ecotopianetwork

Permakültür Birlikleri (Guilds) – Ben Haggard

(çeviri: hira d.)

Permakültür bahçeleri, ormanlar, bozkırlar ve diğer doğal toprak örtüleri gibi bitkiler, hayvanlar ve mantarlar arasındaki dayanışma ilişkilerine göre örülür. Permakültür doğal süreçlerle kavga etmektense doğa ile uyum içinde işler; permakültür bahçıvanları sağlıklı, capcanlı ortamlar yaratmak üzere geniş çaplı ittifakların yardımına başvurur.

Bir permakültür alanı yaratmadaki kilit stratejilerden biri “birlikleri” kullanmaktır. Bir birlik, bitkiler, hayvanlar ve mantarlardan oluşan ve bütün üyelerine destek sağlayacak şekilde dayanışarak iş gören bir topluluktur. Bir permakültür bahçesi, doğal ormanlarda vuku bulan çeşitli işlevsel ilişkileri aynen uygulayarak bir gıda ormanı yaratma fikrine dayanır.

Birliklere doğada sıkça rastlanır. Örneğin, ormandaki bir alaçam ağacı boy atan sürgünlerinde şeker üretir. Sincaplar bu besleyici sürgün uçlarını kemirir. Sincaplar yüksek protein değerine sahip mantarları yemek için ağacın dibine iner. Sincaplar artık şeker, protein ve etkinleşmiş mantar sporları içeren dışkılarını ağacın dibindeki toprağa bırakır. Etkin haldeki ve besinlerle sarıp sarmalanmış mantar toprağı filizlendirir. Ağacın köklerinde büyüyen mantar, toprağın içinde ağacın kullanacağı besin maddeleri üretir. Ağaç bu besin maddelerini yeni sürgünler çıkarmak için kullanır. Bu böylece devam eder.

“Birlikler” kavrayışı doğa üzerine düşünmenin yeni bir yolunu bize sunar. Tek tek nesnelere -ağaç, mantar ya da sincap- bakmaktansa, iç içe geçmiş bir ilişkiler ağını görebiliriz. Mantar olmaksızın ağaç ihtiyaç duyduğu besinleri elde edemez. Sincap olmaksızın ağaç ihtiyaç duyduğu şekeri aşağıdaki mantara ulaştıramaz. Sonuçta da ağaç güçten düşer ve ölür. Aynı şekilde, sincap da beslenmek için ağaca ve mantara ihtiyaç duyar. Bu karşılıklı bağımlılık ilişkileri fark edilince, hayvanlar ile bitkiler arasındaki ayrım daha az anlamlı hale gelir. Biri nerede başlamakta, diğeri nerede bitmektedir ki?

Beyni biraz yoruyor belki, ama işe yarıyor. Sadece şeylerin kendisine değil, şeyler arasındaki ilişkilere de bakarak, gerçekten sürdürülebilir alanlar yaratmak mümkün hale geliyor. Eğer bir ağaç dikerken, bunun sağlıklı ve verimli bir hayat sürmesini sağlamak üzere ona yardımcı olacak bütün canlı unsurları da oraya sokarsam, bir sürü iş yükünden kurtulmuş olurum. Tasarımımda bu ilişkileri ihmal edersem, (gübreleme, sulama, budama, vb. yaparak) arayı kapatmak durumunda kalırım. Ya o ağacın kölesi haline gelirim ya da ağaç bu ihmalkârlığımdan dolayı zorluklar yaşar.

Bir bahçıvan “birlikler” kavramını pratik olarak ne şekillerde uygulayabilir? Örneğin, meyve ağaçlarına bakalım. Pek çok meyvelikte ve bahçede meyve ağaçları tek başına dikilir, genellikle diplerinde de otlar bulunur. İşin komiği, meyve ağaçları ile otlar kadim düşmanlardır. Aynı besinler ve su için rekabet ederler. Yani, birbirlerine destek vermezler.

Ben meyve ağaçlarını çok yıllıklar, soğangiller, çalılar ve tek yıllıklardan oluşan zengin bir karışımın içine dikerim. Bir elma ağacında kullanacağım tipik bir karışım azot bağlayıcıları, böcek çekici bitkileri, arı çekici bitkileri ve diğer faydalı türleri içerecektir. Azot bağlayıcılar kökleriyle topraktaki bakterilerle çeşitli ilişkiler kuran, bu bakterilerin atmosferdeki azotu bitkilerin kullanabileceği bir hale sokmasına olanak tanıyan bitkilerdir. Bahçenizde azot bağlayıcı bitkiler bulundurmak, mekanınızda kendinize ait bir biyolojik gübre fabrikasına sahip olmanız anlamına gelir. Bu nedenle, ben doymak bilmez bir azot bağlayıcı bitki toplayıcısıyım.

Elmalar ile birlikte kullanmayı en sevdiklerim arasında fiğ, Sibirya bezelye çalısı, yalancıakasya, acıbakla, mor yonca ve bahçe bezelyeleri ile fasulyeleri yer alır. Bunların hepsi baklagil ya da bezelye ailesindendir. Ayrıca baklagil olmayan (çoğu yenebilir meyve veren) çeşitli azot bağlayıcı bitkiler, özellikle de İğde kullanırım. Çölde, yani azotun bir hayli kıt olduğu bir yerde yaşadığımdan, yerel ağaçların ve çalıların çoğu azot bağlayıcıdır. Meyveliklerimde yerel türleri sıklıkla kullanırım.

Ağacın azot ihtiyacını bu şekilde karşıladıktan sonra, dikkatimi diğer önemli meselelere verebilirim. Her zaman böcekleri, özellikle de zararlı hayvanları kontrol altında tutan yararlı türleri çekecek yönelik bitkiler ekerim. Bahçemde pek çok farklı türün yaşıyor olmasından emin olmak isterim. Onların gelmesini sağlamanın bir yolu onlara nektarlı çiçekler sunmaktır. Yararlı böceklerin çoğu en başarılı işlerini bebekliklerinde çıkarır. Yetişkin olduklarında nektara ihtiyaç duyarlar. Onlar için mutlaka şemsiye şeklindeki çiçeklerden dikerim. Bunlar arasında tere, rezene, maydanoz, civanperçemi, kişniş, yabani havuç, keraviye, vb. sayılabilir. Avcı yaban arıları, zarkanatlar ve uğurböcekleri bu nektar kaynaklarına bayılır.

Arılar için de bitki ekerim. Meyve ağaçlarında döllenmenin iyi bir şekilde gerçekleşmesi için arılar şarttır. Arılar ayrıca bal, arı sütü, arı poleni ve balmumu üretir, dolayısıyla sağlıklı bir kovan bahçemin üretkenliğini ciddi şekilde artırır. Lakin, baharda açan elma çiçekleri sadece birkaç hafta kalır, ki bunlar bir kovan için yeterli değildir. Arıların ilkbaharın başından sonbaharın sonuna dek yararlanabilecekleri çiçekli bitkiler dikmeye çalışırım. Akasya ağacı, üçgül ve diğer baklagiller hem azot bağlar hem de arılara besin sağlar. Güz ahududuları ile yıldızçiçekleri mevsimi daha da uzatır. Bir bahçe planlarken, bir kovana niyetlenmesem bile, arıları mutlaka hesaba katarım.

Daha büyük yaratıklara yönelik olarak da plan yapmak mümkündür. Yaygın yer örtücüler ve biraz su bahçe yılanlarını, kertenkeleleri, karakurbağalarını ve kurbağaları davet eder – hepsi de mükemmel ve kendi başlarına hareket eden musallat böcek avcılarıdır. Kuşlar da her gün bol miktarda böcek yiyerek çok fayda sağlayabilir. Kuşların dışkıları yüksek kalitede fosfat içerir ki, bu ağaçların ihtiyaç duyduğu gübrelerden biridir. Ağaçların dallarına tünediklerinden, kuşlar dışkılarını tam da en çok ihtiyaç duyulan yere bırakır. Meyve yetiştiricilerinin bir kısmı kuşlara karşı ihtiyatlıdır, ancak ağaçların civarında kuşların bayıldığı yabani meyveler ve yemişler bulunursa, zararları asgari düzeyde kalır. Ben hep “hepimize bol bol var” diye düşünürüm, özellikle de bahçemdeki hayvanlar pek çok işi benim yerime yapıyorsa!

Bazı permakültürcüler düşen meyveleri temizlemeleri, çeşitli böcekleri yemeleri ve toprağı eşeleyip gübrelemeleri için meyveliklerine kümes hayvanlarını sokar. Büyücek bir bahçe için bu mükemmel bir yaklaşımdır, ancak bunun dikkatli bir şekilde planlanması gerekir. Birkaç tavuk göz açıp kapayıncaya bütün marullarınızı yok edebilir.

Bitkiler arasındaki diğer önemli bir ilişki de mekansal ilişkidir. Ağaçların altı gölgedir. Ağaçların güneybatı tarafında zemin daha çok güneş alır, daha çok ısınır ve kurur, kuzeydoğu tarafındaysa tam tersi koşullar gerçekleşir. Birkaç metre içindeki bu değişen koşullara “mikroiklim” denir. Farklı bitkiler farklı mikroiklimlerde daha rahat eder. Bulunduğum yer olan yüksek çölde, bitkilerin çoğu meyve ağaçlarının sunduğu gölgeyi ve korumayı minnetle kabullenir. Kuzey ve doğu taraflara frenküzümü, ahududu, çiçekler ve sebzeleri koyarım. Ağacın altına karakafes otu, yabani soğanlar, güngüzeli ve diğer yer örtücülerden ekerim. Burada sıcağın ve rüzgarın vurduğu güney ve batı tarafına, bir çeşit sağlam yerli rüzgarkıran çalıları güneybatıya dönük şekilde ekerim. Domatesler de sıcağı ve güneşi sever, dolayısıyla güneye ekilirler.

Bahsettiğim bütün bu bitkiler, kuru ama soğuk bir iklime sahip, yüksek rakımdaki yaşadığım yerde mutlu mesut yaşar. Deneme yanılmalar ve biraz aklıselimle bahçemde iyi işleyen birliktelikler yarattım. Ülkenin diğer yerlerinde, bahçıvanlar bulundukları bölgede neyin iş göreceğini yine deneyerek ve fikir alışverişleriyle bulacaktır. Temel ilkeler her yerde geçerlidir:
1) Bir bitkiyi ya da hayvanı bir ağın ya da ilişkiler ağının bir parçası olarak düşünün.
2) Dikim planlamanıza faydalı ilişkileri katmaya çalışın.
3) Gübre sağlaması için azot bağlayıcı türleri kullanın.
4) Musallat böceklerle mücadeleye yönelik bitkiler dikin.
5) Mikroiklimleri lehinize kullanın.

Birlik oluştururken sizlere kolay gelsin!

Ben Haggard bir permakültür yazarı, tasarımcısı ve öğretmenidir; Santa Fe’de (New Mexico) yaşamaktadır. [email: HomegrownTexas@yahoo.com]

Yazının orijinal adresi: http://www.homegrowntexas.com/issues/JulAug05/index.html

http://permakulturplatformu.org/?p=1193

May 6, 2011 - Posted by | ekokoy - permakultur, ekoloji

No comments yet.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: