında önemli bağlantılar vardır.

2) Kadınların ve doğanın sömürülmesi bağlantılı olduğundan, kadınlar yeşil hareket içinde aktif rol oynamalıdırlar.

3) Ataerkil sistemde kadın doğaya (ve özel alana), erkek ise kültüre (ve kamusal alana) yakın görülür. Doğa kültürden aşağı bir konumda tasavvur edildiği için, kadın da erkekten aşağı görülmüştür.

Kadının doğayla özdeşleştirilmesinde çocuk doğurma ve büyütme yetisi önemli rol oynar. Ataerkil sistemin tarihsel gelişimine bakıldığında, ilk çağlarda avcılık yapan, savaşan ve boş zamanı daha çok olan erkeğin zamanla kültür tekelini oluşturduğu görülür. Kadının emeği küçük görülmeye başlar. Tarımın gelişmesi, mülkiyetin oluşması ve köleliğin kurumsallaşmasıyla birlikte erkek, sabana sürdüğü hayvana, ektiği toprağa ve malı olarak gördüğü kadına hükmetmeye başlar. Toprak, erkeğin reisi olduğu ailenin mülkiyeti haline gelir, miras baba tarafından geçmeye başlar.

Ortaçağa ve Kalvinist Reformasyon dönemine geldiğimizde, doğa ve kadın şeytanın temsilcisi olarak görülmeye başlar; bağımsız kadınlar cadı avlarına kurban gider. Sonraki yüzyıllarda Aydınlanma’nın kartezyen düalizmi ve Newton fiziğiyle bilim, doğayı kontrol etmeye yarayan bir araç olarak görülmeye başlar. Sömürgecilikle birlikte, doğanın sömürülmesinin dünya çapında meşrulaştırılmaya çalışılır. Günümüze gelindiğinde ise, Batı’nın bilimsel sanayi devriminin adaletsizliğinin doğurduğu acı sonuçlar yaşanıyor. Militarizm, fakir ülkelerin zengin ülkelere olan borçları, Kuzey-Güney uçurumu arttı. Nüfus artışı, doğal kaynakların tüketimi, kirlenme, devlet şiddetiyle birlikte küresel çöküşü yaşıyoruz.

4) Feminist ve yeşil hareketler eşitlikçi, anti-hiyerarşik sistemleri savunurlar. Ekofeminizm de, emperyalizme, heteroseksüellik dayatmasına, militarizme ve kapitalizme karşı çıkar ve farklı ezilme biçimleriyle de ilgilenir.

5) Yeryüzü temelli bir bilinç için yaratmak için farklı tinsellikler oluşturmak gerekir.

January 27, 2010 Posted by | anti-kapitalizm, anti-otoriter / anarşizan, bu topraklar, ekolojist akımlar, kadın ve doğa / ekofeminizm, sistem karsitligi, yerli - yerel halklar | 1 Comment

Yeşiller ve Sosyalizm – Tanıl Bora

Yeşil düşünceyi dolaylı da olsa besleyen anarşist hareket, Kara ve ardılı dergilerle Türkiye’de ilk kez seksenlerin ortalarında ortaya çıkar. Radikal bir ekolojist ve özgürlükçü söylemi buluşturan “Radikal Yeşiller” yine bu yıllarda gündemi belirleyen işler yapmaya başlarlar ve “Yeşil Barış” isminde bir gazete çıkarırlar. Ankara’da, kapatılan Birikim dergisi çevresine yakın bir grup sözünü ettiğimiz Güvenpark gibi eylemlerle ve yazdıkları yazılarla (örneğin Tanıl Bora’nın o yıllarda çok popüler olan kitabı “Yeşiller ve Sosyalizm”) süreçte bir anlamda öncü rollerden birini üstlenirler. İstanbul’da “Yeşil Dayanışma” adında bir gup kurulur. İzmir’de çeşitli eski sol çevrelerden isimler bir araya gelip Yeşiller Partisi’nin kuruluşunu dillendirmeye başlarlar (Ümit Şahin).

http://www.umitsahin.net/2007/06/renksiz-evrecilikten-yeil-eitlilie.html

Aşağıdaki linki tıklayarak veya sağ tıklayıp farklı kaydet ile indirebilirsiniz.

Yesiller ve Sosyalizm – Tanıl Bora

shift + ctrl + artı ile “görünümü döndür” yapabilirsiniz.
görünüm – görünümü döndür
view – rotate view

January 27, 2010 Posted by | anti-endustriyalizm, anti-kapitalizm, ekolojist akımlar, ozyonetim, savaş karşıtlığı, sistem karsitligi | Leave a comment

Eko-ideolojilere rehber

Aşağıdaki linki tıklayarak veya sağ tıklayıp farklı kaydet ile indirebilirsiniz.

Eko-ideolojilere rehber

Ekolojik problemlere klasik çevre korumacılık yaklaşımıyla çözüm bulunamayacağı kabul edilebilir bir gerçek haline gelmiş, sorunların geçici çözümlerle giderilemeyeceği, sorunların kökenlerine inilmesi gerektiği anlayışı giderek daha çok taraftar bulmaya başlamıştır. Aydınlanma düşüncesine yapılan eleştirilerle birlikte, insanın toplumu ve kendisini daha çok sorgulaması, ekolojik sorunlara karşı radikal ekoloji düşüncesi ve hareketlerinin gelişimine yol açmıştır. Bu hareket ve düşüncelerin hepsinin temelinde ekolojik sorunlara çözüm bulmak amacı yatar.

Radikal ekoloji düşüncesini reformist çevreci anlayıştan tamamen farklı düşünmek gerekmektedir. Modern çevrecilik anlayışı, misyonunu bir tür toplumu aydınlatma, resmi çevre politikalarım kendi anlayışı doğrultusunda etkileme olarak sınırlamakta, çevrebilim alanında bazı çalışmalar yürütmekle yetinmekte, ve devletçi bir politika sergilemektedirler. Radikal ekolojistler ise, asıl sorunu “sanayileşme ve kalkınmanın” sorgulanmasında görerek, ilerlemeci ve kalkınmacı, insanın diğer canlılar ile doğa üzerindeki tahakkümünü esas alan bir dünyaya bakış tarzını, bu tarzın “her şey insan içindir” felsefesini eleştirmektedirler (Dinçer, 1996,s.l01).

Radikal ekoloji düşüncelerini henüz belirli bir kategoriye koyarak açıklamak zor görünmektedir. Çünkü henüz yeni gelişen ve gelişmekte olan hareketlerdir. Radikal ekoloji düşüncelerinin hepsi de ekolojik sorunlara kendi perspektifi açısından çözüm bulma gayreti içerisinde bulunmaktadır. Bu düşüncelerin çoğu doğanın sahip olduğu değerleri ortaya çıkarma çabasındadırlar. Radikal ekolojistler, ekolojik bunalımların kökeninde insan merkezli inanç ve davranışların yer aldığını ve Öncelikle bu inanç ve davranışlarda bir dönüşümün ortaya konulması gerektiğine vurgu yapmaktadırlar. Yaşadığımız gezegen üzerinde yaşamımızı sürdürebilmemiz için zihniyetteki dönüşümle birlikte, kentleşme anlayışımızı, kentler ile kentlerin kurulu oldukları alanların ekolojik yapısı arasındaki ilişkiyi göz önünde bulundurmamız gerekmektedir. Ayrıca kullanılan teknolojileri ve bu teknolojilerin ürettikleri malları, doğaya ilişkin görüşlerimizi ve değer yargılarımızı tümden gözden geçirmemiz gerekmektedir.

January 27, 2010 Posted by | anti-endustriyalizm, anti-kapitalizm, anti-otoriter / anarşizan, ekolojist akımlar, isyan, kadın ve doğa / ekofeminizm, kooperatifler vb modeller, ozyonetim, sistem karsitligi, yerel yönetimler | 1 Comment

   

%d bloggers like this: