ecotopianetwork

‘Örüntü’ Kavramına Kısa Bir Giriş Denemesi – Hira Doğrul

Bill Mollison haricinde permakültür camiasında üzerinde çok durulmasa da Mollison için permakültürün belki de can damarıdır ‘örüntü’ler (patterns). Örüntü kavramının ihmal edilmesi, muhtemelen doğal olaylarda bunları yakalamak, incelemek, açıklamak ve sonrasında da tasarımlarda uygulamanın çok ciddi bir emek, bilgi ve düşünce kıvraklığı gerektirmesinden olsa gerek. Bu kısa yazının permakültür açısından [bir hayli karmaşık bir konu olan ve ancak örnekler üzerinden bol bol giderek kavranabilen] “örüntü” kavramına çok basit bir giriş yapmanın ötesinde bir iddiası bulunmuyor.

Mollison doğal olguların belli örüntüler, kendini tekrar eden biçimler, şekiller ve düzenler içinde ortaya çıktığı görüşünde. Bu örüntülerin ortaya çıkması Mollison’a göre asla tesadüfi değil, yaşam biçimlerindeki belli ihtiyaçların karşılanmasının, belli işlevlerin yerine getirilmesinin birer tezahürü. Doğal olgulardaki örüntüleri saptamak ve incelemek, o yaşam biçiminde ısıya, devinime, akışkanlığa, geçirgenliğe, döngüselliğe, hıza dair çok çeşitli bilgileri bize vermekte. Çünkü doğal olgular bünyelerinde yaşadıkları ısı, ışık, temas, devinim, basınç gibi olaylar ve süreçler sonucunda kendini tekrar eden belli şekillere bürünmekte ve belli döngüler ortaya koymakta. Biz her ne kadar o doğal olgunun ya da doğal sürecin özü, tözü hakkında kesin bir bilgiye ulaşamasak da, örüntü bilgisiyle hangi durumun içinde olduğu ya da ilişkiler ağı içindeki yeri açısından sağlam verilere ulaşabiliriz.

Dahası, bu örüntüleri, kendini tekrar eden biçimleri, şekilleri, yapıları inceledikçe doğada kendini tekrar eden bir düzenin, yaşam biçimlerinde büyüklük, hacim, uzunluk gibi ölçülerde, boyutlardaki artışta belli oranların, belli denge, tahammül ve yanyanalık sınırlarının olduğunu saptamak da mümkün. Örüntüleri kavradıkça da doğanın döngülerini ve bütünselliğini, çeşitlilikteki iç içeliği ve birliği biraz olsun kavramak mümkün hale gelmekte.

Doğadaki başlıca biçimler olarak Dalgalar (denizdeki dalgalar, kumulların dalgalanmaları), akışkan çizgiler, bulutsu biçimler, sarmallar, yuvarlak çıkıntılar, dallanmalar (ağaç dalları, nehir kolları), ağlar sayılabilir.

Mollison için örüntülerin bu denli önemli olması, bunların tasarımcı için çok sağlam bir dayanak noktası oluşturmasından. Örüntüler, hangi işlevlerin genelde hangi formlarda yerine getirildiğinin bize bilgisini verdiğinden, tasarımcıya enerji tasarrufu sağlayan, işlev ve estetik açısından tatmin edici, verimli ve sürdürülebilir yapılar kurmasını sağlar. Örüntüler aslında tasarımcının bilgileri, varlıkları, malzeme ve teknolojileri ve de unsurlar arasındaki ilişkiyi içinde oturtacağımız çerçeveyi vermekte. Misal, belli malzemeleri toplamak veya dağıtmak üzerine bir tasarım yaparken ‘dallanma’ örüntüsüne başvurabiliriz.

Dallanma örüntülerinin düz bir hat takip etmemesi, ana dal ile ondan uzanan dallar arasındaki orantı (genelde ilk hattan çıkan ikinci hat ilkinin yarısı kadardır), dallanma oranı (bire iki, yani ilk hattan iki yeni hat), dallanma sayısı (genelde 7, yani bir kütlede ana hattan en fazla 6 hat daha çıkıyor), hangi hatta ne tür davranış kalıplarının yaşandığı, hatlardaki akış hızı, taşıma kapasitesi, vb. bunların hepsi tasarımcıya kuracağı yapıda, ne hacimde ve ne hızda bir akış trafiği yaşaması gerektiği, bunları hangi genişlikteki yol hatları üzerinden aktarabileceği, hangi hatta hangi akış yoğunluğunun gerçekleşebileceğine dair bir çerçeve sunar. Örüntü bilgileri sayesinde tasarım unsurlarımız faydalı bir ilişkiler ağı içinde işler.

Mollison’ın tasarım açısından belki de en önem verdiği örüntü bilgisi, ‘kenar etkisi’dir. Doğada iki farklı yapının, oluşumun, maddenin kesiştiği sınır noktalar Mollison’a göre çeşitlilik, verim, tür sayısı, enerji akışı vb. açısından çok zengin yerlerdir. Su ile toprak, orman ile çayırlık, bir dağdaki buzul sınırı gibi iki ekosistemin birleştiği sınır bölgelerinde daha karmaşık, yeni, üçüncü bir ekosistem oluşur. Hem her iki ekosistemin de çoğu üyesi burada yaşayabilir, hem de buraya özgü yeni türler ortaya çıkar. Bu yüzden, arazi tasarımlarında ‘kenar etkisini’ azamiye çıkartacak girintili çıkıntılı, çok kenarlı yapılar (havuz, bahçe, bina …) yapılmalıdır. Çeşitlilik, akışkanlık, birleşimler yaşamı beslemekte, kapalı sistemler zamanla durağanlaşarak çürümektedir.

Tasarımda kenar sayısı arttıkça ‘kenar etkisi’ de artmakta.

[‘kenar etkisi’ için ayrıca Erol Scott’un yazısı: http://patikayolculari.wordpress.com/2009/08/28/sinir-etkisi/ na bakılabilir.]

Mollison geleneksel toplulukların örüntüleri her zaman, her yerde kullandığına dikkat çeker. Örüntüler evleri, halıları, dış duvarları, silahları, hatta bedenleri süsler; şarkılarda, danslarda, masallarda defalarca yinelenir. Bu semboller, şekiller, motifler temel, yaşamsal bilgilerin topluluğun bütün bireyleri tarafından içselleştirilmesini sağlar. Böylece yön bulma, iklim akışları, tıp, ekin, hayvanlar, coğrafyadaki dönüşümler gibi pek çok bilginin bireylere aktarımının yanı sıra 9, 11, hatta 20 yıllık döngüler ve karmaşık olaylar öngörülebilir. Mollison’a göre bizim kullandığımız sayılar ve harfler ise örüntülerin, dolayısıyla da yaşamsal bilgilerin öğrenilmesi açısından bir faciadır. Harfler ve sayılar kendi başlarına bir anlam taşımaz, bütün yaygınlık iddiasına karşın temel, yaşamsal bilgiler son derece dar bir kitlenin elindedir, hatta öyle ki bireylerin kendi başına ayakta kalamaması ve hiyerarşik bir yönetim mekanizmasına bağımlı olması için, özellikle onlardan esirgenmektedirler. [Günümüzün 11-12 yıllık temel eğitim sistemi barınma, beslenme ve birarada yaşamaya ilişkin bu yaşamsal bilgiler haricindeki her şeyi körpe zihinlere boca etmektedir.] Üstelik bu tür bilgiler kolaylıkla unutulabilirler [oysa dans ederek öğrenilen bir örüntü artık bünyeye kazınır].

 

Mollison’ın bununla ilgili verdiği sayısız örnekten işte sadece biri: Avustralya yerlilerinin kamplarına her gidişinde Pitjantjatjara yerli kadınlarının pencerelere ve giysilerine çok karmaşık birtakım örüntü desenleri çizdiğine tanık olur. Bu şeklin anlamını öğrenmeye çalışsa da kadınlar bu bilginin kadınlara has olduğunu söyleyerek onu cevaplamaz. Bir süre sonra ufak bir uçakla çölün üzerinden geçerken kaybolurlar; Mollison yukarıdan çöle baktığında bu şeklin bir ekolojik harita olduğunu anlar. Kadınlar çölün ekolojisiyle ilgili bilgileri bu şekil üzerinden gündelik yaşama aktarmaktadır. Bu şekil akla kazındığında çölün bir bölgesine hiç gitmemiş bir kabile üyesi eliyle koymuş gibi aradığını bulabilmektedir. Ya da nereye ağaç dikilebileceği veya dikilmeyeceği gibi bilgiler nesilden nesile aktarılmaktadır.

Fotoğraflar © patternunderstanding.pdf

Son olarak, Mollison düz mantığa dayalı, cetvelle çizilmiş gibi duran çizgisel, ‘düzgün’ yerleşim tasarımlarının sürdürülebilirlik açısından sınıfta kaldığını söyler. Doğada mükemmel bir yuvarlak ya da kare yoktur, doğanın şekilleri yamuk yumuktur, karmaşık, karışıktır. Sürdürülebilir yerleşimler kurmanın temel ilkesi de doğayla uyumlu örüntülere başvurmaktır. Bir ev yaparken, bir bahçe, havuz, su bendi oluşturuken ya da bir köy, herhangi bir insan yerleşimi kurarken belli yapılara özgü belli oranları, dinamikleri, büyüklük, taşınabilir nüfus ve yan yanalıklardaki tahammül sınırlarını sürdürülebilir kılmanın yolu örüntülerin dilini bilmekte yatar.

Kaynakça:

  • A Designer’s Manual, Bill Mollison; Tagari, 1996.
  • Designing for Permaculture, Bill Mollison; Yankee Permaculture, 1981.

Yazan: Hira Doğrul, Permakültür Platformu

http://permacultureturkey.org/%E2%80%98oruntu%E2%80%99-kavramina-kisa-bir-giris-denemesi/

May 6, 2011 - Posted by | ekokoy - permakultur, ekoloji

2 Comments »

  1. Hizli firsat!

    Biz uluslararasi islem iyi güvenilir, güvenilir. Bu firsati kaçirmayin lütfen, buraya gelecek 2014 yili dogru yatirim baslatmak için bir firsattir. % 100 emin ol daha fazla bilgi için e-posta MMV (vandamariana111@gmail.com) Sen garanti.

    Eger tarim için bir kredi ihtiyacim var mi? Is için kredi? yapimi için kredi? Yatirim kredisi? Ögrenci kredi? Borç konsolidasyonu kredi? Bu bir firsattir, kullanimi ve yeni bir hayata baslamak. Daha fazla bilgi (mrsvandamariana@yahoo.co.uk) için e-posta MMV.

    Allah lonca tüm …

    M.M.V LTD.

    Comment by Vanda Maria Mmv | August 31, 2013 | Reply

  2. Marvelous, what a blog it is! This weblog presents useful data to us,
    keep it up.

    Comment by Kilazard.com | April 9, 2015 | Reply


Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: