ecotopianetwork

Uygar İnsan

Uygar İnsan; önce kendisini sonra başkasını düşünen, çıkarı için başkalarına hayvanlara ve doğaya zarar veren yeryüzündeki tek canlı türü olmuş, kendi sonunu kendisi hazırlayan geçmişini bilme­yen geleceğini düşünemeyen, toplumsal bir varlık haline gelmiştir,

Uygar İnsanlar; yaşadıkları yüzyılın sorunlarını çoğu zaman kendi­lerinde yaşayan, nasıl yaşadıklarını sorgulamamayı ibadet olarak de­ğerlendiren, bana dokunmayan kötülük bin yaşasın felsefesiyle ken­dilerine kötülük ettiklerinin farkında olamayan bireylerdir. Sürekli olarak yaşamını şenlendirme arayışında olan insan, yaşadıklarından kendisini hiçbir zaman sorumlu tutmayarak etrafında dönen olaylar­dan fayda sağlayarak tatmin olma arayışını gidermeye çalışmaktadır.

İnsanoğlu, kendi benliğini sorgulayamayan yaşadığı toplumu ilgilen­diren sorunlar üzerinde düşünemeyen kendisini topluma bilerek veya bilmeyerek yabancılaştıran ve bunu isteyen uygar dünyanın tarihsel sürecinin bir parçası olmuştur. Uygar dünyada insanlık halleri, varo­luşunu hiçbir zaman sorgulayamayan fakat başkalarının yaşamlarına ve yaşadığı düzene karşı serzenişte bulunan eleştireler sunan ancak eyleme geçemeyen bir durumdadır.

Sorumluluk almaktan çekinen yaşadığı gerçeklerden sürekli olarak kaçan sürekli bireysel çıkarlarını ön planda tutan iyi olandan kendisi­ni sorumlu tutarken kötü olduğunu bildiği şeyden kendisini hiçbir za­man sorumlu tutmamayı hak bilmektedir kendisine. Uygarlık da sü­rekli yıpranan yozlaşan bir yandan da kendisine savunmalar çıkartan ‘’çağına yenilmiş şükreden çocuklar ‘’haline gelmiştir insanoğlu fa­kat farkında değildir çünkü uygar dünya efendilerinin asıl istediği de böyle bir toplumdur. Elini taşın altına sokmaktan korkan, kendi ben­liğini yitirmiş, doymak bilmeyen ruha ve bedene yansıyan tüketim kültürü insanlık tarihinin kötü sonunu hazır hale getirmektedir. Uy­gar dünyanın efendileri, yarattıkları tüketim toplumundan beslenip, insanların farkında olamadıkları ilüzyon dünyalar yaratırlar.

Önce kendi benliğine, sonra canlılara ve yeryüzüne kar­şı yabancılaşan Uygar insan, kendisini yöneten efendile­ri tarafından ruhsal ve bedensel olarak tüketim topluluğu görülerek yaşama finanse edilir. Üzerine bir çığ düşmüştür insanoğlunun fakat bu çığdan kendisini bir kar tanesi kadar sorumlu tutmayarak çığın al­tında kalmayı sürdürmektedir insanoğlu. Çığdan kurtulmayı düşün­düğünde de karamsar rolünü oynamayı ve kendisini kurtaracak in­sanlar beklemeyi kabul edecek kadar tembel ve boş verme halinde­dir insanoğlu.

Oysa insanları birbirine yabancılaştıran, ayıran çağın fark edemedi­ğimiz tiranlık düzenidir bu çığı yaratan. Kendisini kurtaracak olan insanın kurtuluşu ancak yaşadığı ilüzyonun farkına varmasıyla özü­nü aramasıyla altında kaldığı çığı sorgulamasıyla başlayacaktır.

Savaş

December 19, 2010 - Posted by | anti-kapitalizm, anti-otoriter / anarşizan, sistem karsitligi

No comments yet.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: