ecotopianetwork

İsyanımız uygarlığın ta kendisine! Commandante_Mantus

Düşündüğümüz uygarlık karşıtı anarşiyi sizinle paylaşmadan önce aklınızda bulunan anarşizm kelimesinin kendimizce açıklamasını yaparak olağan sorular ve cevaplardan yazıyı ayıklamak istiyorum. Benim ve benim gibi düşünen uygarlık karşıtlarının hayalindeki anarşizm tamamen sol kimlikten arınmış örgütlenme (burada sendika,parti vb. öncü örgütlenmeleri kastediyorum), politikadan ve sınıfsal mücadeleden ayrılmış tamamen anti-otoriter ve özgürlükçü bir mücadeledir.

Devrim savaşının temelini,doğrudan eylem bilinci ve kendi kendine örgütlenip görevi bittiğinde kendini yok eden birlikteliklerden oluşturur. Her birey kendini özgürleştirme bilincini kavramış ve diğer arkadaşlarına birikimlerini aktarırken liderlik vasıflarından kendini arındırmıştır. Kişi önce kendini sonrada dünyayı özgürleştirme bilincine erişmiştir. Bu bilince sahip bireylerden oluşmuş birliktelikler kendi aralarından doğrudan eylem doğrultusunda sistem ve dolayısı ile uygarlık karşıtı mücadelelerini sürdürürler. Bizi diğer anarşistlerden ayıran özellikler birlikteliği oluşturan bireylerin tamamen kendi istekleri (ki bu istekler tabi ki mücadelemiz ile aynı doğrultudadır) doğrultusunda her zaman her an doğrudan eylem yapmalarıdır. Türkiye coğrafyasındaki anarşistlerin temel sorunu olan eylemsizlik ve doğrudan eylem bilincini kazanamamayı üzerimizden atmış durumdayız. Her ne kadar bazı eylemlerimiz diğer anarşistler tarafından beğenilmese de mücadelemiz bu doğrultuda sürmektedir. Hedefimiz her fırsatta otoriteye,sisteme ve uygarlığa olan kinimizi ortaya çıkaracak eylemler yapmaktır.

Kendimizi size anlattıktan sonra sıra mücadelemizin teorik kısmına gelmiştir. Hedefimiz (ismimizden de belli olduğu üzere) uygarlığı ve dolayısı ile tekno-endüstriyel sistemi yıkmaktır.Şimdi bu yıkımın gerekliliğini anlatacağız.

Tekno-endüstriyel sistem,sanayi devriminden sonra dünya ve üzerinde yaşayan varlıkları daha fazla etkilemekte ve kendi sonunu getirmektedir. Bilim ve teknolojinin gelişmesiyle mevcut meşru otoriteler güç kazanmış ve anarşist mücadele ciddi güç kaybına uğramıştır.Şirket ve patronların giderek güç kazanması sosyalist devrimi ve onun teorilerini giderek büyük bir çıkmaza sürüklemiştir.Karl Marx ve diğer komünist düşünürlerin teorileri giderek gerçekliliğini yitirmektedir.Buna karşın tek çıkar yol olan anarşizm ise otoritenin sonsuz gücü ile yarışamaz hale gelmiştir.Sistem yaşamın her deliğine sızmış ve biz farkında olmadan bizi kendine muhtaç hale getirmiştir.Bu muhtaçlığın temeli tekno-endüstriyel sistemdir.Bu sistem tamamen otoriter ve özgürlüğü kısıtlayan bir düzeni savunmakta ve bizi bu düzenin bir parçası yapmaya zorlamaktadır.Sistem varlığını sürdürebilmek için bizi ve davranışlarımızı kısıtlamak zorundadır.Her ne kadar diğer kendine özgürlükçü diyen ideolojilerin (komünizm,komünist anarşizm vb.) savunduğu özgürlük politik devrimle geleceği masalı ortalıklarda dolaşsa da biz gerçeği gözler önüne sürmeye başladık ve devam edeceğiz.Sistem şekil değiştirse de sonuç olarak iskeletini kaybetmeyecektir.Özgürlük her zaman kısıtlanacaktır.Çünkü özgürlük sadece maddi veya düşünce ile ilgili değildir.Özgürlük propagandasızlıktır,eğitimsizliktir,anayasasızlıktır.Özgürlük psikolojik sınırlanmasızlıktır.Politik devrim,bilim sürecini engellemeyeceği ve diğer politikalarla yarışta bilimi destekleyeceği için(örneğin Sovyetler Birliği) psikolojik denetleme giderek artacaktır.Propaganda ve eğitim teknikleri ile beyninizi sulandırmaya devam edecektir.Sosyalist bilim adamları sizi programlamaya başlayacaktır.Yada en basiti yiyeceklerinizin genetiği ile oynayıp sizi kendine bağımlı hale getirecektir.Gerçek domates yiyememek özgürlük müdür?Genlerinizle oynanması özgürlük müdür?Koca bir makinenin küçük bir dişisi olmak özgürlük müdür?

Şimdi asıl tartışmaya geçmek ve aklınızdaki muhtemel sorulara cevap vermek istiyoruz.Aklınızdaki muhtemel soru büyük ihtimalle teknolojinin reforme edilebilirliğidir.Bizce teknoloji reforme edilemez.Çünkü reformize edilmiş teknoloji tarih sürecinde kendi geçmişine geri dönecektir.Bunun temel nedeni teknolojinin soyut veya cansız bir varlık olmamasıdır.Teknoloji insan gibi evrim sürecinde bulunan bir canlıdır.Kendini savunur yenilirse,yeni çözümler üretir,evrimine devam eder.Teknolojiye karşı kendi yararımıza yapılacak bir mücadele kesinlikle devrim sıfatına uygun olmalıdır ki kendini yeniden toparlayıp geçmişine geri dönemesin veya daha da ileri gidemesin.Bu devrimsel saldırının kağıt üzerinde planlanması tam olarak imkansızdır.Çünkü sonuçlarını önceden tam olarak kestiremeyiz.Ama önemli olan onun reddi ve yıkılması ile elde edilecek yeni dünyanın daha güzel olmasıdır.Yani onu yıkınca kendimizi içinde bulacağımız toplumun gerçekliliğinin dünya yararına olacağını kestirmek yeterlidir.Çünkü reforme etmediğimiz tam eksine bir devrimle yıktığımız teknoloji kendini yeniden yaratamayacak ve bizi kendine muhtaç hale getiremeyecek.Su andaki muhtaçlığın ve teknoloji çılgınlığını istatiksel olarak gösterelim:

1 pound buğday üretmek için gerekli olan su: 25 galon. 1 pound et üretmek için gerekli olan su: 2,500 galon.
Etçil bir insanı beslemek için harcanan günlük ortalama su miktarı: 4,200 galon.
Çiftlik hayvanı yetiştiriciliği ile bağlantılı olarak kaybedilen yüzey toprağının yüzdesi: en az %85
Her hangi bir tarım çeşidi için kullanılan toplan alanın yüzdesi: 52%
Çiftlik hayvanı üretimi için kullanılan alanın yüzdesi: 87%
İnsan tüketimi için yetiştirilen hayvanların her saniyede ürettiği atığın miktarı: 125 ton (15 Afrika fili ağırlığı)
Et endüstrisi tarafından üretilen atıklarla doğrudan gelişen su kirliliğinin yüzdesi: 50% ‘den fazla.
Çiftlik hayvanlarının üretimi için harcanan ham maddelerin yüzdesi (çiftçilik, ormancılık, ve madencilik; fosil yakıtları): 33%

Tarla denemelerinin en çok yapıldığı tarım bitkilerinin listesi. Tür için alınan izin sayısı GD (genetiği değiştirilmiş organizma olarak verilen izin sayısını göstermektedir.

Tarımı yapılan bitkilerin adı Alınan toplam izin sayısı

Patates 629
Soya Fasulyesi 484
Domates 481
Pamuk 343
Kozla 155
Tütün 151
Kavun 122
Pirinç 86
Pancar 85
Sert çimen 42
Kavak 35
Yonca 31
Marul 25
Üzüm 23
Çilek 22
Elma 21
Salatalık 21
Şekerkamışı 17
Arpa 16
Ayçiçeği 16
Ceviz 13
Yerfıstığı 12

Görüldüğü üzere teknolojinin sadece tarım ve hayvancılığı kullanması dünyanın sonunu getirmeye yetiyor. Şimdi teknoloji nasıl veya kaç yılda reforme edelim ki yaşanacak bir dünya kalsın? Umarım ki hepimiz teknolojinin reforme edilemeyeceği konusunda anlaşmışızdır.

Sonuç olarak yaşanabilir ve özgür bir dünya için tekno-endüstriyel sistemin yıkılması şart. Ve bu amaç için biz ve bizim gibi düşünen arkadaşlarımız dünyanın her tarafında mücadelemize devam ediyoruz. Destek ve mücadele için bize ulaşabilirsiniz.

Uygarlığa Karşı 17. sayıdan…

August 23, 2010 - Posted by | anti-endustriyalizm, anti-kapitalizm, anti-otoriter / anarşizan

No comments yet.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: