ecotopianetwork

Özgürlüğe Doğru…

Hiyerarşik-devletçi uygarlık sistemi ve onun ata-erk zihniyeti kapitalist modernitenin tüm güleryüzlü uygulamalarını
yaşamımızın her yanına dayatırken direniş mümkün mü? Direnişe biçilen anlamlar kendine denk organizasyonlar
yaratırken çok örgütlü ve sistematik saldırılarla güncel yaşamın her alanını işgal eden, algılayışlarımızın ve davranışlarımızın içine sirayet eden hiyerarşik-devletçi saldırılar ve onun ete kemiğe bürünmüş- bürünmemiş iktidar (cık) larına ne kadar cevap olunabilir. Kuşkusuz kendilğindenliği ve kapitalist modernitenin uzantısı olan “kendini kurtaran kaptandır” bireyciliğine saplanmış savunucu anlayışla bakanlara söylenecek bir şey yok. Yine J.C. Scoot’ın “gizli direniş sanatları”nda belirttİği
gibi “efendimizin önünde yerlere kadar eğilirken sessizce osurmanın” bir anlamı var mı?

Sesten ve ışıktan yana olanlar karanlığa küfretmektense bir mum yakmanın duruşunu sergileyebilirler. Dolayısıyla “direniş mümkün mü?” sorusuna cevap aramak anlamsız kaçacaktır. Komünal-özgürlükçü değerlerin (buna doğanın kendisi de dahildir) tümü hem tarihsellik hem de güncellik boyutuyla direniş içerisindeyken bu soruyu sormak kuşkusuz
direniş değerleriyle alay anlamına gelecektir.

“Başka bir dünya” düşüne ulaşmak için direnişi gerçekleştirmeye çalışanlara karşı, kendi döngüsünde “özgürlük” yanılsamasını yaşayıp bunu toplumla paylaşma konusunda bencilce davranan Avrupa bireyciliği kendi yolunu çizmiş gidiyor. Ancak bir kuarkın negatif itimi ve pozitif çekiminin yarattığı karşılıklı bağımlılığı unutmadan, toplumsallığa derin anlam biçenler “kurtuluş”un tek başına mümkün olmadığını her fırsatta vurguluyorlar….

Elbette tek başına “kurtuluşçu” mantık karşı devrimcidir. Bu yanda da birilerini kurtarma kahramanlığından bir türlü sıyrılamayan kaba sol ve kaba özneci anlayışlar iflas etmekten bir türlü kurtulamasa da üzülerek görüyoruz: Kendinde
ısrar eden bir kahramanlık çağının zihniyeti yaşamaya çalışıyor….Bununla beraber dirilen ve direnen bir özgürlükçü
kuruluş felsefesi her yerde mantar gibi türeyen komünler gerçeğinde anlam kazanıyor….

Komünal kuruluş, tarih ve gelecek açısından özgürlükçü topluma doğru gitme anlamını da taşıyor….
Kapitalist modernitenin güleryüzlü iktidarcıklarına, onun toplumsal değerlerlerle cilalanmış (sözde sosyalizm, sözde anarşizm, sözde feminizm) bencilliğine takılmadan özgürlükçü topluma ışık tutan komünal feminizm, anarşizm ve ekolojik toplumsallık örgüsünde kalmak
düşlerimiz açısından daha anlamlı olacaktır… Kaldı ki bunun koşulları oldukça
olgunlaşmış durumdadır. Çağımızı
özgürlükçü toplum çağı kılacak olan subjektif koşulları arayacaksak tam da bu mecralarda aramak daha verimli olabilir belki. Burada Foucault’un meşhur
özdeyişine vurgu yapmakta yarar ve “iktidar her yerde, direniş de”yi tersinden
okumak da mümkün…Direniş her yerde iktidar da…Bir yandan sızılmamış bir alan, ele geçirilmemiş bir sokak ve “ben”lik yokken öte taraftan direnmeyen
bir köy ve “kişi” de yoktur fakat direnişe atfedilen rol de oldukça önemli olmaktadır…..

Ancak direnişin toplumsallaşması, tek tek bireylerdeki gerçekleşmenin gerçek anlamda bir duruşa ve sistemi parçalayacak
bir noktaya varması gerçekleşmeden “direnişin kalıcı zaferi” mümkün değildir. Bu da önemli oranda direnişe verilen rol ile ilgilidir. Hedefe kilitlenmemiş
ve sistemin ana damarlarına yönelmemiş her duruşu direniş olarak okumak süregelen yanılsamalar zincirinin
ve günübirlik tatminlerin ötesinde bir şey değildir. O zaman kendimize sormakta
yarar var: Direnişimizin başladığı yer bio iktidarımızın bittiği yer midir? Küçük iktidarlarımızı yitirdiğimiz anda mı başlıyor direnişimiz… Küçük işletmeci
kar-rant ilişkisi içerisinde nasıl ki toplumsal bir döngü kurmuşsa ve nasıl ki büyük sermaye dişlerini çıkarınca direnişe
geçiyorsa, ama sadece kendi küçük
sermayesi için, toplumsal özgürlük ve eşitlik için değilse bu duruş; Bio iktidar
sınırlarımızın işgale uğradığı yerde başlayan ödireniş de bir iktidar biçimidir….
İktidarlar arası çatışma özünde özgürlüğe
dayalı bir direniş değildir….Pay kavgasından öteye geçemez…Öyleyse özgürlüğe biçtiğimiz anlam burada açığa
çıkar… Özgürlük “benin iktidarı” mıdır?? “Benim iktidar sınırları” işgale uğradığı için başlayan bir “direniş”, gerçekten
o mudur? Bunun küçük sermayeciyle
büyük sermayeci arasındaki farkı nedir? Soruyu şöyle de sormak mümkün “Ben iktidarın kendisine mi karşıyım yoksa bendeki iktidarın işgale uğramasına
mı?” Kendimize sorduğumuz bu sorular toplumsal özgürlük ile Avrupa liberalizmi-bencilliği arasındaki farkı ortaya koyacaktır.
“Hiçkimsenin haklarının saldırı ve işgal altında olmaması” bir prensip olarak karşımızda duruyor. “Ben iktidarın kendisine
karşıyım” algısı, bireyin diğer bireylerle
ilişkisi ve toplumcu duruşu için önemlidir. Özgürlüğün, tüm toplum için “çalınmış en temel hak” olduğunu idrak eden bilinç, direnişin kaynağıdır… Ötesi koruma altına alınmaya çalışılan iktidar biçimidir….Özgürlüğü kendinde ve bulunduğu
anda yaşarken bunu toplumla paylaşma gerçeğini ertelemememek kadar, toplum ve doğanın kapitalizmin çok yönlü sadlırı altında olduğunu unutmadan
“savunmadan saldırıya geçmek”, bunun kalelerini çoğaltmak direnişin güzergahı olabilir, ama henüz kendisi değildir…

Bunun tam da karşısında duran kendiliğindencilik tehlikelidir ve kapitalist modernitenin işbirlikçisidir.
Kendiliğindencilik direnişin reddi, gladyatör arenalarının şakşakçılığıdır…Özgürlükçü toplumu gerçekleştirmeyi
“toplum mühendisliği”, “kurtarıcılık” olarak yaftalamak ve “toplum bize bu görevi vermedi ki” biçiminde tanımlamak lime lime edilen gövdemizi seyretmektir…Gerçek anlamda toplum üzerinde iktidar olmamak, toplum mühendsiliği yapmamak için binbir yol-yöntem zihniyet ve vicdan gerçekleşmeleri, algı ve uygulama seçenekleri varken kendinkeki “özgürleşme”yi, ulaşılmış “bilinci-bilgiyi”, deneyim ve sonuçları paylaşmamak, baştan sona direnişin reddi anlamına geldiğinden tartışmak da anlamsız olacaktır…(sürecek)

Meso (Asiye 3.sayı)

December 19, 2010 - Posted by | anti-otoriter / anarşizan, sistem karsitligi, somuru / tahakkum

No comments yet.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: