ecotopianetwork

Zaman mı durmuş? KÜRKE HAYIR!

İlk önce her şeye 20.000 yıl önceki insanın gözünden bakmayı deniyoruz. Şu üst üste yığılmış taşların arasında, mağaralarda yaşayan, henüz köpekle dost olmamış modern insan prototipinin gözünden.

Amacımız sadece ve sadece hayatta kalıp üreyebilmek. Elimize geçen her sert cisim, kurban seçtiğimiz, gücümüzü yetirebildiğimiz canlıya fırlatılacak bir silah. Buzul çağının ortasında türdeşlerimiz sürüler halinde donarken bazı hayvanlar buz üzerinde birbirleriyle oynuyorlar. Kıskanıyoruz. Bizim de bunu yapmak için, bizim de hayatta kalmak için onların üzerindeki gibi bir örtüye ihtiyacımız var.

Bulduğumuz en ağır kütleyi silah haline dönüştürüp kurbanın hayatına son veriyoruz, örtüsünü çalmak için. O anda bunun ne ahlaki yönlerini sorgulayacak bir etik kurul, ne insani boyutunu yargılayacak bir hukuk sistemi var. Aslolan hayatta kalmamız. O zaman ne bize şık(!) mantolar tasarlayacak Versageler ne de çizmelerimizi kanlı kürklerle döşeyecek Pradalar var. Yaşamak için ne gerekiyorsa kendi başımıza yapmalıyız.

Aradan 20.000 yıl geçiyor. Artık bu tarz işler bize vahşi (!) geliyor. O yüzden de bu işleri biz yapmıyoruz. Bizim yerimize hayvanları doğadan kapanlarla toplayan, dar kafeslerde zorla üreten, duygularını, yaşama isteklerini ve hatta “annelik içgüdülerini” hiçe sayan modern kurumlar var.

Evet binlerce yıl bizi ne kadar değiştirdi. Bir zamanlar her şeyi kendi yapmak zorunda olan insan, şimdi keşfettiği yeşil değiş-tokuş kağıtlarını birilerine vererek işin zor kısmını hiç görmeden, görmek istemeden arzuladıklarına sahip olabiliyor. Artık insanlar soğuktan korunmak için yağ bile depolamıyorlar vücutlarında. Aksine zamanında onu buzlardan koruyan yağlarını yakmak için de o yeşil kağıtlardan harcıyorlar çılgıncasına.

Demek insanlar bu kadar değişti! Peki değişmeyen nedir? Değişmeyen nedir ki; kardan adamların çift sıra halinde sağlı sollu nöbet tuttuğu, güzel, beyaz bir günde ben Nişantaşı’ na çıktığımda hala üzerinde ceset taşıyan modern insan vücutları görüyorum?

Bu ceset parçalarının tek farkı, üzerlerinde iğrenç suratlı bir İtalyan modacının baş harfinin ya da soyadının yazdığı bir etiket taşıması.

Karşıdan gelen oldukça eğitimli, oldukça kibar bayan bana saati sorarken, boynunda, kuyruğundan burnuna kadar yarılıp içinden sahibi çıkarılmış iğrenç tilki cesedini okşuyor… Dona kalıyorum! Saati söylememin imkanı yok çünkü o anda zaman durmuş benim için. Canlı iken bacakları kopartılmış, çığlıklar içinde postu üzerinden çekilerek çıkarılmış tilkinin gözlerinden kalan iki tane ufak deliğe takılıp kalıyor tüm zaman algım o anda…

Cevap veriyorum; saat 15:30 yıl milattan önce 18.000…

Kürk Neden Ahlaki Değildir?

Çünkü kürk bize ait değildir! Çünkü yaşayabilmek için onu üzerinde “taşımak zorunda” olan başka bir canlı vardır ve bu canlı da tıpkı bizim gibi duygulara sahiptir. Tıpkı bizim gibi mutlu olup üzülebilen, yavrusu için canını feda edebilen bir varlıktır.

Kürk Giymek Neden Hastalıklı Bir Davranıştır?  

Çünkü her yanı işlenip parlatılıp astarlanarak piyasada satışa sunulan, adına kürk dediğimiz şey, aslında ölmüş bir hayvanın bir parçasıdır. Vücudunun üzerinde komple bir ceset ya da onun bir parçasını taşımak sağlıklı bir davranış biçimi olarak kabul göremez! 

Yaşamak İçin Kürke İhtiyacımız Yoktur! 

Günümüzde insanoğlu atoma hükmedecek bilişsel yeteneğe ulaşmış, yaşadığı evreni değiştirecek güce sahip olmuştur. Bu denli büyümüş teknolojinin içinde kürk gibi gereksiz bir ürüne ihtiyacımız yoktur.

Kadınların Güzel Olmak İçin Kürke İhtiyacı Yoktur! 

Kürk ile elde edilen güzellik, kürkün güzelliği değil içindeki hayvanın güzelliğidir. Ancak arada bir fark vardır: Kürkü alınmış hayvanın güzelliği ve hatta hayatı da alınmıştır. Kadın ise zaten doğal haliyle güzeldir. Başka bir canlının yaşamak için muhtaç olduğu parçasını alarak hayvan öldürdüğünün kanıtı olarak taşıyacağı bir başka aksesuara ihtiyacı yoktur.

Kürk Giymemek Kürke Sahip Olmamak Anlamına Mı Gelir? 

Hayır! Maalesef kürk hayatımıza hiç fark edemediğimiz yerlerden girebilir. Özellikle uzakdoğuda seri olarak kedi-köpek kürkü üretimi yapılmaktadır. Bu kürkler farketmeden aldığımız tüylü bir anahtarlığın ya da sevimli bir biblonun hammaddesini oluşturabilirler. 

Kürke Hayır! 

Çünkü her yıl 50 milyonun üzerinde hayvan akıl almaz yöntemlerle öldürülmekte (boyun kırma, vajinadan elektrik verme, suyla boğma…) ve bunun yerini her yıl diğer yeni kurbanlar almaktadır.

Çünkü kürk kurbanları arasında evlerimizde bize hayat arkadaşlığı yapan kedilerimiz ve köpeklerimiz de bulunmaktadır.

Çünkü kimsenin kendine ait olmayan bir şeyi çalmaya hakkı yoktur 

Çünkü tüm canlılar tıpkı bizim gibi birer annedir, çocuktur… 

Çünkü hiçbir anne yavrusunun gözleri önünde öldürülmesini istemez. 

Çünkü kürk  bir cinayettir! 

Öldürmeden yaşayabiliriz!  

Ozan E.

http://hayvanozgurlugu.blogcu.com/zaman-mi-durmus/547881
http://www.kurkehayir.gen.tr/dokumanlar.htm

June 17, 2010 - Posted by | sistem karsitligi, somuru / tahakkum, türcülük, doğa / hayvan özgürlüğü

No comments yet.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: