ecotopianetwork

Katil FRONTEX: AB Sınır Rejimine Saldırın!

 

FrontExplode: Sınır rejimine saldırın!

Bugüne kadar Avrupa sınırlarında yaptığımız Noborder Kampları’nın hiçbirinde geçen yıl Ağustos ayında Yunanistan’ın Midilli adasındaki kadar seyahat özgürlüğü için toplumsal mücadele ve politik protestonun bu kadar çaprazlamasına bağlantılı halini yaşamadık. Ve 1 Mart’ta İtalya’daki ”Göçmensiz Gün” eyleminde göçmenlerin iş mücadelesi yeni bir boyut kazandı. Her iki kampanyanın da sadece alışılmadık etkileri olmadı. Bu deneyimleri biz daha çok modern Apartheid’e karşı kapsamlı mücadelenin sağlamlaştırılması ve geliştirilmesi için köşe taşı olarak görüyoruz; ki modern Apartheit, göç rejimini, sınırdışı etme ve sınırlama ile işe alım ve sömürüyü birbirine bağlıyor.

“Hiç bir sınır sonsuz değildir” bu anlamlı cümle bir süre önce Network Welcome to Europe’un yayımladığı bir çağrının başlığıdır. Bu bir taraftan Göçmen Hareketi ve ağlarının ulus-devletlerin sistemlerine ve sabit sınır-rejimlerine karşı meydan okuma ve zayıflatma mücadelesine gönderme yapıyor. Diğer taraftan Noborder Ağı, her tarafa yayılan yapısına rağmen, 10 yıllı aşkın süredir uluslarötesi kampanyalar düzenlemekte ve merkezi olmayan faaliyetleri daha da canlanmaktadır. Bu yeni çağrı, Frontex’e karşı mücadelede ortak ve merkezi bir referans noktası ekseninde yeni mücadele halkaları oluşturmaya çalışıyor. “Beş yıl önce, Mayıs 2005’te Avrupa’nın sınır koruma ajansı tek tek pilot projelerle başladı. Bugünse Frontex, deniz ya da kara sınırlarında olsun, toplayarak sınırdışı etmelerin koordine edilmesinde olsun, sürekli askeri uygulamaları ile göçmen ve ilticacılara karşıdır. Frontex, Avrupa sınırlarının ötesinde bile, baskıcı göç kontrolünün itici gücüdür. Sözde kaçak göçe karşı mücadele onun görevidir, ki bunun için de Frontex binlerce ilticacının Akdeniz ve Atlantik’te ölümünü göze alıyor. Frontex bizim küresel seyahat özgürlüğü için mücadelemizde merkezi bir karşı güç rolünü sembolize ediyor.” (Çağrı için bkz. http://www.noborder.org) Crossing Borders’ın çok-dilli yeni sayısında Frontex’in rolü ve işleyişini bazı temel yönleriyle konu ediniyoruz. Bununla amacımız yaklaşan ve önümüzdeki aylardaki kampanya ve eylemliliklere katkıda bulunmaktır.

Bu arada, ABD’de 2006’daki büyük boykottan sonraki en büyük protesto 1 Mayıs 2010’da gerçekleşti. Binlerce göçmen ülkenin heryerinde eylemler yaptı ve ”hemen legalleştirme, hiç kimse illegal değildir ve sınırdışı etmelerin durdurulmasını” talep edip seslerini işçi olarak yükselttiler. Hareket 2006’daki kısmi başarısından sonra zayıflamış olarak görünüyordu. Ama en azından o zamana kadar gaddar bir kanun tasarısını engelleyebilmişti. Şimdi meşru beklentiler ve aciliyet yeni Arizona Kanunu’na karşı direniş yapmak için karışmıştır. Kaçak göçmenlerin yasallaştırılma devam etmekte ve bu mücadele uzun soluklu bir iştir. Ancak başka hiçbir yerde göçmen haklarının aynı zamanda işçi hakları olduğu ABD’deki kadar belirgin değildir.

Bu açık ki bizim Frontex’e karşı olan mücadelemiz uluslarötesi bir mücadeledir ve Avrupa ve Amerika’daki mücadeleyi birbirine bağlayan şey dayanışmanın ötesinde ve daha fazlasını ifade ediyor. Avrupa’nın içinde ve çevresinde olanlar, oyun masasında duran ne varsa, ve Amerika-Meksika sınırında ve dünyanın öbür sınır bölgelerinde olanlar bu bağlamda kavranmalı. İşgöçü küresel bir süreçtir. Heryerde aynı göç kontrol rejimleriyle herkesin özgürlüğünü tehdit ediyorlar. Ve işçi hareketinin zayıflıklarını hedef alıyorlar. Ama sınırlar heryerde ise biz de göç ve göçmen mücadelesini heryerde buluyoruz. Bu çok yönlü mücadelede uluslarötesi tepki vermek bize bağlı, ve bu bizim için önemli. Biz elimizden gelenin en iyisini yapalım. Destek verelim, Frontex’i yıkalım!

Frontex Sınırdışı etme Ajansı?

Frontex’in bilinen görevlerinden biri AB’nin sınırlarında ortak devriye ve operasyonlar yoluyla Göçmenlerin ‘yolunu kesme’ ve yakalanmasıdır. Ama asıl sorunlardan biri: AB üyesi ülkeler ‘yakalanan’ göçmenlerle ne yapacaklar? Onları, geldikleri AB üyesi olmayan ülkeye geri göndermek öyle kolay değil, hele bunlar transit geçiş yapan göçmenlerse ve bu ülke ile (AB arasında) bir Mülteci geri alma anlaşması yoksa. Ayrıca İnsan Hakları Örgütleri’nin eleştirilerine göre, yolu kesilip geri gönderilen göçmenlerin arasında ”gerçek” iltica/sığınma hakkına sahip olabileceklerin de var olabileceğidir. (Bu konuda bakınız: (Frontex’in) İtalya ile ortak devriyelerle Libya’ya yaptığı geri göndermelere kaşı İşkenceye Karşı Avrupa Parlamentosu Komıtesi’nin Kararı.) Göçmenleri geldikleri ülkelere geri göndermek hala çok zordur, eğer göçmenlerin (kimlik) belgeleri yoksa,ya da geldikleri ülke ile (AB arasında) bir Mülteci Gerialma Anlaşmsı yoksa. Ve hava yolu üzerinden sınır dışı etmeler pahalıdır, ve sıkçada dirnişlerle karşılaşıyor. Hemde sadece ‘sınırdışı edilecek’lerin değil, yolcu ve Mürettebatın da (direnişi) sözkonusu. Bütün bu nedenlerden dolayı AB üye ülkeleri bir dizi önlem icat ettiler:

o Elçilik ve şüpheli ‘uzmanları’ ile göçmenlerin köken/kimlik’lerini tespite çalışmak – ancak etkilenen göçmenlerin ve ırkçılık karşıtı grupların protestoları vardı.

o Üçüncü ülkelere, ‘İşbirliği Anlaşmaları’ imzalatmak için baskı uygulamak- ama burda da bir direniş vardı, ve devam ediyor. Hemde AB’deki kendi vatandaşlarının geri havalelerine ilgisi/ihtiyacı olan ülkelerden.

o ”joint return operations” (Ortak iade operasyonları) organize etmek- ancak Havaalanlarında eylem ve gösteriler vardı. Örneğin; 2008’de Hamburg, ordan Afrika ülkelerine en az sekiz Toplu sınırsışı gerçekleştirilmişti. 2009’da Londra ve 2010’da Viyana, ve Air berlin gibi Havayolları firmalarına karşı, bu (firma) Haziran 2009’da, insanların Polonya ve Almanya’da ifadeleri alındıktan sonra Vietnam gizli polisi ve Frontex’ten iki Çalışanın katılımı ile Vietnam’a sınır dışı edilmesine katıldı.

Frontex, meslek geliştirme organizasyonları, Charter sınırdışıları ve ifade alma uygulamaları, gibi önlemleri düzeltmeye ve koordine etmeye başladı. 2006’dan beri Frontex Charter sınırdışı edilmelere doğrudan katılıyor (Almanya’dan bir toplu sınırdışı uçağı burada anlatılıyor: http://www.zeit.de/2008/03/Abschiebeflug).

2009’da Frontex en az 1570 kişiyi kapsayan 32 ”joint return operations” u koordine ve (kısmen) finanse etti. Bu 2007 den beriki toplu sınır dışı etmlerin üç katı anlamına geliyor. Bu uçakların çoğunluğu Nijerya, Kamerun ve Gambia gibi Afrika ülkelerine, bir kısmıda Kosova ve Arnavutluk’a gittiler. İngiltere ve Fransa’da Irak ve Afganistan’a birlikte sınırdışı uçuşları düzenlemeye çabaladılar. 2009’da Frontex ”return cooperatıon” (Geri sürme/göndermek için birlikte çalışma) için 5,25 Milyon Avro harcadı. Bu Paranın 1,7 Milyon Avrosu, Göçmenlerin kökenleri ve kimliklerinin berlirlenmesi amacıyla ifade alımı ve (göçmenlere) Seyahat belgesi düzenlemek için harcandı. 2010 yılı için bu bütçe 9,341 Milyon Avroya yükseltildi ve Frontex istiyor ki 2009’un iki katı ortaklaşa sınırdışı uçuşlarını organize etsin ve kendi uçaklarını satın alsın.

Frontex 2009’da, Yunanistan’da ”return capacity builing” (geri gönderme kapasiteleri kurma) amaçlı, kısa adı Attika olan bir proje başlattı. Projenin amacı, (Yunanistan’da) kaçak kalan üçüncü ülke vatandaşlarının kimlik bilgileri ve aidiyetlerinin tespiti, seyahat belgeleri düzenlenmesi ve sınır dışı edilmelerini desteklemekti. Bir ana temada, konu uzmanlığını artırmak ve üçüncü ülkelerle daha iyi çalışmak için, ulusal düzeydeki geri gönderme işlemleriydi. Bu pilot proje üç ay sürdü, ve bu sürede tam kapasite çalışabilen bir Geri göndeme Koordinasyon Merkezi kuruldu. Nijerya ve Gürcistan Elçilikleri ile ilişkiler geliştirildi, ve (göçmenlerin) aidiyet ve kimlik tanımlama işlemleri artık ”düzgün” çalışıyor. Yunanistan, 22 sınır dışı edilecek göçmenle Nıjerya ve Gürcistan’a ortak sınır dışı etmelere katıldı. bu uygulamalara 2010 yılında da devam edilecek Midilli ve Sisam adası gibi Yunan adalarında Frontex çalışanları dökümanı olmayan göçmenlere yaklaşıp onların geldikleri ülkeyi tespit edebilmek ve /veya yaşı tutmayanların sınır dışı edilebilmesi için yaşını büyük göstermeye çalışmak amacıyla kendilerini İnsan hakları savunucusu, gazeteci ve ya tercüman olarak tanıtıyorlar. Yenilik, böyle bir ”Screening” (tarama-bölme) nin gerçekleşmiş olmasıdır. Bunun anlamı, Avrupa’da istenmeyenlerin, yani göçmenlerin iltica başvurusu yapmadan önce, gelir gelmez sınır dışı edilmek için taranıp ayrıştırılmasıdır. Hükümetlerin iddiası, uluslararsı İnsan hakları Sözleşmelerinin koşullarını yerine getirmektir. Ama bu gerçekten baskıcı ve selektif göçmen politikasının sadece modernize edilmesidir. Sisam adasındaki iltica kabul kampında kalan 150 göçmenden 120 si bu uygulamalara karşı ve güvenlik personelinin kötü muamelesine maruz kalan bir Göçmen için 12 Nisan 2010’da açlık grevi yaptılar )daha çok bilgi için: http://lesvos09.antira.info/2010/04/15/announcement-by-the-samos-group/ ).

Bu politikalara karşı, AB’nin değişik ülkelerrindeki Örgütler 1-6 Haziran 2010 tarihleri arasında ”sınır dışı makinesine karşı eylem haftası” adıyla herkesi eyleme çağırıyorlar (geniş bilgi için: www.noborder.org)

Deniz Operasyonları, EuroSUR ve Sınır Teknolojileri: Tekneli mültecilere ve kağıtsızlara karşı savaşın itici gücü olarak Frontex

AB Adalet ve İçişleri Komisyonu yeni beş yıllık programı için geçen Aralık ayında kabul edilen Stockholm Programı bağlamında açıkça ifade edildi: “Avrupa’nın, AB üye ülkelerin ulusal işgücü piyasalarının ihtiyaçlarını merkeze alan, esnek ve piyasa taleplerine odaklı bir işçigöçü politikasına ihtiyacı var… Avrupa stratejik olmalı, ve küresel atılımının mevcut tüm olanaklarını- göç profilleri ve projeler, göç ve kalkınma arasındaki işbirliği, hareketlilik ortaklıkları -merkezi göç güzergâhlarında seçilen üçüncü ülkelerle her düzeyde ve uzun vadeli birlikte çalışma lehinde sistematik olarak kullanmalı…” Karar verici aktör, metinde birçok defa vurgulandı: Frontex. Programa göre Avrupa Sınır Koruma Ajansı’nın güçlendirilmesi kilit bir role sahip.

Frontex için deniz sınırlarının özel bir anlam ifade ettiği, kurulduğu 2004 yılından beri açıkça belliydi. İlk büyük ortak operasyonlar denizde gerçekleşti, hızı ve kapsamı süreç içinde hızla gelişti. Ayrıca bütçeden de anlaşılır ki deniz operasyonları harcamaların sabit ve en büyük kısmını oluşturur. Frontex’in deniz sınırlarına verdiği özel önem, onun karakteri ile ilişkilidir: Orada sınırı belirleyen net bir sınır taşı ve sınır muhafızları yoktur. Aksine deniz, sınır yönetimi için yeni formlar bulmaya çalışan bir ajans için ideal bir deney alanı, test etmek ve sonunda kurmak için geniş ve yayılan ”adalet alanının akışkan sınırı’ bir alan olarak kalır. Göçmen hakları ve genellikle hayatları bu süreç içerisinde kaybolur. Binlerce göçmen illegal olarak geri-sınır dışı etme esnasında denizde ölüyor. Tekneli mültecileri yakalama ve geri çevirme Frontex’in günlük işidir: Batı Afrika sahillerinde (Hera Opersyonu), Ak Deniz’de (Nautilus Operasyonu) veya Ege’de Poseidon Operasyonu). Tabii ki İspanyol, İtalyan veya Yunan Sınır Polisleri, göçmen ve mültecilerin önünün kesilmesi ve Senegal’e, Libya’ya ya da Türkiye’ye geri sınırdışı etmede merkezi ve genellikle de kötü bir rol oynuyorlar. Ama militarize edilmiş Frontex Donanması sadece bu yaşamı tehdit eden, ‘insan avı’ ve haksız sınırdışı etme uygulamalarını hoşgörmekle kalmıyor. Fontex, caydırıcı bir rejim kurmak için mülteci ve göçmenlere karşı savaşın muhasebesini tutuyor, koordine ediyor ve yönetiyor.

“Ayrıca Frontex’in görevi, Avrupa Sınır Gözetleme Sistemi’nin (EuroSUR) geliştirilmesini üye ülkeler arasında koordine etmek ve 2013’e kadar doğu ve güney sınırlarındaki izleme verilerinin değiş tokuşunu temin etmektir.” (Stockholm Programı). Frontex’in bu güne kadar kara sınırlarında ve havaalanlarındaki operasyonları göreceli olarak sınırlıdır veya pilot proje bazındadır. Ama Stockholm Programı’nda özellikle vurgulandığı gibi ajans, ortak sorumluluk altında bir Avrupa sınır koruma yönetimini hızlandırmalıdır. EuroSUR, bütün teknik olanaklarla operasyon yapabilen kapsamlı ve iddialı bir izleme sisteminin adıdır. Uydular ve insansız uçaklar, bütün teknik donanımlar kullanılmalı ve bu sisteme entegre edilmelidir. Bu amaçla yüksek teknoloji firmaları uygun araçlar geliştirmek için teşvik edilmektedir. “Yeni teknolojiler, sınır koruma yönetimini daha etkili ve güvenli hale getirmek için büyük bir potansiyel sunuyorlar. Bu da diğer şeylerin yanısıra otomatik sınır geçiş kapılarını kapsıyor. Avrupa Konseyi bu alanda devam eden Frontex çalışmalarını ciddiye alıyor ve mümkün olan en iyi uygulamaları geliştirmesi için onu cesaretlediriyor…” Stockholm Programı’ndan alınan bu alıntı sadece (Avrupa’nın) dış sınırlarına vurgu yapmıyor. Gerek Avrupa Birliği Komisyonu, gerekse Frontex biliyorlar ki, AB sınırları içinde geçerli oturum belgesi olmadan yaşayanların çoğunluğu aslında yasal yollardan giriş yapmışlardı. Ama vize süreleri dolduktan sonra geri çıkış yapmadılar (overstayer). Sonuç olarak, illegal kalmaya zorlananların tespiti için her şeyden önce biyometrik teknolojiler temel alınarak devam eden Vize Bilgi Sistemi ile birlikte bir ”Entry-Exit” (Giriş-Çıkış) sistemi iki yıl önceden önerildi.

Frontex, geçmiş yıllarda giderek kirlenen imajını parlatmayı denemeye çalıştı ve öğrendi de. Frontex, sonuçta kendisini ”en iyi uygulamaları etkinleştirmek” için teknoloji sağlayan tarafsız bir kurum olarak sunuyor. Frontex insan hakları söyleminden yararlanarak, kendi önlemlerinin tekneli mültecilerin kurtarılmasına hizmet ettiğini söylüyor. Ama bunlar gerçek hedeflerin üstünü örtemeyecek kadar boş sözler. İster tekneli mültecilere karşı olsun, isterse AB içindeki ‘kağıtsız’ insanlara karşı olsun Frontex: ”yasadışı göçle mücadelede” birçok alanda oluşan anahtar bir role sahiptir. Dolayısıyla Welcome to Europe Ağı’nın yeni bildirisinde formüle ettiği şu cümle önemlidir: ”küresel hareket özgürlüğü için mücadelemizin merkezinde, Frontex karşı oyuncu rolünü temsil ediyor.” Gerekli tüm yollardan ve tüm araçlarla bu ajansa saldıralım!

Crossing Borders – Movements and Struggles of Migration Uluslarötesi Haber Bülteni 8. Sayı, Mayıs 2010′ dan alınmıştır.

http://www.noborder.org/crossing_borders/index.php

January 16, 2011 - Posted by | ezilenler, somuru / tahakkum, sınırlara hayır

No comments yet.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: