ecotopianetwork

İŞÇİSİN SEN, İŞÇİ KALMA!

Yıllarca rahat olacağım, mutlu ola­cağım diye hayaller kurduğun tekno-endüstriyel dünyada yaşamını sürdürmek için emeğini satmak zorun­da olman, senin bir işçi olduğunun en basit anlatımıdır.

Seni yönetenler, gökdelenler arasında sıcak ofislerinde “işçilerimi nasıl daha fazla sömürürüm” diye hesaplar yapar­ken sen ise yaşanılması en zor yerler­de, senden beklenilen işleri yapmaya çalışırsın.

İşe alınırken, kimi zaman seni hırsa boğmak isteyen primli maaş sistemiyle kimi zamansa çaresiz kaldığın asgari maaşla avunursun.

Sana sunulan kariyer basamakları, ilerde rahat yaşayacağın anlamı yükle­nerek söylenirken aslında senin hırsla çalışmanı ve daha fazla üreterek har­cayacağın yılların kazanımı hesaplana­rak söylenmiştir.

İşyerinde vardiyanın başladığı andan itibaren patronun uyguladığı “daha fazla üretin!” şiddetine ve haksızlıkla­ra karşı sessiz kalman patron için iyi bir işçi olma yolunda ilerlediğin anla­mına gelir.

Her gün sabahları işe kalkarken, öfke­ni, yapmış olduğun kahvaltıyla bastır­maya çalışır, bindiğin otobüste yaşam korkularını süzüp kendini vardiyaya motive etmeye çalışırsın.

İş arkadaşının işten atılmasına tepki vermemen, iş arkadaşının yanında de­ğil, patronunun yanında yer alman se­nin sadece emeğini değil, duygularını da sattığın ve kariyer basamaklarında­ki tırmanışlarındır.

İşyerinde makineden çok, patronun se­sinin kalın olduğu, patronun daha faz­lasını istediği yer senin çalıştığın yer olmaktan çıkıp bir hücreye dönüşür ve hücrede patrona asla karşı koyamaz­sın, bu en temel iş kanunlarından bi­ridir.

Algılarında yaratılmış olan “şükret, elindekiyle yetin” düşüncesi, patronu­na verdiğin en büyük armağanlardan biridir.

Sen yediğin yemeklerle karnını doyur­maya çalışırken senin yediğin yemek­ler patronun menüsünde hiçbir zaman olmayan yemekler listesindedir.

Maaşını aldığında ödediğin faturalar, masraflar maaşından fazla olurken her gün daha fazla bataklığa batmış olman, senin yaşam savaşının resmidir adeta.

Sana kurtarıcı olarak pazarlanan kredi kartları, seni daha fazla bataklığa ve patron bağımlısı köle haline getirir.

Çalışma hayatında hiçbir zaman isyan etmemen, daima uysal biri anılarak patronunun emirlerini yerine getirmen, sürekli sabretmen emeklilik hayalleri­ne giden en kısa yoldur.

Emekli olduğunda rahat bir nefes al­manın hayallerini kurarken, emekli olunca anlarsın ki bu da bir illüzyon­muş ve hala borçların bitmemiş ve sü­rekli artıyordur.

Yıllarını vermiş olduğun işyerinin yeni zincirleri kurulurken, patronun en lüks yerlerde yaşamını sürdürürken sen ise borçlarla kıstırılmış yaşamına adapte olmaya çalışırsın.

Patron karşıtı olman, dünyanın ada­letsizliğine karşı isyan etmen, başka bir dünya mümkün diyerek yaşayışına şükretmemen aklına şeytanın girmesi değil, aksine seni köle haline getiren adaletsiz dünyaya karşı başkaldırışın­dır. Asla yalnız olduğunu düşünme, senin gibi yalnız olduğunu düşünenle­ri, seninle aynı halde olan milyonlarca insanı düşün.

Savaş

December 19, 2010 - Posted by | anti-otoriter / anarşizan, somuru / tahakkum

No comments yet.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: