ecotopianetwork

HAYVANLAR BİZDEN NE İSTİYOR? Marc Bekoff – Etolog (hayvan davranışlarını inceleyen bilim adamı)

 

Hayvanlarla ilişkimiz karmaşıktır, üzücüdür, bulanıktır, ikilemler barındırır ve her tarafa yayılmış bir haldedir. İnsanlar hayvanları sevdiklerini söyleyip de arından hayvanlara zarar verip onları öldürdükleri zaman beni sevmedikleri için memnun olduğumu söylüyorum onlara.

Bizler hayvanları gözlemliyoruz, onlara şaşkınlık içerisinde bakıyoruz, onlar üzerinde deneyler yapıyoruz, onları yiyor, giyiyoruz, onlar hakkında yazıyor, onları çizip boyuyoruz, “doğayı yeniden dekore ederken” onları sağa sola taşıyoruz. “Doğayı yeniden dekore etmek” diyerek burada küresel bir eğilimden söz etmiş oluyorum, neredeyse bir saplantı halini almış bir şekilde diğer hayvanların yaşam alanlarına girerek onlara, onların arkadaşlarına, ailelerine ne yaptığımızı zerre kadar umursamıyoruz. Pişmanlık duymadan giriyoruz çünkü sayımız çok fazla ve bunu yapmak bizim için gerçekten kolay. Ayrıca hiç utanmadan da aşırı derecede tüketiyoruz.

Hayvanlar sürekli olarak bizlerden onlara daha iyi davranmamızı ya da onları rahat bırakmamızı istiyor. Sizce manifestoları nasıl birşey olurdu? Temel olarak hayvanlar daha iyi davranılmasını ya da rahat bırakılmayı isterler, bunu istemekte de son derece haklılar. Onların bakışlarını görmezden gelmeyi bırakmalıyız, isteklerine yüreklerimizi kapamaya son vermeliyiz artık. İstedikleri şeyi kolayca yapabiliriz- onlara gereksiz acı vermeyi bırakabiliriz, ızdırap vermeyi bırakabiliriz, yalnızlık, üzüntü ve ölüm hatta türlerinin yok olmasına sebep olmaya son verebiliriz.Bu, seçimler yapmakla alakalı bir durumdur; nasıl araştırmalar düzenlediğimizle, kendimizi nasıl eğlendirdiğimizle, neler satın aldığımızla, nerede yaşadığımızla, kimi yediğimizle, kimi giydiğimizle ve hatta aile planlamasıyla alakalı bir seçim yapmakla alakalıdır.

Bütün iyi manifestolar gibi, burada da söz konusu olan şey, değerlerle hakikatleri harmanlayan bir eylem çağrısıdır. Hayvanlar uğrundaki bilincimizi çoğaltmaya ve şu andaki paradigmayı değiştirmeye ihtiyacımız var, bu paradigma içerisinde hayvanlar için çalışanlar, çevre uğruna çalışanlara radikal ve aşırı insanlar gözüyle bakılıyor hala. Hiç kimse davası uğruna özür dilemek durumunda kalmamalı, hiç kimse hissettikleri için utanmamalı veya utandırılmamalı.

Bu hayvan manifestosu hayvanlara hissetme yetenekleri olan canlılar olarak, duygusal varlıklar olarak bakılmaları ve onlarla ilişkilerimizi tanımlayan zulmü idrak etmemiz yönünde, onlar adına merhametle davranarak bu durumu değiştirme yönünde bir çağrıdır. Büyük bir oranda başka hayvanların hayatlarınız kontrol ediyoruz. Hayat koruyanlarız biz. Hayvanlarla olan ilişkilerimizde merhameti ve nezaketi temel olarak almalıyız. Hayvanların yaşam düzeylerini ilerletecek değişiklikler yapmaktan çekinmemeliyiz. Gerçekten de onları kucaklamalıyız. Bu tür değişiklikler hem kendimizi hem de dünyamızı iyileştirecektir.

Teolog Thomas Berry Doğa ile aramızdaki ilişkinin onu kullanmak üzerine değil ona hürmet duygusu üzerine kurulu olması gerektiğini söylemiştir. Bireylerin sadece var olmalarından kaynaklanan bir içsel değeri vardır, ve sadece bu bile onlarla bir arada varolmamızı gerektiriyor. Bütün hayvanlar ve insanlar onur ve saygı talep eden bir hayat sürme hakkına sahipler, dışardan müdahaleler olmaksızın. Bütün canlıları oldukları gibi ve oldukları şey için kabul etmeye ihtiyacımız var. Bütün canlılar, bütün hayvanlar sadece var oldukları için saygı dolu bir yaklaşımı hak ediyorlar.

Doğadan ve hayvanlardan koparak onlara yabancılaşmamış yüreklerimizi öldürüyor, doğanın güzelliği ve hayatın şahaneliğine tanık olana dek ne kadar uyuşmuş olduğumuzu anlamıyoruz: bir telefon kablosu üzerinde koşuşturan serçeler, bir ağacın dalına tünemiş güzel bir sesle şakıyan bir kuş, bir çiçeğin etrafında dönen bir arı ya da bir karınca yuvasına merakla bakan bir çocuk..Bu küçük anlarda bütün doğayla ve bütün mahlukatla aramızdaki bağı hissederiz.

Eğer karşımıza çıkan her canlıdaki merhameti ortaya çıkarırsak o zaman daima ileri gideriz ve merhametimizin izlerini genişletebiliriz. Karbon izimizden farklı olarak merhamet izlerimizi daha da büyütmeyi deneyebileceğimiz birşeydir. Bu da günlük kararlarımızı değerlendirebileceğimiz bir lens görevi görür. Hayvanlar uğruna daha insancıl ve daha merhamet dolu seçimler yapabiliriz. Bu kadar basit.

Merhamet izimizi genişletmek için işte size altı sebep:

Bütün hayvanlar dünyayı paylaşırlar, bizler de onlarla beraber varolmak zorundayız.

Hayvanlar düşünürler ve hissederler.

Hayvanlarda merhamet duygusu vardır ve merhameti hakederler.

Bağlantı kurmak şefkati artırır, yabancılaşma duygusu ise saygısızlığın çoğalmasına sebep olur.

Bizim dünyamız hayvanlara merhametle davranmamaktadır.

Merhametle davranmak hem dünyamıza hem de bütün varlıklara yardım eder.

Dünyada giderek daha fazla sayıda insan hayvanların hayatına nasıl bir etkide bulunduğumuz gerçeğiyle daha fazla ilgilenmekte.Artık eskiye oranla, diğer hayvanlarla bir arada yaşamanın ne kadar hayati bir önem taşıdığını daha fazla idrak ediyoruz, kaderimizin onlara sıkı sıkıya bağlı olduğunu daha iyi anlıyoruz. Ben hem bir iyimser hem de bir düş adamıyım, gerçekten de çok çalışarak geleceğin hayvanlar ve insanlar için çok daha iyi olabileceğine inanıyorum.

Çeviri:CemC

http://www.hayvanozgurlugu.com/news.php?extend.483

June 14, 2010 - Posted by | ezilenler, türcülük, doğa / hayvan özgürlüğü

No comments yet.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: